Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Ahmet Veske

Üsküdar'da doğdum. Kitapları severim. Hatırladığım ilk kitabımı, mazotlanmış ve talaş dökülmüş tahta zemini olan; kitap, gazete, defter ve rüzgargülü satan küçük bir dükkandan okul harçlığımla aldığım. Adı 'Tom Amcanın Kulübesi'ydi. İşte kitapla olan serüvenimiz böyle başladı.

Ahmet Veske Tarafından Yapılan Yorumlar

Gözlemin esas olduğu bir yazı türü “portre”. Kişilerin karakteristik özelliklerini okuyucuya aktarırken, konu olan kişilerin çevresindeki olaylara etkileri, müdahaleleri, çözümleri vb. başlıklarda irdelenir. Sonuçta, dış çevredeki insanların hedef kişilik hakkında, yakın çevreden gelen birebir gözlemlerle bilgi sahibi olmalarını sağlar. Önünüze ilginç anekdotlar çıkar.

Sözünü edeceğimiz kitap,”Moskova’dan Devrim Portreleri” başlığıyla Türkçeye çevrilmiş. Yazarı Amerikalı aktivist gazeteci Louise Bryant. Ekim devriminin ateşli günlerinde ve sonrasında, sıcağı sıcağına devrimin öncü ismi Lenin ve çevresindeki kadrosunu oluşturan isimlere dair gözlemleri sade ve anlaşılır bir dille yazıya dökmüş. Sonraki süreçte bu yazılar “Mirrors of Moscow” adıyla 1920’de kitaplaşmış. Anlatımdaki yalınlık, Türkçe çevirisinde de Yahya Yeşilyurt’un emeğiyle göze çarpıyor.

Doğrusu, ben okurken büyük keyif aldım. Farklı bir perspektiften, Rus devriminin öncü kadrolarına göz atabiliyorsunuz. Fikir sahibi olabiliyorsunuz. Üretilmiş efsaneleri değil; hayali olmayan gerçek gözlemleri okuyabiliyorsunuz.

“Washington, Londra ve Paris’te karşılaşabileceğiniz siyasi liderlerden en büyük farkları, daha dürüst ve kendileri gibi olabilmeleridir.”(s. 12)

Elbette, olayın ideolojik arka planı ve temeli üzerinden yürüyen bir sistematiği var. Devrimlerin dayanağını oluşturan teori ve teorinin pratiğe yansıması. Bir de gerçeklikler. “ Nikolay Lenin, iki amaç uğrunda çabalar: Rusya’yı Batılılaştırmak ve sosyalist devletin kaynağını canlı tutmak.” (s. 18) Bu süreçte eski sürgünler üzerinden “ABD ile daha yakın ilişkide olduğunu hissediyor. Onların Amerika’da eğitim almış olmalarından hoşnut görünüyordu.”(s. 19)

Detay okumaları size bırakarak son bir notu paylaşmak isterim: Tarihimizden yabancısı olmadığımız bir kişiyle karşılaşmak gerçekten ilginç oldu: ‘Enver Paşa’. ”Kaderimizi büyük ölçüde belirleyen tesadüfler, onun dinine yabancı olan birinin tanıyabileceği kadar tanıma fırsatı verdi bana. (s. 94)”, der Louise Bryant. Lenin’den Troçki’ye, Kollontay’dan Krasin’e öncü kadronun portreleri sizleri bekliyor.

Ayrıca Selenge Yayınları’ndan çıkan Francine Hirsch’in “Ulusların İmparatorluğu/ Etnografya Bilimi ve Sovyetler Birliği’nin Ortaya Çıkışı” adlı çalışmayı da okuma listenize eklemenizi öneririm.

İyi okumalar…

İtalya’da yakın zamanda (Eylül 2022) gerçekleşen seçimlerde alınan sonuçlar bir anda Avrupa kıtasında Rusya- Ukrayna Savaşı, enerji ve gıda krizi tartışmaları arasında bir anda gündeme oturdu. Seçim sonuçları Giorgia Meloni liderliğinde aşırı sağcı İtalya’nın Kardeşleri (FdI) ve parçası olduğu sağ ittifakın kazandığını gösteriyordu. Siyasete neo-faşist hareketlerde başlayan Giorgia Meloni tarafından 2012’de kurulan parti kendisini ulusal muhafazakar olarak tanımlıyor, ancak karşıtları partinin neo-faşist unsurlar içerdiğini belirtiyor. Seçimi kazanan İtalya’nın Kardeşleri partisi lideri Giorgia Meloni ülkenin ilk kadın ve faşist diktatör Benito Mussolini’den sonra, seçim sonrası süreç tamamlanınca ilk aşırı sağcı başbakanı olacak. 1992'de 15 yaşındayken ulusal muhafazakar İtalyan Sosyal Hareketi'nin (MSI) gençlik kanadı olan Gençlik Cephesi'ne katıldı. Bu yıllarda, bakan Rosa Russo Iervolino'nun teşvik ettiği halk eğitimi reformuna karşı protestoda yer alan öğrenci koordinasyonu Gli Antenati'yi (Atalar) kurdu. 1996 yılında, MSI'nin sağcı varisi olan National Alliance'ın öğrenci hareketi Student Action'ın ulusal lideri oldu ve bu hareketi İtalyan Eğitim Bakanlığı tarafından kurulan Öğrenci Dernekleri Forumu'nda temsil etti. Aynı yıl Amerigo Vespucci Enstitüsü'nde diploma aldı. Daha önce Forza İtalia partisinde Berlusconi'nin bakanlarından biri olan Meloni, 2012 yılında İtalya'nın Kardeşleri (FDI) adlı partisini kurdu.

