Toplam yorum: 3.285.218
Bu ayki yorum: 6.744
E-Dergi
Hakan Uysal Tarafından Yapılan Yorumlar
Körlük, okurken insanın hem tüylerini ürperten hem de düşündüren bir kitap. Saramago, bir şehirde aniden yayılan körlük salgını üzerinden insan doğasını, toplumsal düzeni ve dayanışmayı öyle çarpıcı bir şekilde anlatıyor ki, her sayfa sarsıcı.
En çok etkilendiğim taraf, insanların çaresizlik içindeyken gösterdikleri hem iyilik hem de kötülük halleri oldu. Kitap, bizi “insanlık ne kadar kırılgan ama bir o kadar güçlüdür” gerçeğiyle yüzleştiriyor.
Saramago’nun dili alışılmışın dışında, uzun cümleler ve az noktalama kullanımı başta zorlayabilir ama kitabın atmosferine tamamen dalmanızı sağlıyor.
Kısacası, Körlük sadece bir distopya değil; insan ruhunu ve toplumu sorgulatan, unutulmaz bir okuma deneyimi.
Kadın Beyni Erkek Beyni, cinsiyetler arasındaki düşünce ve davranış farklarını anlamak isteyen herkes için gerçekten aydınlatıcı bir kitap. Serkan Karaismailoğlu, bilimsel verileri günlük hayat örnekleriyle öyle bir harmanlamış ki, okurken hem öğretiyor hem de gülümsetiyor.
En çok ilgimi çeken kısım, kadın ve erkek beyninin karar alma süreçleri ve duygusal tepkilerini açıklarken, klişelere saplanmadan gerçeği net bir şekilde göstermesi oldu. Kitap, ilişkilerde ve iletişimde farkındalık kazanmak isteyen herkes için adeta bir rehber niteliğinde.
Kısacası, okuduktan sonra hem kendinizi hem de çevrenizdekileri daha iyi anlamaya başlıyorsunuz. Hem eğitici hem de düşündürücü bir okuma deneyimi.
İnsan Olmak, insanın kendini ve çevresini anlaması için yazılmış bir rehber gibi. Engin Geçtan, psikolojiyi ve hayatı öyle bir sade dille anlatıyor ki, akademik bir kitap okuyor gibi hissetmiyorsunuz ama derinlik her sayfada hissediliyor.
En çok ilgimi çeken taraf, insan davranışlarını ve psikolojik süreçleri anlatırken, bunu günlük hayatla öyle güzel ilişkilendirmesi oldu ki, okurken sürekli kendime “Ben bunu ne kadar fark ediyorum?” diye soruyorum.
Kısacası, İnsan Olmak sadece psikoloji meraklılarına değil, kendini anlamak ve geliştirmek isteyen herkes için okunması gereken bir kitap. Engin Geçtan, insana hem dürüstçe hem de içtenlikle bakmayı öğretiyor.
Bir İdam Mahkumunun Son Günü beni ilk sayfasından itibaren içine çekti. Victor Hugo, bir insanın ölümünü beklerken yaşadığı korkuyu, pişmanlığı ve çaresizliği o kadar güçlü anlatıyor ki, okurken nefesin daralıyor.
Bu kitap sadece bir idam hikayesi değil; adalet, vicdan ve insanlık üzerine yazılmış bir çığlık gibi. Özellikle Hugo’nun topluma ve sisteme yönelttiği sessiz ama sert eleştiriler hâlâ geçerliliğini koruyor.
Okurken sürekli şunu düşündüm: “Bir insanı öldürmek, adalet midir yoksa intikam mı?”
Kısacası, ince ama derin, kısa ama ağır bir kitap. Okuduktan sonra kolay kolay akıldan çıkmıyor. Victor Hugo yine insan ruhunun en karanlık yerini gösterirken, aslında vicdanımıza ayna tutuyor.
Simyacı, ilk bakışta basit bir hikâye gibi başlıyor ama ilerledikçe insanın kendi hayatını sorgulamasına neden oluyor. Paulo Coelho’nun dili sade ama anlattıkları derin. Her satırda sanki “senin hikâyeni” anlatıyor gibi…
Kendini arayan, hayallerinin peşinden gitmeye cesaret eden herkes bu kitapta kendinden bir parça buluyor. En çok etkilendiğim nokta, Santiago’nun hazinenin aslında hep kendi içinde olduğunu fark etmesi oldu. Çünkü çoğu zaman biz de hayatın peşinde koşarken asıl cevabın içimizde olduğunu unutuyoruz.
Simyacı, bana sabrı, inancı ve iç sesini dinlemenin değerini hatırlattı. Ne zaman kararsız kalsam, aklıma bu kitap geliyor: “Bir şeyi gerçekten istersen, evren onu gerçekleştirmek için seninle iş birliği yapar.”
Kısacası, her okuyuşta farklı bir anlam bulduğum, hayatımda iz bırakmış bir kitap.