Yıllar önce seyrettiğim ve size de önereceğim bir filmi kısaca anlatarak, değerlendireceğim kitaba geçiş yapmak istiyorum. Özgürlüğe kaçış öykülerine göz attığınızda, çoğunlukla demirperde olarak tanımlanmış komünist yönetim biçimini uygulayan ülkelerden gerçekleşmesi bir tesadüf olmasa gerek. Ülkemizde “Ölüm Tarlaları” olarak seyrettiğimiz “The Killing Fields” filmi. 1980 tarihli "Dith Pran'ın Hayatı ve Ölümü" adlı anı kitabından esinlenerek yapılmış bir film bu. Kamboçya’da geçiyor. New York Times Gazetesi muhabiri Sydney Schanberg derlediği bir kitap ve bölge muhabiri, arkadaşı ve tercümanı Kamboçyalı Dith Pran Amerikan Ordusunun yenilgisi ve çekilme işlemi esnasında haber geçmeye devam ederler. Durumun daha tehlikeli bir hal almasıyla Dith Pran ailesini diğer Kamboçyalı ailelerle birlikte helikopterle tahliye edilmesini sağlar. Bir süre sonra ABD’ye dönme kararı verdiklerinde Dith Pran kaçamaz ve Kızıl Kmerlere esir düşer. İşkencelere ve çalışma kamplarının akıl almaz koşullarına dayanır. Sonuçta bir fırsatını bulur; cesetlerle dolu ölüm tarlaları olarak bilinen bölgelerden özgürlüğe koşar. Sınırı geçer ve Tayland’a sığınır.
“Karanlıkta Bir Nehir”de, Kuzey Kore’den kaçan (Japon adı) Masaji Ishikawa’nın (Koreli adı Do Chan-sun) dramatik öyküsü. Sade, yalın ve anlaşılır, yaşadıklarını abartılı cümlelerle boğmadan, akıcı bir anlatımla okura sunuyor. Dünya’ya Kuzey Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti’nde yaşadıklarının kalıcı bir ifadesi. Babası Japonya’nın Kore’yi işgal ettiği dönemde fabrikalarda çalıştırılmak üzere çocuk yaşta Japonya’ya metazori getirilen Korelilerden. Bu durumda iki milyon dörtyüz bin Koreliden söz ediyor Ishikawa. Ciddi bir rakam. Dram aslında buradan başlıyor. Masaji’nin annesi bir Japon. Ailesinin kabul etmemesine karşın bu tercihi yapmış. Hani derler ya, kader bu andan itibaren ağlarını örmeye başlamış aile ve Masaji için. Kitabı okuduğunuzda yaşananları birebir, canlı, sanki sizmişsiniz gibi yaşayacağınızı söyleyebilirim. Japonya’daki Korelilerin bir sivil toplum kuruluşları var. Yönetimi ideolojik yakınlık nedeniyle Kuzey Kore’ye dönüşü teşvik ediyor.
“Eve döndüğümüzde Teşkilat’tan birkaç pislik, evde dolanıyordu.(……).”
“Sonunda kazandılar. O piçler kazandı. Annem, babamla Kuzey Kore’ye gitmeyi kabul etti. Hayretler içindeyim.”(sf.23)
Bundan sonrasını, dramatik Kuzey Kore serüvenini, yıllar sonra kaçış sürecini “Karanlıkta Bir Nehir”de Masaji Ishikawa’dan okuyacaksınız.
Ayrıca, sizlere SaltOkur’dan çıkan Kapka Kassabova’nın “Sınır” kitabını da öneriyorum. Bu kitabın önemli bir bölümünde benzer yaşanmışlıkları, Doğu Avrupa ve özellikle Balkan sınırlarında Doğu Bloku ülkeleri vatandaşlarının yaşadıklarını göreceksiniz.
İyi okumalar diliyorum.