Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Bibliyograf_34 Tarafından Yapılan Yorumlar
Darfur krizi, sadece bir iç savaş değil, küresel siyasetin, etnik gerilimlerin ve dış müdahalelerin iç içe geçtiği trajik bir örnektir. Bu eser, Sudan’ın batısında yer alan Darfur bölgesinde 21. yüzyılın başında patlak veren çatışmaları tarihsel kökenlerinden itibaren ele alıyor. Kolonyal miras, Arap-Afrika kimlik çatışması, merkezi hükümetin politikaları ve uluslararası toplumun müdahaleleri detaylı biçimde analiz ediliyor. Yasser Elgharbawy, hem bölgesel aktörleri hem de uluslararası kurumların etkisini kapsamlı bir çerçevede değerlendirerek, Darfur’un geleceğine dair “yeniden doğuş” ihtimalini tartışmaya açıyor. Kitap, sadece bir trajediyi belgelemekle kalmayıp, çözüm arayışlarını ve barış süreçlerini de odağına alarak, Afrika’daki insani krizleri anlamak isteyen okuyucular için güçlü bir başvuru kaynağı sunuyor.
Alper Bilgili, bu özgün çalışmada Darwin’in evrim teorisinin Osmanlı aydın ve siyaset çevrelerinde nasıl karşılandığını tarihsel belgelerle titizlikle inceliyor. "Darwin Dersaadet’te" başlıklı makalede, İsmail Fennî Ertuğrul’un evrim teorisini İslam inancıyla uzlaştırma çabası dikkat çekici biçimde ele alınıyor. Ardından "Osmanlı İmparatorluğu’nu Darwin mi Yıktı?" bölümünde, Darwin’in Türklere yönelik iddia edilen negatif tutumları sorgulanarak, bu söylemlerin ideolojik istismar olduğu vurgulanıyor. Kitap, ayrıca Galileo üzerinden din-bilim ilişkisini ele alarak, bilimsel tezlerin toplumsal bağlamdan koparılmasının tehlikesine ışık tutuyor. Nazım Hikmet’in şiirlerinde bilim ve teknolojiye yer vermesi de entelektüel tarih perspektifiyle değerlendiriliyor. Bilimsel teorilerin toplumsal ve ideolojik zeminde nasıl biçimlendiğini anlamak isteyenler için bu eser, derinlikli ve disiplinlerarası bir başvuru niteliğindedir.
Modernitenin krizlerine karşı ütopyacı bir müdahale girişimi olan bu eser, H.G. Wells’in dünya çapında barışı, iş birliğini ve bilimsel aklı temel alan yeni bir toplumsal düzen önerisini ortaya koyar. "Açık Komplo", geleneksel ulus-devlet yapılarının ötesine geçerek bireylerin ve kurumların küresel ölçekte örgütlenmesini hedefleyen bir sivil devrim tasarısıdır. Wells, liberalizmin sınırları ve sosyalizmin bürokratikleşmesi karşısında, üçüncü bir yol olarak bilime ve akla dayalı bir dönüşüm vizyonu sunar. Ekonomik eşitsizliklerin, savaşların ve cehaletin panzehiri olarak gördüğü bu proje, yalnızca siyasal bir manifesto değil, aynı zamanda etik bir sorumluluk çağrısıdır. Eser, yirminci yüzyılın başındaki entelektüel akımların izlerini taşırken, bugünün küresel sorunlarına dair öngörüleriyle dikkat çekmeye devam etmektedir.
Aytekin Yılmaz, Son Diktatör adlı eserinde, PKK’nin örgütsel yapısını ve lider kültünü içeriden bir tanıklıkla çözümleyerek, Türkiye’deki silahlı örgüt psikolojisinin karanlık yönlerini ifşa ediyor. Öcalan’ın 1998’de Şam’dan başlayan, Yunanistan, Rusya ve İtalya’ya uzanan sürgün sürecinden İmralı’ya varan yolculuğu, tarihsel arka planıyla birlikte aktarılırken; bu süreçte oluşan “ikinci el diktatörlük” anlayışı ve otoriter yapı, çarpıcı analizlerle betimleniyor. Kitap, liderin sorgulanamazlığına dayanan dogmatik yapıların, “ölüye tapınan” kültürel atmosferini, Stalinist yöntemlerle kıyaslayarak gün yüzüne çıkarıyor. Aytekin Yılmaz, örgütlerin sadece devlete karşı değil, bireye karşı da bir baskı rejimi kurabileceğini gösteriyor. Politik şiddetin iç mekanizmasına dair eşsiz bir kaynak olan bu çalışma, hem sol hareketlerin iç hesaplaşması hem de Kürt meselesinin sosyo-psikolojik boyutuna dair çarpıcı bir belge niteliğinde.
Yunus Koç, geç Osmanlı'dan erken Cumhuriyet dönemine uzanan kritik zaman diliminde Kürt kimliğinin dönüşümünü tarihsel belgeler ışığında ele alıyor. 1900–1920 arasındaki dönemde, merkezî modernleşme politikalarının, Hamidiye alayları, aşiret yapıları ve Kürt aydınları üzerindeki etkisi derinlemesine inceleniyor. İttihat ve Terakki döneminde uygulanan Türkleştirme politikaları, Kürt entelijansiyasının siyasi tutumlarını ve kültürel aidiyetlerini nasıl etkiledi? Kitap, bu soruya cevaben, hem İstanbul merkezli bürokratik yaklaşımları hem de Kürt coğrafyasındaki yerel gelişmeleri birlikte değerlendiriyor. Basın, isyanlar, cemiyetleşme, sürgün ve propaganda gibi araçlarla şekillenen Kürt kimliği, Osmanlı’nın çok kimlikli yapısından ulus-devlet paradigmasına geçiş sürecinde yeniden tanımlanıyor. Alanında özgün bir katkı sunan eser, tarih, kimlik ve siyaset ekseninde çalışanlar için önemli bir başvuru kaynağı.