Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744
E-Dergi
hakanay09 Tarafından Yapılan Yorumlar
Hayran kaldım. Yazar o mükemmel hayal gücüyle dini, siyaseti, sosyal yaşamları ve daha bir çok konuyu o kadar güzel eleştirmiş ki... Kitap tamamı ile insanlığın su anda da var olan bütün sorunlarının doğuş sebeplerini oldukça ironik bir dille ele almakta ve çok güzel dersler vermektedir. Muhakkak okunması gereken bir kitap. Yazarın Fransız olmasından dolayı Fransa tarihinde önemli şahsiyetleri kitabında farklı isimlerle anlattığını düşünüyorum. Bu durum kitabı daha çekici kılıyor. Örneğin Pembe kız karakterini Fransa'ya savaşlarda büyük manevi destek sağlayan Azize Jeanne d'Arc'a benzettim. Trinco karakteri tam bir Napolyon benzetmesi:) Aucupis karakteri Voltaire'nin tıpkısı... Ve daha nice karakterler nice kişileri temsil ediyordur fakat Fransa tarihine o kadar hakim değilim.
Jane Austen'ın ölümünden önce tamamladığı son romanıdır. Jane Austen, yaşadığı toplumu ironik ve sert bir dille eleştirirken, 19. yüzyıl başı İngiltere'sine ve İngiliz orta sınıfının aile, evlilik, servet, mevki konularındaki görüşlerine de geniş bir pencere açıyor. Gençken aşık olup, çeşitli doğrucu davranma baskıları sonucu bir araya gelemeyip ayrılmış Anne Elliot ile Yüzbaşı Wentwort'ün yıllar sonra tekrar karşılaştıklarında yaşadıklarını anlatıyor.
Beş Paralık Roman tek kelimeyle muhteşemdi, bayılarak okudum. Savaş ve sistem eleştirisi muazzam bir kurguya yedirilmiş, son derece sağlam karakterlerle anlatılmış. Hem edebi açıdan oldukça doyurucu, hem de eleştirileriyle oldukça sarsıcı bir klasik. Bertolt Brecht’in tarzı Charles Dickens’a benziyor biraz, özellikle Müşterek Dostumuzu anımsattı kitap yer yer. 1900’lerin başında, Afrika’daki İngiliz sömürgelerinde savaşlar sürerken, Londra’daki insanlar, askerler, halk, tüccarlar, politikacılar ve finans sektörü resmediliyor. Oldukça akıcı ve sürükleyici. Mutlaka ama mutlaka okuyun.
Birbirinden derin, sürükleyici, düşündüren hikayelerden oluşan bir dünya klasiği.
Hemen hemen tüm hikayelerde başrolünün birisi ölürken, diğerleri hayatı kabul ederek, fark ederek yaşamaya kaldığı yerden devam ediyor. Ölümü kabul edilebilir bir ölçüye çeken Çehov, yaşamaya da gerekli önemi atfediyor.
Ölümle yaşam kıskacında etkili bir dil..
Çehov külliyatının küçük bölümünü oluşturan bu öykülerde Rusya Tarihi kitabında görmediğim bilgilerle karşılaştım. Örneğin âlim değil, ârif diye nitelenen Türk köylüsü gibi Rus köylüsü de okumasa bile doğadaki tecrübeleriyle ilmî olarak gayet dolu. Yine topluluk içinde sol el ile yemek yemenin hoş karşılamadığını, bülbülün sevilirken Hz.İsa'yı çarmıha gerenlere çivi taşıdığı gerekçesiyle serçeden pek hazzedilmediği, ayrıca bizim gerileme dönemlerinde yaşadığımız sosyal bozulmanın kuzeydeki komşumuzda da benzer biçimde cereyan etmesi satır aralarında dikkatimi çeken noktalardı.