Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Kitap, ihtiyaçtır... Tarafından Yapılan Yorumlar

Diker'in anılarından oluşan bu kitap, kendisinin yollarda otomobil yarışlarıyla geçen otuz beş yılına dair anılarından oluşuyor. Kitabın en ilgi çeken yönü, bu spora uzun yıllarını vermiş bir ismin, Türkiye'nin ralli spor tarihine dair önemli anekdotlar anlatmasıdır denebilir.
Hayata ve Aşka', psikiyatrist Erol Göka'nın, insanın ruh ve düşünce dünyasına odaklanan denemelerinden oluşuyor. Hayatın anlamının olup olmadığı, aşırı bilginin zararları, marka anlayışının yarattığı kimlik krizi, neden gençlere düşman olunduğu, aşık olunup olunmadığının nasıl anlaşılacağı, evliliğin insana aykırı olup olmadığı, internet ilişkileri ve aşkları, kitapta yer alan ve aşk ile hayata odaklanan çok sayıdaki konudan birkaçı. Ruh dünyasının dönüşüme uğradığını ve birçok okura ulaşmak istediğini söyleyen Göka, kitabının, bu yeni ruh halinin ürünü olduğunu söylüyor. Kitap, psikiyatriye ilgi duyan okurların ilgisini çekebilir.
orveçli edebiyatçı Per Petterson, 'At Çalmaya Gidiyoruz'da, hayatının yaşlılık dönemlerine varmış Trond karakterinin geçmişiyle yüzleşmesini, tabiri caizse "günah çıkarmasını" hikâye ediyor. 67 yaşına gelen Trond, kenti ardında bırakıp Norveç ormanlarında inzivaya çekilir. Fakat bu esnada, uzun yıllardır geçmişinde kaldığını zannettiği tesadüfler yeniden karşısına çıkar. Trond'un henüz on beş yaşındayken başına gelen bu ilginç tesadüfler, o zaman olduğu gibi şimdi de hayatını alt üst edecektir.
Ömer Çelebi, 'Deviniş Projesi'nde, üç Türk profesörün oluşturduğu plan çerçevesinde gerçekleştirilen, büyük bir operasyonun hikâyesini anlatıyor.Üç Türk profesörünün dünyayı daha yaşanılır kılma çabalarını eksen alan kurgu, dünyanın bu halde kalmasında çıkarları bulunanlarla, dünya barışını sağlamaya çalışan karakterler arasındaki çatışmayı tasvir ediyor.
Kuşkusuz modern hayat, beraberinde getirdiği sıkıntılar ve hayal kırıklıkları nedeniyle, hiçbir zaman bir "altın çağ" olamadı. Fransız antropolog Bruno Latour'a göre, bu modernlik süreci hiç başlamadı bile. Yani kitabın başlığında da belirttiği gibi, 'Biz Hiç Modern Olmadık'.
Altbaşlığı 'Simetrik Antropoloji Denemesi' olan kitapta, Latour, modern anayasanın hep asimetrik kaldığını, şeyleri temsil etmekle yükümlü bilimsel iktidar ile özneleri temsil etmekle yükümlü siyasal iktidar arasında hep bir ayrım icat ettiğini ve bu ikisi arasında kurulan ağların gücünü görmezden geldiğini savunuyor. Latour, "Modernler hem gerçekliği, hem dili, hem toplumu, hem de varlığı istemekte pekalâ haklıdırlar. Haksız oldukları nokta onların sonsuza dek çelişkili olduklarını sanmaktır," diyerek modern, antimodern ve postmodern süreçleri masaya yatırıyor.