Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

Kitap, ihtiyaçtır... Tarafından Yapılan Yorumlar

Pop dedik, okuyucuya bir pop tarihi sunuyor. Ancak tartışmalı bir müzik olan, pop kitapta da artı ve eksileri birlikte ele alınıyor. Tanzimattan bu yana ülkemizde hakim müzik tarzlarına da gönderme yapan kitapta, yazarın önceden yazmış olduğu makaleler de yer alıyor. İlginç bilgilerin yer aldığı kitap, pop kültürünü daha yakından tanıma imkanını veriyor, siz değerli okuyucularına.
Yazarın ülkemizde denizcilik tarihiyle çalışan tek profesör olduğunu okuduğumda çok şasırdım.yazar, kendini Osmanlı denizciliğine ve dolayısıyla osmanlı klasik dönemine adamış. Dört ana bölüm halinde okuyucuya sunulan kitap, osmanlı döneminde gerçekleştirilen denizcilik faaliyetleri hakkında detaylı bilgiler veriyor. tavsiye ederim..
yazar, eşiyle birlikte bu kitabı yazmaya çalışmış. Ancak aile boyu saçmalamışlar. Neyi amaçladıkları, ne yapmak istedikleri anlaşılı gibi değil. Sözde tarih yazımına giren yazar, karalamadan başka birşey yapmamış. Çok tartışmalı bir kitap. Okuyunca bana hak vereceksiniz. Karar sizin.
Bosna savaşında aktif rol alan gazeteci Ali Koçak, kısa (72 sayfa) ama oldukça etkileyici kitabında unutmaya çalıştığımız bir savaş dönemini aydınlatıyor. Kitap birçok ayrı öyküden oluşuyor izlenimi verse de bir bütün içinde sunulmuş. Özellikle ekmek almak için bakkala giden Bosnalı kızın hikayesini okurken çok üzüleceksiniz. Bosna Savaşından etkileyici kareleri okuyucuya sunan kitap, heryönüyle çok güzel.
Felsefe, evreni ve doğayı açıklamak ister. Felsefe, en genel sorunların incelenmesidir. Daha az nitelikteki fenomenler ise, bilimler tarafından incelenir. Öyleyse felsefe, bir bakıma bilimlerin uzantısıdır.
Politzer, ‘materyalizm’ sözcüğünün halk arasında yanlış anlaşıldığından bahsetmektedir. Ona göre, halk arasında materyalizm denince, maddi zevklerden başka bir şey düşünmeyen kimseler anlaşılmaktadır. Politzer, materyalizm sözcüğüne yanlış anlam yüklendiğinden bahsetmektedir.
İnsanlar tarih boyunca evreni açıklamak istemişlerdir. Ancak ilk insanlar, bunda başarılı olamamışlardır. Zira yeterli donanıma sahip değillerdi. Sonraların dinlerin ortaya çıkmasıyla, din eksenli evreni açıklama çabaları ortaya çıkmış ama yine başarılı olunamamıştır. Bilimin gelişmesi ise dönüm noktası olmuştur. İşte materyalizm/materyalist felsefe, fenomenleri bilime dayanarak açıklama isteğinden doğmuştur.
Politzer’e göre, materyalizm, evrenin bilimsel açıdan incelenmesinden başka bir şey değildir. Materyalizm, bilime dayanır ve bilimlerle gelişme gösterir. Materyalizmin felsefesi, marksizmin temelidir.
Marx ve Engels’den öncede çeşitli dönemlerde materyalist felsefeler mevcuttur. Örneğin 18. yy’da Diderot. Ancak Marx ve Engels, modern bilimlerden yola çıkarak eski materyalizmi yenilemişlerdir. Diyalektik materyalizm denen, modern materyalizmi sunmuşlardır.
Marksizm, 18. yy ansiklopedistleri tarafından geliştirilmiş, 19. yy’daki bilimsel bulgularla zenginleştirilmiş olan materyalizmin bir meyvesidir. Diyalektik materyalizm, marksizmin öz felsefesidir.
Düşünce, şeylerin zihnimizde bıraktığı izdir.(idee) Madde ise, duyum ve algılarımızın bize gösterdiği bir şeydir. Madde, bizi çevreleyen, ‘dış dünya’dır. Örneğin, elimizde beyaz bir kağıt varsa, bu kağıdın beyaz olduğunu bilmek bir fikirdir, maddeyse elimizdeki kağıttır. Madde(varlık) ve ruh(idee) felsefenin temel sorunudur.
Evren, Tanrı tarafından mı yaratılmıştır, yoksa ezelden beri var mıdır? Filozoflar, bu soruya verdikleri yanıta göre iki karşıt kanata ayrılmışlardır. Bilimsel olmayan açıklamaya göre, evrenin Tanrı tarafından yaratıldığı ve maddenin ruhtan olduğunu kabul edenler İdealizm kanadını oluştururlar. Dünyanın açıklanmasına bilimsel açıklama getirmek isteyenler, materyalizmin çeşitli ekollerini oluştururlar.
