Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

ATİLLA AKINCI Tarafından Yapılan Yorumlar

21.09.2024

Papatya dergisinde şiir yazma maceram 9. sayı ile başladı. ‘’Beykoz’a Doğru’’ adlı şiirim bu sayıda yer aldı. Bu şiiri yazmamda Beykoz’da dört yıl bir devlet lisesinde görev yapmamın etkisi çok büyüktü. Şiirde geçen dizeler, tarafımdan üretilen hayal dünyası değil, tamamen yaşadığım gerçeklerdir. İlmek ilmek, ruhumdan süzülen dizelerdir. Daha sonra 10. sayıda ‘’El’’ adlı şiirim yayımlandı. ‘’El’’ şiirimi de bir kız babası olarak dünyadaki bütün küçük kız çocuklarının aziz hatıralarına yazdım. Bu iki şiirim, dergi editörlerinin tensipleriyle ‘’Papatya Dergisi Şiir Antolojisi’’ adlı kitapta yayımlandı. Bu durum, bir edebiyat tutkunu olarak benim için hem bir ilkti, hem de gurur vericiydi. Yahya Kemal’in dediği gibi ‘’Şiir, düşünceyi duygu haline getirinceye kadar yoğurmaktır’’. Papatya dergisi ailesine, ‘’Papatya Dergisi Şiir Antolojisi’’ kitabını yayımladıkları için çok teşekkür ederiz. Herkese iyi okumalar…
20.01.2021

Toplumcu Gerçekçi bir yazar olan Yaşar Kemal’in en önemli romanlarından biri. Roman, klişe olmuş şu cümleyle başlıyor: ‘’O iyi insanlar, o güzel atlara bindiler, çekip gittiler.’’ İki Türkmen beyinin (Derviş Bey, Mustafa Bey) yıllarca süren ölmemek için verdikleri amansız mücadelesi. Bunun yanında Anadolu hayatı, töreleri, yaşayış şekilleri, tabiatı… Ve bu hayatı anlatırken kullandığı Adana ve Çukurova yöresine ait deyimler, kelimeler: ipilti, uğunmak, balkımak, hışırdım, siyim, göğünmek… Tabiatı ve olayları anlatırken bolca kullandığı tasvirler (yağmurun yağması), bazen okuru bunaltsa ve yorsa da, sonunda sizin ruhunuz da o yıllara ve oralara gidiyor, tad alıp yıllarca hafızanızda unutulmayacak hazineler bırakıyor… Romanda, kahramanların verdiği sürek avını andıran bu ölüm mücadelesinde Yaşar Kemal’in şu cümlesi aslında her şeyi özetliyor: ‘’Yaşamakta bir büyü var; sonsuz bir güç, sonsuz, erişilmez bir büyü.’’
25.05.2020

Romanı, birkaç ay önce okudum. Roman, çok akıcı, sıra dışı betimlemeler ve imgelemler var: ''O sustuktan birkaç saniye sonra o gün, sızı gibi incecik bir klarnet sesi geldi derenin dibinden. Düpedüz ağlıyordu bu klarnet, sese dönüşmüş acılı bir insan misali kendini yerlere atıyor, sonra dizlerinin üstünde doğruluyor, doğrulunca çırpınıyor, çırpınırken de adeta oluk oluk gözyaşı döküyordu. Kendine hakim olamadığı için dile getirdiği şeylerin içinde uğundu kaldı da birdenbire inişini, çıkışını kaybetti; sonra göğe doğru uzayıp giden gergin bir ipliğe dönüştü.'' Romanda, bu tarz cümleleri okurken sanki bir besteyi dinliyor gibisiniz; cansız eşyaya canlılık vererek, okurun zihninde ve kalbinde size birçok şeyi tasavvur ettiriyor, aradan yıllar geçse de unutamazsınız bu romanı.
07.05.2020

Hayatımda okuduğum en güzel romanlardan birisidir, yazarın kendi hayatından da izler taşıdığı bu roman, iki insanın arasındaki aşkı, en halis bir biçimde anlattığı için hafızalarımıza kazınıyor. Sabahattin Ali, kendi hayal dünyasını yaptığı betimlemelerle adeta romanı bize yaşatıyor.