Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Bibliyograf_34 Tarafından Yapılan Yorumlar

17.08.2025

Emre Doğan, bu çalışmada toplumsal cinsiyet ile siyasal ideoloji arasındaki ilişkiyi, erkeklik inşası üzerinden analiz ediyor. Milliyetçi söylemin ve militarist kültürün, “erkek” kimliğini nasıl disipline ettiğini ve dönüştürdüğünü ele alan eser, ulus-devlet inşasında erkekliğin bir tür iktidar aracı olarak işlevini ortaya koyuyor. Yazar, erkeklik ile askerlik arasında kurulan bağın, sadece askeri kurumlarda değil, gündelik hayat pratiklerinde de nasıl yeniden üretildiğini titizlikle inceliyor. Feminist teori, toplumsal cinsiyet çalışmaları ve siyaset sosyolojisinin kavramlarından yararlanarak, militarizmin cinsiyetçi doğasına eleştirel bir ışık tutuyor. Kitap, özellikle milliyetçi ideolojilerin erkeklik kurgusunu nasıl beslediğini ve militarist söylemin toplumsal tahayyül üzerindeki etkilerini anlamak için önemli bir katkı sağlıyor. Akademi ve aktivizm arasında köprü kuran bu metin, disiplinlerarası tartışmalara değerli bir zemin sunuyor.
17.08.2025

Kanadalı yazar Charles Yale Harrison’un kaleme aldığı bu eser, Birinci Dünya Savaşı’nın cephe gerçeğini, askerlerin yaşadığı dehşeti ve savaşın anlamsızlığını çarpıcı bir üslupla gözler önüne serer. Kitap, savaş meydanındaki sıradan askerlerin korku, sefalet ve ölüme dair tanıklıklarını aktarırken, generallerin cephe gerçeğinden uzak, ayrıcalıklı yaşamlarını sert bir dille eleştirir. “Generaller yatakta ölür, askerler ise siperlerde” mottosu, eserin antimilitarist perspektifini özetler. Harrison, savaşın kahramanlık değil, insanlık trajedisi yarattığını göstererek, dönemin milliyetçi söylemlerine güçlü bir karşı duruş sergiler. Hem tarihsel bir belge hem de edebî bir protesto olarak önem taşıyan eser, savaş edebiyatı içinde Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok gibi klasiklerle aynı damar üzerinde yer alır. Savaşın yıkıcı yüzünü anlamak isteyenler için sarsıcı ve etkili bir okumadır.
17.08.2025

Andrew Foxall, bu eserinde Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra Rusya Federasyonu’nda ortaya çıkan etnik dinamikleri kapsamlı bir şekilde inceliyor. Çeçenistan’dan Tataristan’a, Kuzey Kafkasya’dan Orta Asya kökenli göçmenlere kadar farklı toplulukların Moskova merkezli politikalarla nasıl şekillendiğini analiz ediyor. Kitap, federalizm, ayrılıkçı hareketler, göç ve kimlik siyaseti bağlamında etnik ilişkilerin hem tarihsel mirasını hem de güncel gerilimlerini tartışıyor. Yazar, milliyetçilik, devlet kontrolü ve toplumsal uyum arasındaki dengenin Rusya’da nasıl kurulduğunu ele alırken, Putin dönemindeki güvenlikçi yaklaşımı da kritik bir mercekten değerlendiriyor. Eser, post-Sovyet coğrafyada etnik kimliklerin yeniden tanımlanma süreçlerini anlamak isteyenler için sağlam bir akademik kaynak ve günümüz Rusya’sının siyasi-toplumsal dokusunu çözümleyen önemli bir başvuru niteliği taşıyor.
17.08.2025

Charles Diehl’in klasik eseri, Bizans İmparatorluğu’nun siyasî, dinî ve kültürel gelişimini bütüncül bir çerçevede ele alır. Roma mirasının Hristiyanlıkla kaynaşarak kurduğu bu medeniyetin bin yılı aşkın serüveni; imparatorluk kurumları, kilise-siyaset ilişkileri, toplumsal yapı, sanat ve diplomasi üzerinden titizlikle incelenir. Diehl, Haçlı Seferleri’nden ikonoklazm tartışmalarına, saray entrikalarından sınır mücadelelerine kadar geniş bir yelpazeyi akıcı bir dille aktarır. Eser, yalnızca siyasî bir tarih anlatısı değil, aynı zamanda Bizans’ın Avrupa ve İslam dünyasıyla etkileşimlerini de kapsayan bir medeniyet tarihidir. Batı tarihçiliğinin önemli örneklerinden biri olarak, Bizans’ın çoğu zaman ihmal edilen yönlerini görünür kılar. Doğu Roma’nın devamlılığını ve özgün katkılarını kavramak isteyenler için hem öğretici hem de kalıcı bir başvuru kaynağıdır.
17.08.2025

Nazi Almanyası’nın Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in günlüklerinden derlenen bu eser, totaliter rejimlerin zihin dünyasına içeriden bir pencere açıyor. Goebbels’in satırlarında, Hitler’e duyduğu mutlak bağlılık, Nazi ideolojisinin inşası ve propaganda tekniklerinin nasıl sistematik biçimde uygulandığı açıkça görülür. Hatıralar, yalnızca bireysel bir otobiyografi değil; aynı zamanda bir dönemin siyasal psikolojisini, toplumsal manipülasyon araçlarını ve ideolojik körlüğün yıkıcı sonuçlarını yansıtan tarihsel bir belgedir. Özellikle savaşın son yıllarında dile getirilen umutsuzluk, fanatik sadakatle birleşerek rejimin çöküşüne tanıklık eder. Eleştirel bir okuma gerektiren bu metin, modern tarihin en karanlık figürlerinden birinin zihnine ışık tutarken, propaganda ve otoriterlik üzerine düşünenler için ibret verici bir kaynaktır.