İdealizm ve materyalizm, felsefenin temel sorununa verilen iki karşıt ve iki çelişik yanıttır. İdealizm, evrenin bilimsel olmayan, materyalizm ise evrenin bilimsel açıklanmasıdır.
Politzer, burada felsefi idealizmle ahlaki idealizmin birbirine karıştırıldığına vurgu yapmakta ve bu iki kavramın ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir. Ahlaki idealizm, bir amaca, bir ideale bağlılıktır. Felsefi idealizm ise, dünyayı ruhla açıklamayı temel alan bir doktrindir. Felsefi idealizmde temel unsur, düşüncedir. İdealizm, maddenin ruh tarafından meydana getirildiğini kabul eder. İdealistlere göre;
1. Maddeyi yaratan ruhtur.
2. Madde, düşüncemizin dışında var olamaz. Madde bizim için bir yanılsamadan başka bir şey değildir.
3. Şeyleri yaratan fikirlerdir.
İdealistlere göre, evren, nesnel bir gerçeklik değil, öznel bir gerçekliktir. İdealistlerin varlığını kabul ettikleri ruh, en yüksek biçimini Tanrıda bulur. Tanrı idealistlere varılan nihaî sonuç ve nihaî yanıttır. İdealistlere göre, Tanrı, saf bir ruhtur ve maddenin yaratıcısıdır.
Materyalizm, bilimle felsefeyi, diyalektik materyalizm halinde yeniden birleştirmek üzere, bilimlerle birlikte gelişmiştir.
Materyalizm ve bilimler birbirine bağlıdır. Materyalistlere göre, varlık ile düşünce arasında bir ilişki vardır. Yine materyalistlere göre, ilk ve belirleyici olan maddedir. Ruh ise, ikincildir ve maddeden sonra gelir. Diğer bir ifadeyle, ruh, maddeye bağımlıdır. Materyalistlere göre, evren, ruh tarafından yaratılmış değildir. Tam aksine, ruh, madde tarafından yaratılmıştır. Engels’in de belirttiği gibi, ruh, maddenin yüksek bir görünümünden başka bir şey değildir. Materyalizme göre, madde, gerçek bir şeydir ve düşüncemizden bağımsızdır.
Özetle, materyalistler felsefenin temel problemi konusunda şunları söylüyorlar:
1. Ruhu yaratan maddedir ve maddesiz ruh hiçbir zaman olamaz
2. Madde, ruhun dışında vardır ve ruha muhtaç değildir.
3. Dünyayı bilip tanıyabiliriz.
Son olarak, materyalistlere göre, evren nesnel bir gerçektir.
Daha sonraları bu iki akımı birleştirmeye yönelik üçüncü bir felsefe ortaya çıkmıştır. O da, agnostisizm (bilinemezcilik)tir. Agnostisizime göre, bizler şeylerin dış görünüşünden başka bir şey bilip öğrenemeyiz. Agnostiklere göre, sonuç bakımından evrenin ruh mu yoksa madde mi olduğu bilinemez. Biz, şeylerin özünü değil de, ancak dış görünüşlerini bilebiliriz. Agnostikler, dış görünüşlerin elbette bilinebileceğini, ama şeylerin gerçekliklerinin asla bilinemeyeceğini öne sürerler.
Agnostisizm’in kurucuları Hume (1711-1776) ve Kant’tır (1724-1804). Gerek Kant, gerekse Hume, idealizmle materyalizmi birleştirmeye çalışmışlardır. Agnostiklere göre, bizler sinemadaymışız gibi yaşamaktayız. Ekranda nesnelerin görüntülerini ve varlıklarını görmekteyiz. Ama bu görüntülerin ardında, yani ekranın ardında ise hiçbir şey yoktur. Örneğin, otobüs nesnel bir gerçekliktir. Ancak agnostikler, otobüsün bizim için nesnel bir gerçeklik olamayacağını, bu otobüs bir fikir midir sadece, yoksa bir gerçeklik midir, bunu bilemeyeceğimizi ileri sürerler. Engels, agnostisizmi utangaç bir materyalizm olarak görmektedir.
Agnostisizm, “kendinde şey” ile “bizim için şey” arasında bir yapar. Bu felsefeye göre, “bizim için şey” inceleme konusu olabilir, ama “kendinde şey” incelenemez; çünkü bizden bağımsız olarak var şeyi bilecek gücümüz yoktur.
Öz olarak, agnostikler, “hiçbir şeyi bilemeyiz; akıl, bize tam tamına güvenebileceğimiz hiçbir şey vermemektedir” demektedirler. Yine agnostikler, dış dünyanın var olup olmadığı üzerinde bir yargıya varmanın imkansızlığına vurgu yapmaktadırlar.