Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Bibliyograf_34 Tarafından Yapılan Yorumlar
Tarih nedir? Belgeye dayalı bir geçmiş anlatısı mı, yoksa anlatı olduğu için zaten kurgusal mı? Serpil Oppermann bu kitapta, postmodernizmin tarih düşüncesine yönelttiği en can alıcı soruları yerli yerine oturtuyor. Yeni tarihselcilik üzerinden ilerleyen metin, tarihin mutlak bir gerçeklik değil, söylemsel bir inşa olduğunu savunan yaklaşımları inceliyor. Kuramcıların metinlerarası göndermelerle kurduğu zemin, burada Türkçe literatürde nadir rastlanacak bir açıklıkla sunulmuş. Ancak kitap yalnızca kuramı aktarmıyor; kuramla edebiyat arasında köprü kurarak, özellikle tarihî roman türünü bu gözle tartışmaya açıyor. Kısa hacmine rağmen yoğun düşünsel içeriğiyle dikkat çeken bu çalışma, tarih disiplininin ontolojik sınırlarını sorgulamak isteyen her okur için bir tür entelektüel eşik olabilir. Özellikle tarihçilerin, edebiyatçılarla konuşmaya niyeti varsa, bu metne kulak vermesi gerekir.
Guy Chantepleure’un (asıl adı Jeanne‑Caroline Violet) Kuşatılmış Kent Yanya adlı eseri, Ekim 1912–Mart 1913 dönemini yaşayan bir Fransız diplomatın gözünden aktarılmış mektup/günlük formatında yazılmıştır. 160 sayfalık çalışma, Anadolulu askerlerin soğuk, yokluk ve acıya karşı gösterdikleri fedakârlık örnekleriyle başlıyor; özellikle “vatan için bedeni verme” motifine vurgu yapıyor. Yazar, kişisel gözlemleriyle yalnızca askeri kuşatmayı değil, moral, çevre ve insani tepkilerini de ele alıyor. Balkan Savaşları’nı birey düzeyinde yaşamak, moral dünyasını anlamak isteyenler için anlamlı bir pencere sunar.
Kitap, Balkan Savaşları döneminde Osmanlı’nın Yanya’daki son direnişini hem tarihsel hem kişisel bir bakışla ele alıyor. Yazarın aile köklerinden yola çıkarak kaleme aldığı kitap, yalnızca bir savaşın değil, bir şehrin ve bir kültürün çöküşünü gözler önüne seriyor. Fransız subayların bile övdüğü Yanya müdafaası, belgeler, tanıklıklar ve yerel anlatılarla detaylandırılıyor. Kocamemi’nin görsel sanatçı kimliği, betimlemelere estetik bir derinlik katarken, anlatı güçlü bir duygusal bağ da kuruyor. Yanya’nın çokkültürlü yapısı, Osmanlı-Yunan ilişkileri ve göç travması gibi temalar da ön planda...
İsmail Hakkı Okday’ın Yanya'dan Ankara'ya adlı hatırası, 424 sayfalık içerikte Osmanlı’nın son yıllarına ışık tutuyor. Okday, Sultan Vahideddin’in damadı ve yaveri olarak yaşadığı dönemin saray içi olaylarına doğrudan tanıklık etmiş. Balkan Savaşları’ndan Lozan’a uzanan süreçte, yüzlerce olay, kişisel gözlem ve detaylı anekdotu akıcı bir dille kaleme alıyor. Osmanlı’nın modernleşme sancılarını, saray entrikalarını ve isyanlarla dolu dönemini anlamak isteyenler için değerli bir birincil kaynak.
Virginia H. Aksan’ın eseri, 1700–1870 arasında Osmanlı’nın başta Habsburg Avusturya ve Romanov Rusya ile karşılaştığı savaşları karşılaştırmalı bir çerçevede inceliyor. Yaklaşık iki asırlık bu dönemdeki askeri sistem, reform girişimleri ve modernleşme çabaları belgelerle desteklenerek titizlikle analiz ediliyor. Kitap, yalnız cephe ve taktiklere odaklanmayıp, aynı zaman diliminde Osmanlı’nın toplumsal, entelektüel ve dinî seçkinleriyle olan çatışma ve etkileşimlerini de değerlendiriyor. Haritalar, çizimler ve daha önce yayımlanmamış görsellerle zenginleştirilmiş bu yayının, imparatorluğun “kuşatılmışlık” halini mercek altına aldığı vurgulanır. kapsamlı bir dönem çalışmasıdır. Tarih meraklıları, askeri tarih araştırmacıları ve Osmanlı modernleşmesiyle ilgilenenler için güçlü bir başvuru niteliği taşır.