Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Mustafa Taşkın Tarafından Yapılan Yorumlar

30.12.2024

Aziz Nesin'in ortaokul çağlarını anlattığı özyaşamöyküsü. Anılar çoğunlukla Kuleli Askeri Ortaokulu yıllarına dayanıyor, sınıf arkadaşları ve öğretmenleri üzerine yoğunlaşıyor. Kendisi de bazı hassas konulara değinmekle değinmemek arasında kaldığını fakat o dönem kendisi ile aynı şeyleri yaşayan arkadaşlarının da teşviki ile (bazılarının yapma demesine rağmen) dönem arkadaşları arasında yaygın olan eşcinsellik ve "oğlancılık" eğilimlerine yer veriyor. Bu anıları okumak gerçekleri duymanın ağırlığını insana yaşatıyor. Genel olarak cumhuriyetin ilk yıllarında paçasını kurtarmaya çalışan bir yoksul çocuğun mücadelesi hem sempatik hem de hüzünlü.
16.11.2024

Kitaptan Emrah Sefa Gürkan‘ın YouTube üzerinden yayımlandığı bir program vesilesi ile haberdar oldum, edindim ve okudum. Eskiden okullarda münazaralar olurdu. Genelde verilen konu kar siyah mıdır beyaz mıdır gibi ilk bakışta gayet net olan bir şeydi. Buna rağmen kar siyah yağar düşüncesini savunan grubun bu yarışmayı kazandığı da olurdu. Aslında önemli olan neyi savunduğu değil nasıl savunulduğudur. Bu kitapta yazar bana kar siyah yağar düşüncesini savunan başarılı bir öğrenci hissi verdi. Yazar, zaten kitabın başında bu kitabı bazı ön kabulleri sorgulatmak için kaleme aldığını ifade ediyor. Bunu da gayet iyi bir biçimde başarıyor. İlkokul sıralarından bu yana bize öğretilen “insanlar önce ilkel bir biçimde avcı toplayıcı hayatı benimsemişken zamanla medeniyet gelişti ve yerleşik hayata geçerek tarımla uğraşmaya başladılar” öğretisi ne derece mantıklı, gerçekçi ve ikna edici bir senaryo? Bu soruyu soruyor ve cevabı yine bizlere bırakıyor.
11.08.2024

Kitabın çevirisi bana kötü dublajlı senaryosu fena olmayan bir yabancı film izliyormuş hissi verdi. Konu ilginç ama konuşmalar, tepkiler yapay. Öyle olunca akıp gitmedi, biraz ite kaka bitirebilirim. Bitince de sadece “iyiymiş” deyip kenara kaldırdım. Denk gelirse okunabilir, okunmaması eksiklik değildir.
09.07.2024

Gündelik hayat filozofu Alain de Botton bir aşk hikayesi yazmamış, aşk hakkında bir hikaye yazmış.Tıpkı hayat gibi, filizlenen, olgunlaşan ve zamanla solan bir aşkın hikayesinde insana farkındalık kazandıran bakış açıları ile beraber ilginç tespitler de yer alıyor.Kendi adıma kitapta okuduğuma memnun olduğum bazı kısımlar şöyleydi; Yatak odasındaki felsefeci, diskodaki felsefeci kadar gülünçtür, her ikisinde de gövde ön plandadır dolayısıyla akıl sessiz, ilgisiz bir yargı aletine dönüşür.sayfa 140

Yaşamım boyunca taşıdığım bir ismim var.Altı yaşındayken bir fotoğrafta gördüğüm "ben" ile belki altmış yaşımda bir fotoğrafta göreceğim "ben" aynı harflerle yazılıyor.Oysa zaman beni bu arada tanınmaz hale getiriyor.Ağaca ağaç diyorum ama o ağaç yıl içerisinde çeşitli değişimlere uğruyor.O ağacı her mevsim yeniden adlandırmanın yaratacağı karmaşayı engellemek için süreğen olanın üzerine temelleniyor dil ve ağacın bir mevsim yapraklı bir mevsim çıplak oluşunu göz ardı ediyor.sayfa 140
24.06.2024

Serinin ilk üç kitabından daha çok beğendim. Hikayeler daha günümüzden, daha güncel. Biraz daha uzun tutulmuş, serinin ilk kitapları daha ziyade “zırtlanlık” üzerineyken ya da bitirdiğimde o tür öyküler bende daha kalıcı etki bırakmışken bu kitapta hayata dair iç burkan detaylar daha derin etki bıraktı. Yine umutcuğum için “yav nerden yaşamış da yazmış bunu, o yaşta o hayat tecrübesinde imkansız, bunu yaşamayan bilemez” dedirten tatlı tatlı gülümseten bazen de ah çektiren hikayeler yazmış. Teşekkürler umut, beşi beklemeye başladık.