Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744
E-Dergi
hakanay09 Tarafından Yapılan Yorumlar
Göz yaşlarımı kontrol etmeye çalışırken, kendime bunun sadece bir kitap olduğunu hatırlatıp durdum.
Yazarın okuduğum ilk eseri öyle özenle de seçmeden üstelik, ard arda okuduğum psikoloji eserlerine kısa bir ara vermek niyetindeyken bir anda kendimi bambaşka hikayelerde buldum..
Bir yaz tadında küçük bir kasabada ,terlik rahatlığı , uyumsuz bir kaç parça kıyafetin yanmış bir yüzün ve terleyen bir bedenin bütünüyle okudum eseri. Kimi zaman serseri bir takımın heycanli bir macerasına, kimi zaman üniversitede devrim coşkusunda , arada gözyaşlı yalnızlık belasında belki de en çok babalık noktasında..
Duygularımın yönlendirmesi ve beni ele geçirmesini ekleyerek not düşüyorum tüm bunları yazarken. İyi ki tanıştım seninle iyi ki..
Bir hayattan ve kişiden başlayıp onun çevresinde dolanıp başka insanlar üzerinde sizi gezdirerek bir anlatım yolu kullanıyor yazar. Başta zannediyoruz ki gelişigüzel kişiden kişiye zıplamadır bu anlatımda. Fakat sonra anlaşılıyor ki aslında anlatılan insanların hemen hepsi birbiriyle bağlantılı kişiler. Örneğin bir define kazısında hasbelkader bir araya gelmiş olan kişilerin hayatları ve çevreleri ve doğumlarından itibaren olan dertleri, karakter inşaları…
Öyle ki bir yavrunun doğumuna şahit oluyorsunuz okurken, onun depremde göçük altından annesiyle kurtuluşuna şahit oluyorsunuz ve sonra o kızın büyüyünce aynı anda pek çok erkeğin ilgisini üzerinde toplayan bir kadın oluşuna… Ya da tam fuhuş yaparken depreme yakalanıp kurtulup o anneyle kızını kurtaran iyi kalpli adamın önceden ve sonradan yaptıklarına…
Kitap bittiğinde diyorsunuz “İşte dünya da insanlar da bu kadar!”.
Ekmek arası helva gibi, sobanın üzerinde yanan portakal kabuğu gibi, plastik topun kokusu gibi kokuları, tatları alıyor Mahir Ünsal Eriş ve kitapla birlikte yanı başımıza koyuyor. bu duygularla ne yapacağımızı ise tamamen bize bırakıyor. mizahı daha geri planda, hüznü ise çok daha derin. her bir öykünün altında hemen hemen bir travma beklemekte. Kitabın ismi de isabetli kitap isimleri konusunda ilk sıralara yerleşecek kadar güzel. Bahsettiği şeyler üzücü olaylar, çok fazla ölüm var, ayrılık var, kayıp var hepsinden öte özlem var. tüm bunları öyle bir anlatıyor ki hayatın tüm koşturması içinde detaylar gibi, gündelik gibi sıradan gibi.
Osmanlı'nın karanlık yüzü cellatların, çocukluklarından başlayarak bu meslek için nasıl yetiştirildikleri, mesleği babalarından devralma sürecinde yaşadıkları keder ve onur mücadelesi, nefretle başlayan bir aşk hikayesi eşliğinde anlatılmış. Biçimsiz taşların altında yatan, isimsiz cellatların az bilinen ve hüzünlü hayatlarının kapısı duygusal bir kurgu ile aralanmış.
Hayatından kırmızı karınca geçenlere ne mutlu yada birilerinin hayatında kırmızı karınca olabilmek ne güzel dünyayı güzelleştirmek insanlara farkındalığı fark ettirmek en büyük erdem olsa gerek.