Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930
E-Dergi
Mustafa Taşkın Tarafından Yapılan Yorumlar
Böyle gelmiş böyle gitmez isimli özyaşamöyküsü üçlemesine eşlik edebilecek bir anı kitabı. Okurunu acı acı tebessüm ettiren ülkede 1940lardan bu yana (muhtemelen daha önce de) değişen bir şey olmadığını gösteren bir şey eser. İçerisinde yer alan insana dair tespitler de etkileyici 52. sayfada yer alan “zenginler yoksullardan daha ucuza yaşar” cümlesi çağlar aşan, insanı kendisine hak vermekten başka çare bırakmayan bir ifade. Huzur içinde yatsın Aziz Nesin.
B.Dellaloğlu bu kitap için “böylesine bir kitabı bu kadar geç fark ettiğim ve okuduğum için pişmanım” diyordu. Öyle olunca büyük beklenti ile okumaya başladım.
İlk kısmı “okuruma mektuplar” doğrudan okura hitaben yazılmış mektuplar. Ben bu tarz konuşma üslubuna sahip yazınları sevemiyorum, ama yapmacık geliyor. ayrıca işlediği temalar yoğunlukla divan edebiyatı ve yazarın dil konusundaki “takıntıları” beni çok açmadı, hatta ne yalan söyleyeyim uzun uzun şiirlerin övüldüğü sayfaları atlayarak okudum.
İkinci kısım “prospero ile caliban” Besim hoca kadar olmasa da beni de etkiledi. Kesinlikle okumaya değer bir eser fakat herhangi bir ortamda “bu zamana kadar okumadığıma pişmanım” diye bahsedebileceğim bir kitap olmadı benim için. Yazarın, aydının bireysel gelişimi ve toplumsal gelişime hizmet etmesi konusundaki görüşlerinin tamamına katılmasam da temellendirilmiş ve altı doldurulmuş görüşleri insana ufuk katıyor.
Kitabı çok sevdim. Henüz 1906 gibi arkeolojik ve antropolojik verilerin emekleme aşamasında olduğu bir dönemde yazılmasına rağmen kurgusu ve sürükleyici üslubu ile elden bırakamıyorsunuz. Kitabı okurken kitapta hikayesi aktarılan sonradan hominid olarak adlandırılacak kahraman kocadiş bana kendi memleketim Mersin’in 1100 rakımlı bir kasabasında bundan binlerce yıl önce kurulan yaşamları düşündürdü. Kışın metrelerce kar olan toroslarda yaşam mücadelesi veren ilkel atalarımıza yaşadıkları korkular ve hayatta kalma çabaları için saygı duydum. Kitabı bir antropoloji sohbeti esnasında tavsiye almıştım, antropolojiye ilgi duyan okurlara ben de tavsiye ederim.
Son olarak çevirmene de teşekkür ederim. iyi kitap çevirmenin sadece eksiksiz bir metin ve akıcı bir üslup oluşturmak olmadığını kitaba düştüğü şerhler ve sonsözü ile bizlere göstermiş...
Denemeler ve Montaigne üzerine bir deneme. Kitaptan yapay zekaya sorduğum “Alain De Botton okumaktan keyif alan birisi başka hangi kitapları sevebilir” sorusu ile haberdar oldum. Gerçekten de günlük hayat filozofu De Botton ‘un çağlar ötesinden üstadı Montaigne’yi tanımama ve sevmeme vesile oldu. Kitap özellikle Montaigne ‘nin hayatını, hayata bakışını ve başlıca eseri denemeleri anlatmakla beraber ondan ilham alan ardıllarını ve onların yazardan ilhamla oluşturdukları felsefelerini izah etmekte gayet başarılı. Akıcılığı, çevirisi de gayet iyi. Okumaktan keyif aldığım bir kitap oldu.
Nişanyanın sohbetlerinden derlenen kitabı. İlk kitaba göre (Gemici Henry Türkiye’yi Nasıl Batırdı) daha vasat konular barındırıyor. Özellikle yazarın covid’in bir uydurma proje olduğu, Ukrayna Rusya savaşı, Ermenistan’ın şanlı tarihi konuları üzerine sohbetlerini hızlıca göz gezdirerek okudum. Her şeye rağmen içerisinde ilginç konular da yer alıyor. Bu adam bu bilgiyi nereden edinmiş diyeceğiniz ama muhtemelen hayatınızın hiçbir yerinde işinize yaramayacak bilgiler yumağı. Ben seviyorum bu adamı okumayı.
201. Sayfadan;
“Şöyle bir örnek vereyim. Bugün antik Atina trajedilerinden söz ediyoruz, ki dünya edebiyatının temel taşlarından biridir. Elde olan kaynak toplam iki adet cilttir. Birisi üç büyük Atinalı trajedistten yedişer örnek eser içeren bir derleme. Diğeri Euripides’in toplu eserlerinin ita ve iota harfiyle başlayan 16 tanesini içeren cildi. Yani toplam 12 ila 14 ciltlik külliyatın rastgele bir cildi. Bunlar İskenderiye yangınından bir şekilde kurtulanlar. Gerisi kayıp.”