Bu girişi yapmamızın nedeni Runik Kitap tarafından Türkçemize kazandırılan ve Ağustos 2022’de raflarda yerini alan “İtalyan Faşizmi” başlıklı ‘Bilgi Serisi’nin 75nci kitabı. Zamanlama olarak İtalya’daki seçim dönemine ve sonuçlarına denk gelmesi dikkat çekici. Söz konusu kitap İtalya siyasi tarihinin önemli bölümüne kalıcı etkileri olmuş bir hareketin oluşum ve gelişim sürecini gözler önüne sererken günümüze de bir öngörü sunmuş.

“Faşizmin bütünüyle Avrupai bir hareket olduğunu düşünenler, faşizmin doğum yerinin İtalya olduğunu kabul ederler. Nasyonal sosyalizm de dahil olmak üzere, tüm faşist hareketler oluşumları esnasında yönlerini İtalyan faşizmine göre tayin etmişlerdir.” (s.7) saptamasıyla konuya giriş yapar kitabın yazarı Wolfgang Schieder. Modern tarih profesörüdür; faşizm tarihi ve nasyonal sosyalizm üzerine çalışmalarıyla tanınır. Kitapta size derli toplu sistematik bir anlatım ve konuyla ilgili ciddi bir kaynakça sunar. İtalyan toplumunun yapısı ve siyasal zeminin şekillenişi, farklı grupların arasındaki çekişme ve iletişim, ünlü “Roma’ya Yürüyüş”, nihayetinde Mussolini’nin “Duçe”liğe evrilmesi, iç ve dış ilişkilerde, savaş ortamındaki ilginç varyasyonlar detaylı, ancak bütüncül, konudan kopmadan okuyucuya sunuluyor. Faşizmin İtalyanların ortak hafızasındaki yansımaları ve entelektüel zeminde süren değerlendirme ve tartışmalara da yer veriliyor.

Kısacası güncel olan İtalyan seçimlerinin sonuçları ile örtüşen bu önemli çalışmayı öneririm.

Hep günümüz koşullarını düşünerek yorumladığımızda bunlar nasıl olur; Yüzyıllar önce bunları nasıl yapmışlar; yok canım bu kadar da olmaz diyerek gezdiğimiz antik kent kalıntıları, günümüze zamanın tüm yıpratıcı gücüne karşı bir şekilde ulaşmış uygarlıkların izleri… Tarihin, bir şekilde MÖ ve MS diye genel geçer bir ayrımı önümüzde var. MÖ den günümüze yansıyan, dönemin gözlemci ve düşünürlerince oluşturulan, çeşitli yazılı kaynaklardan edinilmiş “yedi harika” yapıtın tarihsel kökleri ve zamanla listedeki yapıt isimlerinin güncellenmeleri üzerine, okurun önüne bilgi veren güzel bir çalışma çıkarmış Kai Brodersen. Kendisi antik dönemle ilgili birçok çalışması olan bir bilim insanı.

“Dünyanın Yedi Harikası”; bana “Dev Yapılar” adını taşıyan bir belgesel dizisini izlediğimde hep aklıma takılan, dünyanın değişik coğrafyalarındaki uygarlıkların izlerini ve günümüze ulaşanlarındaki muhteşemlikleri hatırlattı. İçindeki kaynakça, çalışmanın zengin bir birikimden süzülerek kitaplaştığını bize gösteriyor, ayrıca.

