Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

hsabah Tarafından Yapılan Yorumlar

12.01.2026

Yalnız ama çaresiz değil; çaresizliğinden güç devşiren, vurulan ama yıkılmayan; her daim ayakta durmaya çalışan; pervasızlık mı dik başlılık mı? Hangisi?

Dağlarda koşan kadın; metafor olarak hayatın zorluğuna direnmeyi ve her halükarda dik durmayı temsil ediyor.

Yoruluyor, çırpınıyor, yaşadıklarının bir kısmını zihninde yaşıyor. Kaba kuvvete maruz kaldığında bile direnci düşmüyor. En yakınındakinin onu yıkmaya yönelik teklifleri onu daha güçlü kılıyor.

Söylenenden ziyade söylenmeyenler daha mı acımasızca? Anlattıklarından ziyade anlamamızı istedikleri? Sessizce iç döküşe edilen şahitlik ama yazarın istediği daha fazlası sanki.

Bir sonuca varma hali yok. Anda kalıp yaşanılanı bile sere serpe ortaya koymak bile yok!

Baba kavramı daha çok irdeleniyor sanki yaş, meslek, duruş, davranış açısından. Annelik yüceltilmez iken eş kavramı idealize mi edilmeye çalışılıyor o anlamda kararsız kaldım.

Güzel bir metin okudum.

Selametle …
10.01.2026

Okumaya başladığımda dedim ki safi blr aşk romanı okuyacağım , sonra baktım ki romantizmin yanında gerçekçilik de söz konusu.

Aşkın yedi rengi bir metafor mu yoksa gerçekten yedi rengi var mı? Var tabii ki ama bu yorumun değil kitabın incelemesini yapan veya bunu konu haline getiren araştırmacıların işi olsun :) Aşk öyle bir şey ki ilk rengi saflık olur ;tutku besler, özlem şiddetlendirir değil mi ?

Hem yaşanır hem hatıradır aşk ; ilk bölümde saf ve kırılgan bir çocukluk aşkı filizlenirken sonrasında okumak için ayrılan ikilinin ayrı şehirlerde mektuplarla yaşattığı bu güzelliği bir tarafın hayatını başka bir yöne çevirmesi ile çaresiz bir kabullenişe dönüşür ama asla bitmez.. Aşkın en baskın halidir belki hüzün; öyle bir çöreklenir ki ; hem hatıranda hem anında hep yaşarsın.

İrfan Yalçın eserlerini okurken zihnimde o kadar çok pencere açılıyor ki bazen cereyanda kalmış gibi düşüncelerim titriyor .
07.01.2026

Kitapla ilgili karmakarışık duygular içerisindeyim. Bir yanım çok sevdi ama bir yanım hüzünden yorulmuş gibi sanki.

Nils Vik hayatından geçenlere , iz bırakanlara bir selamlama yapmış. Bu kadar etkili olması durağan ve yorucu kitabın duygusal yoğunluğundan ileri geliyor .

Herkese birer selam verip geçerken, hayatının en önemli parçası Marta’ya ilişkin öyle şeyler söylüyor ki, keşke diyor okur keşke biraz daha yaşasa mıydı?

Usul usul , belli belirsiz bir müzik gibi ruha sızan bir metin. Kuzey edebiyatında zaten böyle şeylere çok rastlanmıyor değil mi? Durağanlığın çığlığı bizim gibi onların yıllar boyunca yaşamadıklarını bir günde yaşayan milletler için çok şaşırtıcı tabii.

Nils Vik’in son tanıklığı koymak isterdim kitabın ismini… Eylemlerin suskunluğa dönüştüğü her gün nasıl bir şey kattıysa fiyortlardan açık denize kavuştuğu gün Nils de onu yaşadı.

İlginç…
04.01.2026

İrfan Yalçın’ın yoğun ve şiirsel dili büyülüyor beni her kitabında.

Öyle kalbe dokunuyor ki cümleleri, bazen yazarın yaptığı acımasızlık gibi geliyor. Huzursuzca silkiniyor ve kendine getiriyor anlatım. Her bir karakter özelinde ülkeye, yaşama, siyasi ve ekonomik duruma mercek tutarken sanki hiçbir ayrıntıyı kaçırmak istemez gibi.

Kaçamayacağımız o zaman hepimize gelecek, bahçemizi ne ile doldurmak istediğimiz, pişmanlıklarımız, mutluluklarımız o vakit yanımızda olacak. Keşkeler mi olsun hayatımızda iyi kiler mi? Hepsi değilse bile çoğunu yaşamak/yaşatmak elinizde…

Bu arada kitabı okurken tamam şimdi yakaladım dediğim yerler oldu ama o kadar çok yere düğüm atılmış ve öyle uçsuz bucaksız ki sonunda ben de saldım gitti…

Selametle…
04.01.2026

Kişisel tarihi üzerinden kırgınlıklarla dolu bir roman. Varmış ama yokmuş gibi anlatım, okuru daha çok anlatının içine alıp yakasını bırakmaya hiç niyeti olmayan bir yazar.

Bol travma az mutluluk, bolca kaçış ama az yüzleşme…Kaçarken, hayatta kaçırdığı anlar; cenazeler, dualar.

Yüksünmeden yaşayan, kendince dik durmaya çalışan anlatıcı; duygu sömürüsü olmadan olanı anlatırken; gerçekliğe ya da olanın “doğrusuna” ulaşmak için zaman ve dikkat gerektiren tavrı ile sabrınızı sınıyor .

Yerinden edilen, sırları ile sabrı arasında, minneti ile idealleri arasında sıkışan bir hayat. Olanı kabullenmek/kabullenememek hep bir iğreti kalma hali, minnet değil de sanki baştan savma borç ödemenin en acımasız halini anlatırken yazarın verdiği öyküleme gücü sıradanlıktan çıkarıyor.

Fazlasıyla içe dönük, fazlasıyla kırılgan (belli etmemeye çalışırken daha çok kırılan)...

Umulan ile bulunan arasında yaşanılanı enjekte etmenin halleri yazarın anlattığı.

Sabrın varsa oku.

Selametle.