Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

hsabah Tarafından Yapılan Yorumlar

06.12.2025

Sevda nedir? Yorulur mu? İllaki iki kişi arasında mı geçmesi lazımdır? İnsanı ayakta tutan güç; yıkılmasını engelleyen dayanak “Sevda” değil de nedir?

Karakterimizin yaşama kurduğu bağ öyle zayıf ve hayata bağlanmak için bulduğu “sebep”; “hayvanı” öyle güzel bir yerde tutuyor ki “Canım’ı harika ! Bu güçlü duyguyu İrfan Yalçının anlatımında inanılmaz bir yere taşınmış.

Şiirsel, hem elinden bırakmana izin vermeyecek hem de öyle köşeye bırakıp uzun uzadıya düşünmeye itiyor ki ,yüz sayfalık kitapta yerden yere çalıp canına okuyor okurunun!

Hayata dair kırılmalar incelikle ortaya konmuş, zorlama değil kendiliğinden akıp giden şiirsellik ile tarife imkan bırakmayan bir şölen ortaya konmuş.

Okunmalı.

Selametle…
05.12.2025

Belki bir devam kitabı belki değil, karakterler hemen hemen aynı, konu bağımsız değil… Mesajı dokundurmalı ama anlamak için akıl yeterli ama yaşamak için cesaret!

İktidar değişir; güç değişir.Devran döner ama eskiler asla unutulmaz.Unutmayanlar da belki intikam peşine düşer.

Peki haklı olduğunu düşünsen bile doğruyu saklamak ya da katili ele vermemek?

Gülün Hayaleti karanlık bir roman, polisiyenin vermek istediği gizeme sahip, edebi olarak doyurucu. Güncele ve geçmişe bağ kurarak meselesi olan bir kitap duygusu veriyor. Sadece polisiye değil, yaşanmışlıklara bağlı olarak kurban /karakter/ şahitlerin ruhundaki katmanlara tek tek dokunuyor.

Sır ise sır… Dostluksa dostluk ve intikam…

Küçük bir alıntı :
“Acı çekmekten korkmuşlardı. Yaralarını paçavralarla sarmaya çalışmışlardı. Oysa yaraya sarılmak gerekiyordu. Yaradan korkmamak gerekiyordu. Yaranın kapanmasına izin vermemek gerekiyordu. Onlar yaradan kaçmışlardı. Hayaletlere sığınmışlardı. Gülün hayaleti olmuşlardı.”
02.12.2025


İlk kitabın ana karakteri Aysel bu kitapta yan bir karakter gibi ortaya çıkıyor. Eser gene onun ekseninde; akraba, dost, hemşeri; ve en önemlisi ailesinin toplumsal, siyasi ve ekonomik gelişimini "Bir Düğün Gecesi"nde anlatıyor. Çatışma, çıkar gözetme , idealler ve gerçekleşemeyen/gerçekleşen hayaller, pişmanlıklar öyle güçlü vurgulanıyor ki konunun tam göbeğinde imişsiniz gibi hissediyorsunuz.

Olay örgüsünün direkt toplumdan bireye değil bireyden topluma ve iç monologlar şeklinde kurulması anlatımı güçlendirmekle birlikte yorabiliyor.

Dönem romanları okumak keyifli lakin, eğer içine giremezseniz size panoramik bir bakış açısı vermekten ileri gidemez.

Aydın-sol-sermaye-asker-akademik çevre ve öğrenci gibi dönemin etkin karakterleri ile birlikte köyden çıkmış bir ailenin toplumsal/siyasal/ekonomik olarak gelişmesi ve "çıkar yönetimi" açısından önemli noktalara temas ediyor.

29.11.2025

Savaşın ardında olan bitenler… Cephede olanların değil kalanların savaşı. Toprağını, evini yitirme tehlikesi. Yalnızlık ve çaresizlik , belki de uzun bir kaçış… Kaçış ki bazen kendinden bile.

Olmayan güveni, yaşanamayan hallerin körüklemesi, yokluk, iyi ile kötü arasında ne kadar ince bir sınır var, dün dost dediğinin acımasız bir sözü ile ufalanıp gitme …

Savaş sürerken kaybettikleri ya da elde edemedikleri değil yaşadıkları küçük kötülükler yıkar insanı. Bazen zorbalık fiziksel değil duygusal yaşanır ve orada daha fazla yıpranır insan. Ve terk etme güdüsü hemen oradan ayrılmanın ilk çare olduğunu ortaya koyar . Ama! Ne kadar çare olur ?

Bazen dost görünen en yakınındaki kötülük, bazen en yakınında sana yalanlar türeten tehlikenin katmerlisi ( tek taraflı çıkar ) .

Öyle zor akan ve yoğun bir eser ki; değişik duyguları blr arada yaşayarak okudum .

İkinci Dünya Savaşı İngiltere’si bir pansiyon, bir kadın… Bir fincan çay…
26.11.2025

Umut! Var mı acaba?

Bunca acımasızlığın ve cahilliğin üstüne bir de hakkının yenmesi, başına gelmeyecek şeylerin gelmesi/getirilmesine insan nasıl dayanır?

Eline geçen ilk fırsata tutunup nefes almak için çırpınmaz mı?

Ah Irazca, başına gelmeyen şey kalmayan ailenin yıkılmayan dağı, inatçı rüzgarı… Fırtınaya karşı duran, kora kor esen yıkan/yıkılmayan…

Düşman, düşmanlığını her zaman yapar, vaktini kollar, zehrini akıtır; kötünün ardını kollayan oldukça kötülüğe devam eder…

Irazca’nın dirliği bozuldu, huzur olmayan yerden kaçıp gittiği yerde huzur bulacak mı Bayram, ya Irazca?

Yılanların Öcü’nün devam kitabı Irazca’nın Dirliği’nde “macera” devam ediyor. Bakalım Kara Ahmet Destanı neler sunacak.

Selametle…