Toplam yorum: 3.284.601
Bu ayki yorum: 6.107

E-Dergi

m_tozan Tarafından Yapılan Yorumlar

23.01.2026

José Saramago’nun Körlük romanı, insanların bir anda bulaşıcı bir körlüğe yakalanmasıyla toplum düzeninin çok kısa sürede nasıl çöktüğünü etkileyici biçimde anlatır. Hazırlıksız yakalanan insanlar, yalnızca görme yetisini değil; güveni, kuralları ve ahlaki sınırları da kaybetmeye başlar. Romanda bazı karakterler zor koşullarda bile vicdanını korumaya çalışırken, bazıları gücü ele geçirince zalimleşir; kriz, insanların gerçek yüzünü ortaya çıkarır.

Beni en çok etkileyen söz doktorun karısına ait: “Eğer tam anlamıyla hayvan gibi yaşamak istemiyorsak… İnsan gibi davranmaya çalışmak.” Bu cümle, kitabın verdiği mesajı özetler: Her şey dağılsa bile insan kalmak bir tercih ve mücadeledir. Sarsıcı, düşündürücü ve çok akıcı bir roman; kesinlikle tavsiye ederim.
12.01.2026

Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar kitabı iki bölümden oluşur. İlk bölüm, daha çok felsefi bir iç konuşma gibidir: Huysuz, kırgın ve “aşırı bilinçli” bir adam, insanın her zaman akıl ve çıkarla hareket etmediğini; bazen sırf özgürlüğünü kanıtlamak için kendi zararına bile seçim yapabildiğini savunur. Bu düşünce biçimi, onu giderek daha yalnız, huzursuz ve kendini toplumdan dışlanmış hisseden biri hâline getirir (bazen gerçekten dışlanır, bazen de bunu zihninde büyütür).

İkinci bölüm ise bu kişinin gerçek hayatta yaşadıklarını anlatan bir hikâyedir. Arkadaşlarıyla ve Liza’yla yaşadığı olaylar üzerinden, gururunun, kırgınlığının ve bitmeyen iç hesaplaşmalarının onu nasıl yıprattığını görürüz.

Genel olarak kitap, okura şu soruları sordurur: “Acaba ben de bazı şeyleri fazla mı büyütüyorum? Başkalarının davranışları hayatımı gerçekten bu kadar etkiliyor mu, yoksa ben mi kendimi içten içe yiyip bitiriyorum?” Bu yönüyle düşündüren ve akıcı bir okuma sunan bir eser.
09.01.2026

Dostoyevski’nin Yeraltından Notlar kitabı iki bölümden oluşuyor. İlk bölüm, olay anlatmaktan çok adamın zihnini açıyor: Huysuz, kırgın, aşırı düşünen birinin iç sesiyle baş başa kalıyorsun. Asıl iddiası şu: İnsan her zaman mantıkla ve “çıkarım neyse o” diyerek yaşamıyor. Bazen sırf özgür olduğunu kanıtlamak için bile bile tersini yapabiliyor, kendine zarar verebiliyor. Bu düşünce hâli de onu giderek yalnızlaştırıyor; kimi zaman gerçekten dışlanıyor, kimi zamansa dışlanmayı kendi içinde büyütüyor.

İkinci bölümde ise bu kafa yapısının hayatta nasıl patladığını görüyorsun. Arkadaşlarıyla ve Liza’yla yaşadıkları, gururunun ve bitmeyen iç hesaplaşmalarının onu nasıl yıprattığını netleştiriyor.

Bana en çok şunu düşündürdü: “Acaba ben de bazı şeyleri fazla mı büyütüyorum? İnsanların tavrı hayatımı gerçekten etkiliyor mu, yoksa ben mi kendimi içten içe yiyorum?” Bu yüzden rahatsız ederek düşündüren, ama bir yandan da akıp giden bir kitap.
05.01.2026

Amok Koşucusu, zihin yoran bir gerilimle başlayıp ilerledikçe insanın takıntıya dönüşen bir bağlılık ve suçluluk duygusuyla kendini nasıl tükettiğini anlatıyor. Akıcı ve kısa; bir günde okunup bitirilebilecek bir kitap. Benim için iyi bir metin olsa da ‘mutlaka okunmalı bir başyapıt’ seviyesinde değil; etkisi de uzun süre kalıcı olmayabilir.
19.12.2025

Michael Ende’nin Momo adlı kitabı, zamanı kullanma biçimim üzerine beni inanılmaz derecede etkiledi. Kitap, günümüzde insanların “zaman kazandıklarını” sanarak hayatlarını hızlandırmalarını; işleri daha çabuk bitirmeye çalışırken aslında kendi zamanlarından çaldıklarını çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor.

Daha da kötüsü, sadece çalışırken değil; dinlenirken, izlerken, hatta keyif alması gereken anlarda bile her şeyi aceleye getiriyoruz. Böyle yapınca aynı “zamana sığdırma” telaşının içinde daha az zevk alıyor, daha az duygu hissediyor, anın değerini kaçırıyoruz.

Özellikle 6. bölüm (“Hesap yanlış, ama geçerli”), bu meseleye bambaşka bir gözle bakmamı sağladı. Bu bölümü tekrar tekrar okumanızı gerçekten tavsiye ederim. Hayatımızdaki bu koşturmacanın bize neleri kaybettirdiğini daha iyi fark etmeniz dileğiyle.

İyi okumalar.