“Piramitler’in yalnızca yazları öğle saatlerinde gölgeleri görünmemektedir; buna rağmen daha sonra oluşturulan dünya harikalarının birçok listesinde (bkz. 9. Bölüm) Piramitler’in şöhretinin yer almasının tek nedeni, aslında hiçbir zaman gölgelerinin yere düşmemesi olarak kabul edilmiştir!” (s.32)

“Burada (Babil Surları anlatılıyor) hemen, hendekten çıkan toprağın ne amaçla kullanıldığını ve surun nasıl inşa edildiğini de eklemem gerekir. Hendek kazılırken çıkarılan topraktan hemen tuğlalar kalıplandırıldı ve yeteri kadar tuğla şekillendiğinde fırınlarda pişirildi. Daha sonra harç olarak sıcak asfalt kullanıldı, her otuz kat tuğladan sonra üzerlerine bir hasır serildi ve böylelikle öncelikle hendeğin surları, sonra surların kendisi de aynı şekilde inşa edildi.”(s.40)

Çalışmanın tamamında benzer bilgiler dikkatinizi çekecektir. Kitaplığınızda size eşlik edecek güzel bir çalışma. Öneriyorum.

“Siyah İnci” ile tanışıklığım, ortaokul birinci sınıfta İngilizce öğretmenim olan hanımefendi sayesinde oldu. Hanımefendi diyorum; çünkü, gerçekten zarif bir hanımefendiydi. Mesleği Eczacı olmasına rağmen, çocuklara olan sevgisi öğretmenliğiyle öne çıkıyordu. Onun dersle ilgili ödül uygulamasında, bana da “Siyah İnci” düştü. Yıllar sonra bu kitabın Matara Çocuk’tan çıkan baskısını görünce bu hatıranın canlanması kaçınılmaz oldu.

Evet, çok hoş bir öykünün tatlı ve nahif anlatımıyla hafızanızda yer etmesi ne güzel bir duygu. Kitabın yazarı Anna Sewell, yetişkinlere yönelik olarak yazdığı bu kitap sonraları ünlü çocuk kitaplarından biri olmuş. Bu verdiğimiz bilgi, kitabı çocuğunuzla birlikte okuyabileceğinizi vurgulamaktadır.

Siyah İnci, bir at özelinde hayatın içerisinde yaşanabilecek tatlı, acı, sevinçli, hüzünlü, mutlu, mutsuz her türlü duruma hazırlıklı olunması; benzeri durumlarda sabırla çözüm bulunabileceğini vurgular.

“Dünyada birbirinden farklı çok sayıda insan var. Her atın hizmet etmekten onur duyacağı, sahibimiz kadar düşünceli ve iyi kalpli insanlar olduğu gibi, kötü kalpli ve acımasız insanlar da var. Onların at ve köpek sahibi olmasına asla izin verilmemeli. Cahil, bencil, umursamaz, düşünmeye zahmet etmeyen bu ahmaklar, duyarsızlıkları yüzünden bir yığın hayvana zarar veriyor. Belki yapmak istedikleri bu değil ama sonuçta yaptıkları bu. Umarım sen iyi ellere düşersin. Hiçbir at, kendisini kimin alacağını veya süreceğini bilemez. Her şey şans eseri gerçekleşir ama yine de tekrar ediyorum, nerede olursan ol, yapabildiğinin en iyisi neyse onu yap. İyi şöhretini her zaman koru.”(s.21)

Malikaneden çiftliğe, Çiftlikten kiralık Araba atı olmaya kadar her durumla ve değişik isimler verilmesiyle karşı karşıya kalan Siyah İnci, annesinin öğütlerini her zaman hatırlar. Bu öğütlerin öyküsünü kitabı (elbette siz ve çocuklarınız) okuduğunuzda sonuçlarıyla birlikte göreceksiniz.

İyi okumalar.

Yaşadığımız dünyada günümüze gelene değin önemli tarihsel kırılmalar, bu kırılmalarda rol oynayan önemli kişilerin olduğunu görüyoruz. Bu kişileri bilmek ve oynadıkları rolü yorumlamak için onları tanımamız gerekiyor. Bu süreçte yaşlı dünyamızın tanık olduğu çok sayıda tarihsel kişilik ve olayın varlığı bir gerçek. Bu nedenle zaman zaman tarihçiler öne çıkmış kişileri ve etkiledikleri dönemi inceleyen eserler ortaya koymuşlardır. Günümüzde ise geniş biyografi ve almanak türü çalışmalar yaygınlık arz ediyor. Zaman zaman genel kültür açısından, bilgiye kolay ulaşma amaçlı kısa ancak o konu veya kişi hakkında malumata erişeceğiniz çalışmalarda yapılmaktadır.

Udo Sautter bir tarih profesörü. “Dünya Tarihinde En Önemli 101 Kişi” başlığını taşıyan bu çalışması anlattıklarımıza bir örnek. Hammurabi’den Bill Gates’e kadar 101 önemli isme dair bilgileri ve her sayfada o kişiye ait kaynakçaları edineceğiniz bir bilgi kitabı oluşturmuş. Hazırlayanın bir tarihçi ve bilim insanı olması titiz bir çalışma ortaya çıkmasına ve sizi araştırma yapmaya teşvik etmesine yansımış. Kitaplığınızda bulunmasını öneririm.

İyi okumalar…