Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Bibliyograf_34 Tarafından Yapılan Yorumlar
Osmanlı’nın askerî modernleşme sürecini ve 1792–1918 arası savaş organizasyonunu anlamak isteyenler için çok yönlü ve akademik bir başvuru kaynağı. Kara, deniz ve hava kuvvetlerinin geçirdiği yapısal dönüşümler, hem teknik hem de idarî boyutlarıyla ele alınıyor. Mehmed Beşikçi, Gültekin Yıldız ve diğer uzman tarihçilerin katkısıyla hazırlanan bu derleme, askerî tarih ile ilgilenen okuyuculara yalnızca bilgi değil, kapsamlı bir perspektif de sunuyor. Belgeler, arşiv kaynakları ve özgün analizlerle donatılmış bu kitap, hem meraklısına hem de araştırmacıya hitap ediyor. Osmanlı ordusunun sadece savaş meydanlarında değil, eğitimden lojistiğe, mühendislikten sağlık teşkilatına kadar uzanan çok katmanlı yapısı burada açık bir şekilde ortaya konuyor.
Balkan Savaşları çoğu zaman cephelerde yaşanan dramlar ve toprak kayıpları üzerinden hatırlanır; ancak bu kitap, savaşın en az cephe kadar belirleyici olan diplomatik boyutuna odaklanıyor. Doç. Dr. Necdet Hayta, Londra Büyükelçiler Konferansı’nı merkeze alarak Avrupa devletlerinin Osmanlı ve Balkan ulusları üzerindeki baskılarını, çıkar hesaplarını ve diplomatik oyunlarını ayrıntılarıyla analiz ediyor. Arşiv belgelerine dayanan akademik ve titiz bir çalışma. Balkan Savaşları’nın neden sadece askeri değil, diplomatik bir felaket olduğunu anlamak isteyenler için vazgeçilmez bir kaynak. Siyaset tarihi, diplomasi ve uluslararası ilişkilerle ilgilenen okurlar için birebir.
Bulgar arkeolog, siyasetçi ve ilerleyen yıllarda başbakanlık da yapacak olan Bogdan Filov’un bu günlüğü, Balkan Savaşları sırasında tuttuğu kişisel notlardan oluşuyor. Kitap, cephede yaşanan gelişmelerin ötesinde, Sofya’daki siyasi hava, halkın beklentileri, komuta kademesindeki fikir ayrılıkları gibi yönleri de yansıtıyor. Günlük biçimi sayesinde olaylara canlı ve içeriden bir bakış sunuluyor. Filov’un kimi zaman milliyetçi heyecanla, kimi zaman hayal kırıklığıyla kaleme aldığı bu satırlar, yalnızca Bulgar cephesini değil, Balkan Savaşları’nın bütününe dair yeni bir pencere açıyor.
Fransız diplomat Henry Nivet’in kaleme aldığı bu eser, 1912–1913 Balkan Savaşları’na Avrupalı bir gözle bakıyor. Kitapta yalnızca savaşın askeri boyutu değil, Avrupa’daki diplomatik ilişkiler, ittifak dengeleri ve Osmanlı İmparatorluğu’na karşı yürütülen çok katmanlı siyaset de ayrıntılarıyla işlenmiş. “Haçlı Seferi” benzetmesi, yazarın bakış açısını yansıttığı kadar, dönemin genel havasını da yansıtıyor. Osmanlı'nın sadece cephede değil, masada da kaybettiği bir savaş olarak Balkan Harbi, bu kitapta güçlü diplomatik analizlerle irdeleniyor. Türk okurları için hem eleştirel hem de aydınlatıcı yönleriyle dikkat çekici.
Balkan Savaşı’nın feci sonuçları sadece cephede değil, kalemler arasında da mücadeleye yol açtı. Bu kitapta, Doğu Ordusu Komutanı Abdullah Paşa’nın kendi savunusunu ve Mahmut Muhtar Paşa’nın ona verdiği sert cevabı buluyoruz. Abdullah Paşa, bozgunun sorumluluğunu üst kadrolara yüklerken, Mahmut Muhtar Paşa ise onu doğrudan suçluyor. Belgeler, isimler ve yaşanmışlıklarla dolu bu karşılıklı metinler, Balkan Harbi’nin sadece askerî değil, siyasî ve kişisel hesaplaşmalara da sahne olduğunu gösteriyor. Olayların içinden gelen iki figürün çatışan anlatıları, dönemin kaotik ruhunu yansıtmak açısından önemli. Objektif bir okuma yapmak isteyenler için çok değerli bir kaynak.