Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

narinceokur Tarafından Yapılan Yorumlar

13.12.2025

“Ölüm bir son değil, bir geçiştir.”
Bu kitap, insanın en derin korkularından biri olan ölümü; mizah ile beraber manevi düşünceyi de içine katarak anlatıyor.
Ruhun varlığına, ölüm ötesine ve hakikatin perdesine dair derin bir sorgulatıyor..
Belki de asıl mesele, “ölüler yaşıyor mu”dan ziyade,
“biz yaşayanların gerçekten yaşayıp yaşamadığıdır.”

Ölümden korkmak yerine, ölümsüzlüğe hazırlanmayı hatırlatan bir eser.
13.12.2025

“İlim Ehlinin Fazileti”okurken hem gönlüme hem düşüncelerime dokunan bir eser oldu.Sayfaları ilerledikçe şunu daha iyi anladım: İlme dair öğrendiğim en önemli şey, önce ilmi öğreteni sevmek.Sonra da ilmin kendisine karşı iştiyak ve azimle yönelmek. Çünkü ilim, sevgiyle kök salıyor; azimle büyüyor
Kitap, ilmin değerini ayetler ve hadislerle öyle sade bir dille anlatıyor ki, insan okudukça ilme olan saygısı daha da artıyor. İlim öğrenmenin, öğretmenin ve ilme hizmet etmenin nasıl bir bereket kapısı olduğunu hissediyorsun. Her satır, insanın içini sükûnetle dolduruyor
En çok etkilendiğim yer ise Hafız Osman’ın hikâyesi. Küçücük bir iyiliğin yıllar sonra nasıl büyük bir hayra dönüşebileceğini görmek, bana ilim yolunda yapılan hiçbir fedakârlığın zayi olmadığını bir kez daha hatırlattı
İnsanın gönlüne “İlim için ne verirsen, aslında kendine verirsin” duygusunu bırakan bir hikâye
Bu kitap, ilmi sadece bir bilgi olarak değil; bir yol,bir edep ve bir gönül işi olarak hatırlattı bana
13.12.2025

Kısa ama etkileyici polisiye hikâyelerden oluşan bir kitap.
Her hikâyede bir sır, bir gizem, bir çözüm arayışı var.
Akıcı diliyle merak uyandırıyor, okudukça içine çekiyor.
Gerilimi dozunda, anlatımı sade.
Olayların birçoğunun eski İstanbul’da geçiyor olması, arka planda İstanbul’un anlatımı ise çok hoşuma gitti.

Köye giderken otobüs yolculuğunda ve köyde okuduğum bir kitaptı.
Yolun sessizliğinde, doğanın içinde okumak ayrı bir keyif kattı.
Kısa süreli yolculuklarda ve küçük molalarda yanınıza alıp okuyabileceğiniz bir eser.
13.12.2025

Goethe’nin bu klasiği çoğu kişiye büyük bir aşk hikâyesi gibi görünse de aslında Werther’in yaşadığı şey sadece aşk değil; derin bir kişilik çatışmasıdır. Lotte’ye duyduğu duygu karşılık bulmayınca Werther’in iç dünyası çökmeye başlar. Bu noktada aşk, onu büyüten bir duygu olmaktan çıkar; tüketen bir girdaba dönüşür.

Bazı okurlara kitap “intihara yönlendiriyormuş” gibi gelse de Goethe’nin anlatmak istediği tam tersidir:
Duygularını yönetemeyen bir ruhun nasıl kırılganlaşabileceği.

Aşk elbette yaşanır, sevilir, bağlanılır…
Ama insan kendini kaybedecek kadar değil.

Werther’in trajedisi aşktan değil, kendisiyle baş edememesindedir.
13.12.2025

Roman, Osmanlı’nın son dönemlerinde İstanbul mahalle yaşamını, batıl inançları ve halkın dedikoduya düşkünlüğünü hicveder.
Hikâye, mahallede “cadı” olarak anılan Hüsnü Hanım etrafında döner. Oysa o, eğitimli, zeki ve aklı başında bir kadındır.
Ama çevresindekiler, onun farklı düşüncelerini “büyü, muska, cin” gibi şeylerle ilişkilendirir.

Hüseyin Rahmi, halkın hurafelere kapılıp akıl ve bilimi geri plana atışını ironik bir dille eleştirir.
Ne var ki, böylesi durumlar bugün de hâlâ karşımıza çıkıyor.
Düşünmeden taklit eden, sorgulamadan inanan bir toplum…
Artık “cadılar bayramını” kutlayanları bile görür olduk!

Hasılı; Elhamdülillah Müslümanım.
Rabbim bizleri son nefese kadar sıratı müstakimden ayırmasın.