Toplam yorum: 3.285.254
Bu ayki yorum: 6.780
E-Dergi
zaurak Tarafından Yapılan Yorumlar
Yazar, Küreselleşme, AB bütünleşmesi, ekonomik problemler, refah devletinin sürdürülebilirliğinin sorgulanabilir bir hal alması, artan göçmen nüfus, asimile edilmeyen Müslüman göçmenlerin varlığı ve son olarak da İslam köktenciliğini bir tehdit olarak algılanmasının 1990’larda yeni milliyetçiliğin ve aşırı sağ milliyetçi partilerin yükselişine neden olduğunu belirtmektedir. Kitap, Türkiye'yi AB üyeliği bağlamında yakından ilgilendirmektedir. AB'nin kimlik arayışlarına da atıfta bulunulmakta, AB ve milliyetçilik üzerine okunması gereken bir kitap.
Soğuk Savaş sonrası kapitalizmin, sosyalizme karşı galip gelmesi ve alternatifsiz kalması ardından, sosyal devletin dünya genelinde gerilemesi, özellikle üçüncü dünyada artan yoksulluk ve işsizlik, hızlı iletişim ve ulaşım sayesinde tarihin hiçbir döneminde olmadığı kadar etkileşime giren kültürler arasındaki sorunlar ve ötekileştirmeler, küreselleşirken mikro ölçekteki etnik yapıların hızla sivrilmesi gibi iç içe geçen karmaşık bir yapının ortaya çıkması ile uluslararası terörist yapıların yerleşebileceği uygun ortamın oluştuğunu belirten yazar küreselleşmenin, terörizmle bağını gözler öçnüne sererek büyük resme odaklanmayı sağlıyor. 11 Eylül ve sonrasını sosyal olgular ile değerlendirmek isteyenlerin okuması tavsiye olunur
Yazar milliyetçiliği 18 yy. dan günümüze gelişimini anlattığı kitbında, özellikle millet ve milliyetçiliğin yeni bir kavram olduğunu ileri sürmekte (Anderson'un Hayali cemaatler kitabında olduğu gibi), sosyalist ekolden gelen yazar milliyetçiliğin zirve noktasını geride bıraktığını belirtmekte. Ulus devletin gerilemesiyle milliyetçiliğinde bir fenomene dönüştüğünü önermektedir. Tarihsel örnekleri ile okuması zevkli bir kitap
Yazar öncelikle Sosyalizm ile Milliyetçiliğin paralel gelişimini ele almaktadır. İmparatorluklar yıkılıp miliyetçilik üst düzey bir başarıya ulaştığında ve self-determinasyon ilkesi geniş kabul gördüğü sıralarda, Sosyalizm de Komünist Devrimini gerçekleştirerek ilk önemi başarısını elde ettiğini söylemektedir. Din milliyetçilik ilişkisini ise birbirini aslında destekleyen unsurlar olduğunu ileri sürmekte. Dinin milliyetçiliği dışlamadığını Protestan kiliseleri sık sık milliyetçilikle işbirliği yaptığını belirtmektedir. Diğer Hıristiyan mezheplerinide benzer irdelemelere tabi tutmakta, milliyetçiliğin din desteği olmadan var olmasının güçlüğünden bahsetmektedir. Milliyetçilik okumaları kapsamında okuması sıkıcı ancak gerekli bir kitap.
Yazar Milliyetçiliğin, kültürel ve etnisite diliyle oluştuğunu ancak modern milliyetçiliği bu yolla açıklamanın mümkün olmadığı ileri sürmektedir. Milliyetçi liderlerin biz kavramını öne çıkarması başka bir gruba karşı bölünme direnci yaratma isteğinden kaynaklanmaktadır. Kimi zaman modasının geçtiği ilan edilen milliyetçilik, devrimlerde ve bağımsızlık mücadelelerinde önemli bir rol oynamıştır. Ancak milliyetçi söylemler kadar çatışmaları ve savaşları azdıran başka şeyler yoktur. Yazar emperyalizm sonrası sömürge ülkelerindeki milliyetçiliğide irdelemektedir. Milliyetçilik üzerine literatür taraması yapanların okuması şiddetle tavsiye olunur.