Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Kitap, ihtiyaçtır... Tarafından Yapılan Yorumlar
Gazeteci-yazar Nurgün Erdinç’in yeni romanı ‘Kan Kırmızı İhanet’ aldatmaya, aldatılmaya ve öteki olmaya farklı bir yorum getiriyor. Aldatıldığından şüphelenen bir eş... Sevgisi ile istekleri arasında bocalayan bir erkek ve evli bir erkekle beraber olan bir kadın... Bir ihanet üçgeninde iki buçuk ay süresince yaşananları ve yaşanamayanları akıcı bir dille anlatan ‘Kan Kırmızı İhanet’, üçgenin herhangi bir parçası olanın da, üçgenin dışında kalanın da ilgisini çekecek nitelikte. Üniversite yıllarında gazeteciliğe başlayan Nurgün Erdinç, on sekiz yıl boyunca Cumhuriyet gazetesinin yazı işlerinde editör ve arka sayfa sorumlusu olarak çalıştı. Daha sonra NTV bünyesindeki ntvmsnbc.com haber sitesinin kuruluş aşamasında yer aldı. Nurgün Erdinç’in ‘Kan Kırmızı İhanet’ dışında ‘Aşk Kusura Bakmaz’ ve ‘Bazen Erkek de Sever’ adında yayımlanmış iki romanı daha bulunuyor.
solmaz Kâmuran, son kitabı “...Devlet ‘Çete’ Olmasın...” Dediğinizde’de, Türkiye’de iktidarların baskısına uğramış sanatçı, bilim insanı ve aydınları, Çetin Altan’ın maruz kaldığı baskıları örnekleyerek veriyor. Altan, 1946 yılında muhabir olarak Ulus Gazetesi’nde çalışmaya başlamasından bugüne, Türk Ceza Yasası’nın tartışmalı maddelerine dayanılarak açılan 300’den fazla ceza davasından geçmiş. Altan, Nilgün Cerrahoğlu’yla yaptığı bir söyleşide, “ben istiyorum ki devlet çete olmaktan çıkıp hukuka otursun” dediği için hakkında 159. maddeye dayanılarak dava açılmıştı. Kâmuran’ın çalışmasının ilk bölümü, genel kavramlar ve ceza yasasının tartışmalı maddelerinin tarihçesine; ikinci bölümü, Altan’a açılan bu davanın belgelerine ve dava sürecine ayrılmış. Kitabın sonunda da, DGM tarafından hazırlanan Susurluk Çetesi’yle ilgili bir rapora yer verilmiş.
Çiğdem Can’ın ‘Kolay, Kısa, Keyifli Bilim’ isimli bu çalışması, bilim tarihinde önemli icatlara ve buluşlara imza atmış aktörleri, oldukça basit bir dil ve eğlenceli bir üslupla anlatıyor. Kitap bu yönüyle, hem tekdüze anlatımlardan sıkılmış çocuklar hem de yetişkinler için keyifli bir okuma sunuyor. Can’ın “bilimsel bilgileri şakalaştırmadan, şakalanabilecek kısımlarını da bilimselleştirmeden” şeklinde tanımladığı çalışması, bilim adamlarını, yaşadıkları dönemi baz alarak, tarihi bir sıralama içinde veriyor. Kitap, bu bilim insanlarının başarılarını anlatırken, bir taraftan da bilim tarihini ve tarihî süreç içindeki serüvenini de özetlemesiyle ilgi çekiyor.
Neşe Cehiz, ‘Çukurda’ isimli bu son romanında, eğlencenin, parlak ışıkların mekânı Beyoğlu-Cihangir hattında yaşanan dramları hikâye ediyor. Roman, büyük ve gürültülü kalabalığın tam ortasında, bir yandan büyük şehrin can damarını işlerken, öte yandan bunun yanı başında yaşanan yalnızlıkları tasvir edişiyle dikkat çekiyor. Cehiz, sınırsız eğlencenin gerisinde, telafi edilemeyen bu yalnızlığı ve kırılganlığı anlatırken de, sadece bu semti değil, aslında genel olarak tüm alışkanlıkların, günübirlik yaşamların gölgesinde unutulan insani ayrıntıları işliyor...
ehpaya doğru yürüdüler ölüme gülücüklerle ve sarsılmaz inançlarıyla yürüdüler boyunları bir an olsun bükülmedi karanlığın önünde. Gardiyan şaşkın, gardiyan suskun titrek bakışlarla bakıyor gencecik yüreklere ve aralarından en uzunu gardiyanı anlamış ki şu sözleri sarfediyor: “Önemli olan çok yaşamak değil, yaşadığın süreç içerisinde çok şey yapabilmektir”.