Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

kitametam Tarafından Yapılan Yorumlar

03.02.2009

Orhan Pamuk'un okuduğum ilk romanı Masumiyet Müzesi,onu ve yapıtlarını anlayabilmek için ne kadar doğru bir seçim bu kitap bilmiyorum. Bende bıraktıklarını paylaşmak istiyorum...
Roman gerek cildi gerekse üzerindeki kapak resmi itibari ile kış gününde sıcacık bir aşk hikayesi düşüncesiyle tarafımdan satın alınmış olmasına rağmen beklentilerimi ne kadar karşıladı bilemiyorum.karakterlerin sayfalar ilerledikçe hastalıklı birbiçimde içinize işlediğine ve kitabı istemeden de olsa elinizden bırakamadığınıza tanık oluyorsunuz,okumak istememenize rağmen okumanızın iki nedeni var,ilki tasvir ve tekrarların inanılmaz derecede ağdalı olması ikincisi ise kitabın kahramanı Kemal'in yapmış olduğu saçmalıkların nasıl sonuçlanacağına dair meramınız,Bu arada tasvirler ve betimlemelerin ağdalı olması ile birlikte Türkiyenin bir dönemindeki insan ve toplumsal yaşam kesitlerine değinmeside önemli bir artı....
Sanırım kitaptan alacağınız haz biraz da beklentilerinizle ilgili ama sıradan bir aşk hikayesi lütfen beklemeyin klasik Maeve Binchy kitapları ile uzaktan yakından bir ilgisi yok,son derece güzel kurgulanmış erotizm ile demlenen insan ruhunun, tutkuları karşısında nasıl küçülebilip kör ölür badem gözlü olur teması altında felsefi açıdan insanı ,toplumu,aşkın farklı yorumlanıp eşyaların duygusal dünyamızda anılarımızı cilalayan yönünü ve bakış açınıza göre daha pek çok farklı temayı cımbızlayıp zihninizde münazara edebileceğiniz yazarın romanı meydana getirirkenki düşünce yoğunluğunun tamamen size bulaşacağı ilginç bir roman...
30.01.2009

''Yusuf Kenan iline dönecek bırakın matemi
Ahırlar gül bahçesine dönecek bırakın matemi
Bir tufan patlayıp tüm canlıları boğmaya kalkışsa en güçlü kasırgayı bile aşacak
Nuh gibi bir klavuzumuz var,Bırakın matemi''
İşte bu satırlar tüm kitabı özetliyor,Mutluluk,keder,acı,üzüntü,Aşk,gönül kırgınlığı,nefret ama tüm çaresizlik ve tükenmişliklerin üzerine serğilen Allahın insanoğluna lütfettiği en büyük nimet UMUT,iyi ki var.....
Khaled Hossaini edebiyat dünyasına Uçutma Avcısı adlı sarsıcı kitabıyla tabiri caizse bomba etkisiyle giriş yaptı Uçutma Avcısı kadar etkileyici olmamakla birlikte Bin Muhteşem Güneş de sonuna kadar heyecan ,merak ve sinirden mide krampları eşliğinde 1 günde soluk soluğa okunabiliyor...
Taşınamayacak denli büyük bir hüzün,kitabı okurken Kahraman Raşit'in heran ölmesi için dua ediyorsunuz sonuçta ölüyor zaten ama bu size kafi gelmiyor 2 kadına yaşattığı acılar karşısında daha da acı çekip acınacak hale gelmesini içgüdüsel ve en önemliside şiddet mağduru bir ülkenin bireyi olarak arzu ediyorsunuz...
Sonra 'bir ülke bu denli acımasız olamaz' satırlarını okuyunca gerçekten de yazılanların sadece bir kurgudan ibaret olduğunu gerçek olmadığını düşünmek istiyorsunuz ama maalesef tüm gerçekliği ile önünüzde duran aslında meryem Co ile Leyla'nın hikayesi değil aksine Afganistan!ın acılarla dolu olan salt gerçekliği....
En çok Heykellere varana dek bir bir toplumun yok edilme planının nasıl gaddarca ve din adına işlenebileceği düşüncesi bulandırıyor insanın midesini ve şükrediyorsunuz kötüler için iyi ki cehennemin olduğuna.
Acılar karşısında insanlar en yapmam dedikleri şeyleri dahi yapabilecek duruma gelebiliyor ne yazıkki ama yine de kitabı okuyunca eminim sizler de benim gibi düşüneceksiniz Leyla'nın o evliliği kabul etmesi büyük bir yanlıştı ve 2.olarak ta oğlu Zamay'ı dünyaya getirebilmesi benim okurken dahi tiksindiğim bir adamdan çocuk dünyaya getirebilmek ve sonrada o çocuğu sevebilmek,belki de anne olmamış olmam nedeniyle anlayamamış olabilirim ama bildiğim tek şey kötülüğün genetik olduğu....
Khaled Hossaini belirtmiş olduğum gibi Uçurtma Avcısı kadar olmasa da yinede sürükleyici ve hüzünbaz bir yapıt ortaya koymuş.Kadın çaresizliği ve kaba kuvvetin hükümranlığı ardında bir ülkenin dramı son derece net bir şekilde tablo edilmiş
Her mutluluğun bir bedeli var,Kitapta mutlu sonla bitiyor. Ama.......