Toplam yorum: 3.285.259
Bu ayki yorum: 6.785
E-Dergi
hsabah Tarafından Yapılan Yorumlar
@mustafakutlu_ hikayeciliği işte bu . Hikaye içinde hikaye ; okurken yormayan , hani bir anlatıyor da siz dinliyormuşsunuz gibi gelen… Okuru bir süre bulunduğu ortamdan alıp hayal dünyasına taşıyan, bildik ve karşılaşmaya her daim hazır olmanız gereken yaşayan hikayeler…Başkanın Adamları da böyle bir eser. İlk okuyan için hata gibi görünen kelime kullanım seçimleri aslen @mustafakutlu_ hikayeciliğinde hep var
Herhalde bu yılın en büyük kazancı #oğuzi̇nel hoca ve kitapları oldu. Felsefeye olan ilgim ve fakat onca isim ve kuramın beni korkutması
Kitabı elime almadan Yazar ve yayınevi ilk tanıtıma geçtiğinde Allahım dedim işte beklediğim Ön yargılı olduğum aşikardı ve ismail.guzelsoy yazdığı için daha derinlikli okuyup dost kitabına acımasız olacağım belliydi. Hatta bir dostumla kitap hakkında konuşurken dedim ki ….. neyse burası bende kalsın Sonrasında kurmacanın üstünde öyle havalarda gezip ayaklarım yere basmayınca işte dedim yine büyülü kalem yazmaya başladı dedim. Kablo cininde koyverdiğim kahkaha ile bazı cümlelerin acımasızlığında tükenen ve avucuma düşen bir damla gözyaşı birbirine karıştı.
İsmail abi diyorum çünkü yazarı kendime çok yakın hissediyorum hani derler ya yemek tarifi yazsa bile okurum
Kaç insanın yolu bir çıkmazda kesişir ve kaç insan bu çıkmazdan mutlulukla ayrılır. 2016 yılında “Gölge” ile başlayan bu yazar-okur muhabbeti her kitapla daha da arttı. Yeniler ile birlikte eskileri de okuma fırsatım oldu . Şimdi bir sonraki kitap ne zaman olur ne kadar bekleriz onun endişesi ile çenem düştü
Kitabı elime almadan Yazar ve yayınevi ilk tanıtıma geçtiğinde Allahım dedim işte beklediğim
Ardında bıraktığın , yarım bıraktığın bir şey varsa seni takip etmeyi bırakır mı? Ben asla bırakmayacağını düşünmekteyim. Akira Mizubayashi daha önce okuduğum Can Kırığı Ve Bin Yılın Aşkın kitaplarında olduğu gibi müzik ekseninde ve aşk , ayrılık ve gizemlerin yön verdiği bir eser ortaya koymuş. Kupa Kraliçesinde araya serpiştirilmiş günce ve mektuplarla biraz akış dağılsa da yazar okurunun kendi yörüngesinden ayrılmasına asla izin vermiyor.
Hayat rastlantılarla mı yoksa geçmişin yansıması ile mi yol açıyor?
Sizce?