Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Bahar Akan Tarafından Yapılan Yorumlar

25.09.2025

Opriçnik’in Bir Günü, yüzeyde 21. yüzyılda geçen tek bir günün hikâyesi gibi görünse de aslında totaliter bir sistemin işleyişini, şiddetin nasıl sıradanlaştığını ve bireyin devlet içinde nasıl silindiğini gözler önüne seren karanlık bir distopya. Sorokin, Çar IV. İvan’ın kurduğu ünlü özel polis teşkilatı “Opriçnina”dan yola çıkarak geçmişle geleceği grotesk bir dille harmanlıyor. Romanın başkahramanı Komyaga, sisteme mutlak bağlı bir Opriçnik olarak sabah gözlerini açıyor; biz de onun gözünden, iktidara körü körüne itaat eden, vicdanını susturmuş bir insanın dünyasına adım atıyoruz. Komyaga gece yatağına uzanana dek devletin nasıl işlediğini, şiddetin ve yozlaşmanın nasıl olağan hale geldiğini görüyoruz. Yalnızca bir günün anlatıldığı bu roman, aslında bütün bir rejimin alegorisine dönüşüyor.
18.09.2025

Opriçnik’in Bir Günü, yüzeyde 21. yüzyıl Rusya’sında geçen tek bir günün hikâyesi gibi görünür; fakat aslında totaliter bir sistemin işleyişini, şiddetin nasıl sıradanlaştığını ve bireyin devlet içinde nasıl silindiğini gözler önüne seren karanlık bir distopyadır. Sorokin, Çar IV. İvan’ın kurduğu ünlü özel polis teşkilatı “Opriçnina”dan yola çıkarak geçmişle geleceği grotesk bir dille harmanlar. Romanın başkahramanı Komyaga, sisteme mutlak bağlı bir Opriçnik olarak sabah gözlerini açar; biz de onun gözünden, iktidara körü körüne itaat eden, vicdanını susturmuş bir insanın dünyasına adım atarız. Komyaga gece yatağına uzanana dek devletin nasıl işlediğini, şiddetin ve yozlaşmanın nasıl olağan hale geldiğini görürüz. Yalnızca bir günün anlatıldığı bu roman, aslında bütün bir rejimin alegorisine dönüşür.
11.09.2025

Livaneli’yle bu kadar geç tanışmış olmak, içimde buruk bir pişmanlık yaratıyor... Serenad’ı yıllarca basit bir aşk hikayesi sanıp ertelemişim. Oysa şimdi kitapla göz göze geldiğim her an içimde fırtınalar kopuyor...
Bu kitap, yalnızca bir aşkı değil; tarihin en karanlık kıyılarını, sessizliğe mahkûm edilmiş kadınların çığlığını ve insanlığın en derin yaralarını anlatıyor.
Livaneli, Serenad’da geçmişin acı izlerini bugüne taşıyor. Nazi Almanyası’ndan İstanbul’a uzanan bu hikâyede, bir profesörün yıllar sonra İstanbul'a yaptığı bir yolculuk, hem kişisel hem tarihsel bir hesaplaşmaya dönüşüyor. Profesörün gelişi, hayatın sıradanlığı içinde kaybolmak üzere olan bir kadını uykusundan uyandırıyor ve o kadın geçmişin gölgelerinde kaybolan kadınları sesi olmak için ayağa kalkıyor. Kadınların çektiği acıları başka bir kadından başka daha iyi kim anlayabilir?
Bazı kitaplar vardır, okurken değil, bitince konuşur insanla Serenad’da tam olarak öyle bir etki bıraktı bende...
22.08.2025

Sebastian Fitzek’ten okuduğum ilk kitap, okuru baştan sona belirsizlik içinde tutmasıyla, gerçek mi yoksa hayal mi olduğuna karar veremediğimiz olaylarla, merak duygusunu canlı tutuyor. Kısa bölümler sayesinde hızlı okunuyor, fakat sürekli yapılan ters köşeler bir süre sonra tahmin edilebilir hale geliyor ve karakterler de derinleşmediği için duygusal bağ kurmak zorlaşıyor, yine de gerilimi yüksek tutmayı başarıyor. Kusurlarına rağmen okunmaya değer bir kitap.
07.08.2025

Biri Hiçbiri Binlercesi, bir insanın kendine dair bildiği her şeyin bir anda sarsılabileceğini gösteren, rahatsız edici derecede dürüst bir metin. Sanki bir başkasının hikâyesini değil, kendi içimde uzun zamandır susturduğum bir sesi dinliyormuşum gibi hissettim. Vitangelo Moscarda’nın burnunun eğri olduğunu öğrenmesiyle başlayan o küçük sarsıntı, bende bir fırtınaya dönüştü.

Sanırım hepimiz, zaman zaman aynaya baktığımızda, karşımızdaki yüzün gerçekten bize ait olup olmadığını sorgulamışızdır. Kendimize ait sandığımız benlik bile çatlamaya hazırken, başkalarının gözlerinde şekillenen benliğimiz çoktan kırılmış olabilir. Peki bu durumda biz dediğimiz kimdir? İçimizdeki ses mi, dışarıdan yansıyan görüntü mü?

Bu roman, insanın kendine ulaşma çabasının ne kadar acı verici ama bir o kadar da gerekli olduğunu anlatıyor. Moscarda’nın hikâyesi, belki de hepimizin içinde yankılanan o sessiz sorunun cevabını arıyor: “Ben, gerçekten ben miyim?”