Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Mustafa Taşkın Tarafından Yapılan Yorumlar

11.04.2024

Kitap İoanna Kuçuradi 'nin insan hakları ile alakalı görüşlerini öğrenmek adına güzel bir kaynak. Çeşitli yıllarda seminerlerde gerçekleştirdiği konuşmalarından ve bazı süreli yayınlara göndermiş olduğu yazılarından oluşmakta. Bu nedenle okunması kolay, felsefe metni olmalarına rağmen masa başında sakin kafa ile okunması zorunlu metinler değiller. Üzerinde düşünmemi sağlayan bazı tespitlerinden alıntılar yapmak istiyorum;
- Sosyal ve ekonomik haklar "korunmaz" ancak "tanınabilir"
- üçüncü dünya ülkelerinde sosyal eşitsizlik yaratan bir durum, sıkıntıları, eksiklikleri kısacası "yokları" paylaştıramamalarıdır
- insan onuruna uğradıkları değil, yaptıkları zarar verir çünkü insan yaptıklarından sorumludur, uğradıklarından (maruz kaldıklarından) değil.
- önemli olan devletin insan haklarına saygılı olması değil, insan haklarına dayalı olmasıdır.
09.02.2024

Çok değil üç dört kuşak önce birçoğumuzun dedesi, ninesi kendi bahçelerinde ektikleri meyveleri toplayıp, kendi yetiştirdikleri hayvanlardan elde ettikleri yumurtaları ve sütleri kullanmaktaydı. Son birkaç nesildir gittikçe hayatımızı kolaylaştıran yemeklere ve eşyalara yabancılaştık. Yazarın bu kitapta yapmaya çalıştığı şey de bu yabancılaşmayı ortadan kaldırarak eşyanın ve yemeğin serüvenine ulaşmak. Market rafına uzanıp almak zahmeti kadar uzak ton balığı konservesi o metal kutunun içine hangi süreçlerden geçerek ve nasıl bir lojistik ağı izleyerek bizlere ulaşıyor. Sıkışık trafikte akşam yemeğine geç kalınca torpido gözünden çıkartıp açlığımızı yatıştırdığımız bisküvilerin isimleri nasıl seçiliyor, hangi koşullarda üretilip bizim hizmetimize sunuluyor. Bu kitap biraz da hayatımızı kolaylaştıran nesneleri tanıyarak onlara ve onları bize sunanlara bir şükran mektubu hissi uyandırdı bende. Statü Endişesi’nden sonra favori Botton kitabım oldu diyebilirim.
20.12.2023

Başarılı gazeteci Çetin Altan’ın millet meclisinde vekil olarak geçirdiği dört yılda meclis çatısı altında şahit olduğu anılar, kapalı kapılar ardında dönen hesapları ve dedikoduları oldukça insani yönleri ile aktardığı bir eser. Yazarın siyasi görüşü kitaba neredeyse yansımamış; kitap bir propaganda aracı olmaktan oldukça uzak. Tamamen insana odaklanmış. İdealist hayaller ile Ankara’nın yolunu tutmuş ortalama bir vatandaşın yaşadığı hayal kırıklığı, diğerlerine benzememe çabası, diğerlerini gördükçe onlar adına utanması, temsil ettiğini düşündüğü millet için ümitsizliğe kapılması. Aslında bana oldukça insani geldi, değişmediğimizi gördükçe üzüldüm ama ülkemizin içinde bulunduğu kaygı, stres ortamının elli yıl önce de aynı olduğunu görmek biraz da bu durumu kabullenmeme yardım etti. Siyasi doktrin olmaktan uzak bu kitabı okumak meclisin nasıl işlediğini ve çalıştığını anlamanıza yardımcı olacaktır. Tek eleştirebileceğim yanı meclis zabıtlarının uzun uzun kitaba eklenmesi oldu.
20.12.2023

Mahfi hoca gerçek bir cumhuriyet insanı, hayatını işine ve memuru olmaktan gurur duyduğu devletine adamış bir aydın. Bu kitapta hocanın özel hayatına, çok da özel olan kısmına girmeden şahit oluyoruz. Kitap sayesinde hem 1950 sonrası orta sınıfın hayatını, sosyal ve siyasal gelişmelere nasıl temas ettiklerini görüyoruz. Mahfi hoca bunu kendine has üslubu ve dönemin aktüel basın organlarında yayımladığı günlük makalelerine atıflarla bezemiş. 2000’lerin başında basılmış bu kitabı okurken gazetede yayımlanmış makalelerin yaklaşık 25 yıl sonra ne kadar güncel olabileceği konusunda şüphelerin vardı fakat gördüm ki bugün dertlerimiz, kaygılarımız, yazarın deyimiyle korkularımız neyse bundan 70 sene önce de aynıymış 20 sene önce de aynı. Muhtemelen bundan 50 sene sonra da aynı olacaktır zira değişmesi için bir neden göremiyorum. Hasılı light günlük ekonomiye, iktisada, güncel politikaya ilgi duyanların severek okuyacağını düşündüğüm bir anı kitabı.
20.12.2023

Bu kitap biraz da kafasını dağıtmak isteyen ama boş bir şeyler de okumak istemeyenlere hitap ediyor. İsmi de ancak bu kadar yakışır; Pazar sabahı. Mükellef bir kahvaltıdan kalkılmış, tüm gün dinlenecek olmanın mutluluğu, kendine vakit ayıracak olmanın yarattığı huzur. Ele alınacak kitabın ne siyaset meydanı kıvamında ne de vampirli kurt adamlı lakaytlığında olması gerekir. Hayatını siyaset bilimine hayatını adayan M.A.Kılıçbay hocaya kendi anlatımı ile metazori olarak yazdırılmış “Pazar sabahı” yazıları bunun reçetesi.
Kitabın özetinde anlatılan “Pazar günü çılgınlığı” içerikte kalitenin müjdecisi. Kitapta hem öğretici hem de “light” diye tabir edilecek yazınlar var. İstanbul’un fethi ve çağlar süren yağmalanması, Osmanlı’ya dair tevatür nev’inden söylentiler, Ankara ve İstanbul arasında yüz yıla yayılmış çekişme, odadaki fil kabilinden genelevler, türban gibi kitabın yazıldığı 2000lerin başına damga vurmuş pek çok konu kitapta gayet nezih ve akıcı bir üslupla kendine yer bulmuş.