Sizlere Üstat Necip Fazıl Kısakürek’in “Bir Adam Yaratmak” adlı tiyatro oyunundan edindiğim izlenimleri sunacağım.
Salona girdiğimde; salonun hıncahınç dolu olduğunu gördüm. Oyunu tekrar izlemek için gelenler, ilk kez izleyecek olanlar ve daha cabası… Ben ilk kez izleyecek olanlardandım. Herkes heyecanla oyunu bekliyordu. Birazdan oyun başladı.
Sahnede sergilenen Necip Fazıl’ ın muhteşem bir eseriydi. Oyun bir piyes yazarının, piyesindeki başkarakterin kaderini aynen yaşamasını anlatıyordu. Oyunda ardı arkası kesilmeyen ihanetler ve tesadüfler sonucunda başkahramanımız Hüsrev aklî dengesini kaybediyordu.
Necip Fazıl, oyunu için görülebilecek ve akla gelebilecek en ilginç isimlerden birisini seçmiş: “Bir Adam Yaratmak”. İsme bakılarak türlü türlü şeyler düşünülebilir. Ancak hayal etmediğimiz türde bir eserle karşılaşıyorsunuz.
Çok büyük sanılan insanların aslında ne kadar aciz olabileceği, arkamızda sandığımız dostlarımızın elinde hep bir hançer olabileceğini anlatıyordu oyun.
Ayrıca; Bir Adam Yaratmak, cumhuriyet tarihimizin ilk psikolojik tiyatro eseri sayılabilir.
Eserde, Necip Fazıl: “Ben Allah’ı; Allahlık yaparak tanıdım.” Diyor.
Oyunun bitiminde; seyirciler hakkını vererek oynayan sanatçıları ayakta alkışlayarak teşekkürlerini ilettiler.
Son olarak; beyni fokur fokur fikir kaynayan bir adam nasıl oluyormuş görmek isteyenlere bu oyun birebir.