Toplam yorum: 3.284.424
Bu ayki yorum: 5.930

E-Dergi

hsabah Tarafından Yapılan Yorumlar

15.02.2026

Görmem gerek!
Sonsuza dek seninim!

İnanılmaz.

Güç , para , aşk , yaşlanma ve kendini kanıtlama çabası mı? Yoksa ?

Zaman lehine işlemezken küllerinden doğmaya çalışan Casonava! Eski bir aşkın peşinde gelip son kez kendini yaşamın son sahnesine atma mı?

Son Sahne yöneten/oynatan Francesca…

Hele tek bir cümleden sayfalarca okurun canına okuyup elinden bıraktırmayan Parma Kontu!

Francesca öyle bir güç oyunu oynuyor ki , Casonova’nın üzerine kurduğu tüm planlarını öyle uyguluyor ki şaşırtıcı. Aynı zamanda Casonova’nın güçsüzlüğünü öyle yüzüne vuruyor ki ; intikam böyle alınırın dersi gibi. Ama öyle küçük düşürmek gibi değil geçmişte yaşadığının (Casanova’nın yaşattığının) dengesini kurmak.

Bağıra çağıra bir ayrılık mı yoksa sessizce bir kopuş mu?

Her şeyi kandırıp inandırabilirsiniz ama zamanı asla ! Zamanın sizin üzerinizde kurduğu hükümranlığa ancak doğru oyunlar kurarak ortak olup akışa katılabilirsin. Yoksa Casanova bile olsan fark etmez
05.02.2026

İlkin, metin “Kambur’dan” kurtulmuş, üzerindeki acemiliği atmış, tek bir noktadan bütüne doğru hareket ederken Bir intihar çok ölüm ile çok noktadan “ölüme” uzanmış; birçok kişinin “şeyin” ölümüne…

Yok olurken var olmak mı?

Daha önce “Kambur’ken” demiştim ki ; Bu esere bir şans daha verilmeli yeniden yazılmalı ve herkes okumalı. Fakat kitabın yönünün böylesine değişeceğini, yeni eklenen bölümleri ve yeniden yazım ile duygusunun bu kadar yükselebileceğini ve kalbin okurken hızını alamayıp durmaya yakın/hız limitlerine uymaksızın atacağını tahmin bile edememiştim.

Aşk ana merkez gibi gözükse de öyle çok değişken ve değişen ile okuru sarsıyor ki imkansızı mümkün kılıyor!

Bedeli ödenmemiş hiçbir şey kalmazken, bazen karakterlerin kayıtsızlığı (umarsızca yaşayıp kendinden başkasını düşünmemesi) can sıkıcı olabiliyor.

Seke seke yaşamak demiştim Kambur’u okurken, gene aynı fikirdeyim ama karakterler sanki daha fazla toplanmış daha güçlenmiş gibi geldi bana.
23.01.2026



Terkediş , Afrika'nın doğusuna yakın bir coğrafyada sömürgecilik dönemi sonrası geçen ;yaşayış tarzı , hayatın (siyasal,toplumsal,kültürel) tekrar kurulması , göç ,aidiyet, kadın davranışları ve aşk gibi konuları geniş bir perspektiften ele alan, içine içine konuşan bir anlatı.

Aşk ve ayrılık temaları öyle yoğun ki terk eden mi terk edilen mi? Kim kimden kopuyor, aşk yaşanıyor ama anlatılamıyor ama eninde sonunda ayrılık oluyor.

Kitap etkileyici halini gerçekliğinden alıyor ve okuru da öyle içine çekiyor ki siz ister istemez kendinizi empati kurarken yakalıyorsunuz.

Terkediş aşkın içinde olan bağlılığı öyle güzel yansıtıyor ve bağlı olup da aynı zamanda "mecburi" kaçışı öyle ifade ediyor ki "aidiyet"in kayboluşu Martin Pearce’in Rehana'ya olan " geçici yakınlığı" ve hayatını altüst etmesi gibi vura kıra anlatıp kocaman bir "işte bu kadar" ile sizi düşüncelere sevk ediyor.

İnsan sadece insanı ,yurdu, duyguyu değil tamamiyle kendi hikayesini ,anlamını terk ediyor.
17.01.2026

Sıradan, huzursuz ve kırılgan bir birey; belki de biraz tutunamayan. Herkese her şeye karşı mesafeli, eyleme geçmekte zorlanan ama eyleme geçerken hesaplı.

Hayata dair öyle büyük emelleri olmayan, sanki hayata yetenekli (çünkü insanlar ondan bir şeyler beklemekten vazgeçemiyor) ama tembel ve kabullenici…

Genazio’nun o soğuk anlatımı her cümlede kendini hissettiriyor.

Daha önce okuduğum kitaplarında bulunan o karşı çıkış dili bu kitapta daha bir kabulleniş halini almış sanki kitabın isminin metaforik göstergesi de bunu vurguluyor.

Kitapta ısrarla süren bir ceket fırlatma eylemi var, acaba Genazio neyi işaretlemek istemiş hayat ile ilgili ben az buçuk kendimce zihnimde oturttum ama size de bir soru kalsın.

Kitapta ayrıntılara dikkat etmek gerekiyor. Usul usul akıp giderken öyle bir depara kalkıyor ki anlatım şaşıp kalacaksınız.

Selametle.
15.01.2026

Sürgünü , acıyı bu kadar şiirsel anlatması mı bu kitabın mahareti. Değil tabii. Yaşanılan bir sürgün olsa da sürgüne gidenden ziyade sürüldüğü yerdeki insanların yüreğine ekilen kötülüğe karşı direniş!

Sürgün yalnızca bir kişi mi? Sürülen yalnız başına mı çekiyor cezasını! Aile ,eş ,dost ?

Issızlığın içinde ön yargılara, her türlü açlığa ve kötücül davranışa karşı daha fazla kaybetmemenin çabası.

Yalnızlığın tarihi yazılamayacak kadar uzun ya da yalnızlık an kadar kısa!

Sabırlı, çaresiz ; kimsesiz ama tutkusu yitmemiş… Ve “Şiir”

Sevgiler