Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

Öykü Gizem Gökgül Tarafından Yapılan Yorumlar

Bir kadının beş yaşından otuz beş yaşına kadar hikâyesini sene sene anlatan eserin en beğendiğim yanı, kişinin kendini ifade etme ve dünyayı algılama biçiminin yaşla birlikte nasıl değiştiğini ortaya koyan birinci tekil şahıs anlatımı. Hem büyümenin kendi şiddetini hem aile içi şiddeti hem de 1979 ve sonrasında özellikle İspanya Bask Bölgesi’ndeki şiddeti harmanlarken sanki şiddeti de romanın bir karakteri yapıyor. Şiddetin en savunmasızlar olan çocuklar üzerindeki etkisini ve onların karakterini nasıl şekillendirdiğini, çocukluk masumiyetinin nasıl yetişkin hayal kırıklığına dönüştüğünü gösteriyor.
İnsanın kendinden güçsüzler için dünyayı cehenneme çevirmekten ve hatta onları yok etmekten hiç çekinmediği utanılası, vicdansız medeniyetimize ayna tutan bir (sözde) distopya. Çağlardır sömürdüğümüz hayvanlara yapılanlar bu kitapta insanlara yapıldığından okurların, biz insanlar gibi nefes alan, hisseden, aile ve bağ kuran canlılarla empati kurmasını sağlayabilen bir eser (tabii görmek isteyen gözlere). Paul McCartney’nin dediği gibi, “Mezbahaların cam duvarları olsaydı herkes vejetaryen olurdu.”
Yazarın Hızlandıkça Azalıyorum kitabındaki özgün, duru, zarif anlatımını öyle beğenmiştim ki bu kitabını da konusuna bile bakmadan okumaya başladım. İkinci doğumunu yapmış bir annenin yeni doğan kızına yazdığı bir mektup niteliğinde olsa da anne-çocuk bağının ötesine geçen bir anlatı bu. Her satırından yine aynı zarafet ve de kırılganlıkla sızıyor hayatı yaşama beceriksizlikleri ve varoluşun çaresiz kıvrımları. Çünkü dünyaya yeni bir hayat getirmek demek hayatı sorgulamak da demek, bu yüzden doğum kadar ölümle de haşır neşir oluyor ama ümidi de elden bırakmıyor kitap.
Küçük bir kasabaya yerleşen çevirmenin, misafirperver görünen ama baskıcı ve dışlayıcı olan kapalı bir toplulukla kurduğu ilişki dinamikleri ve umulmadık bir şekilde savrulduğu aşk üzerinden huzursuz bir zihnin izini sürüyor. Kadın arzusunun sınırlarını dürüst ve cesur bir şekilde yoklarken sunduğu psikolojik derinlikle iyi bir karakter çalışması ortaya koyuyor; hem de bunu yalın bir dille yapıyor. Çevirmen karakter, sessizlikleri, tekinsizliği tercüme etmenin bir aracı kıldığı halde, onun duyguları okura çok iyi geçiyor.
Zeka, kimlik, insan olmak, toplumda kabul görmek üzerine düşündüren ve zekanın mutluluk getirmediğini vurgulayan eser aslında zekadan çok duygulara odaklanarak insan ilişkilerinin önemini sorgulatıyor. "Çok satan" bir eseri bu kadar çok beğendiğim enderdir.