Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Kitap, ihtiyaçtır... Tarafından Yapılan Yorumlar

Sabaha karşı evinin bahçesinde kendini ağaca asarak intihar eden sanat tarihçisi Pilgrim için iki doktor ölüm raporu verir. Ancak aradan geçen yarım saat içerisinde Pilgrim normal hayat fonksiyonlarını göstermeye başlar. Yine başaramamıştır. İçinde, sanki ölme isteğine meydan okuyan bir güç vardır. Sürekli intihar eğilimine ısrarla karşı çıkan bir güç. Pilgrim, Zürih yakınlarındaki Burghölzi Psikiyatri Kliniği'ne yatırılır. Orada onu tedavi edecek olan doktor ise çağımızın en ünlü düşünür ve psikiyatristlerinden Carl Gustav Jung'dur. Roman, Pilgrim ile Jung'un arasındaki bu çekişmeli ilişkiyi anlatıyor. Jung'un en önemli kuramı olan tüm insanların paylaştığı ortak bir bilinçaltının varlığı işte bu ilişki sayesinde şekillenir. Jung ile roman kahramanı olarak karşılaşmışken hemen peşini bırakmayın isterseniz. Can Yayınları bu roman ile aynı zamanda ünlü düşünürün 'Anılar, Düşler, Düşünceler' adlı biyografik eserini de yayınlandı. Bu iki kitap hem iyi bir psikoloji temelli roman okumanızı hem de ünlü düşünür Jung'un dünyasını keşfetmenizi sağlayacak.
Yazar, kitabında, savaşı, bilimi, teknolojiyi, aşkı, cinselliği, iktidarı, medyayı, kısaca insanlık tarihini, yaşam ve ölüm üzerine yeniden kuruyor; insanoğlunun kaçınılmaz ve değiştirilmez yazgısı olan ölüm karşısındaki beyhude çabasını, başarısızlığını gözler önüne seriyor. Kulislere tıkışıp oyundaki sıramızın gelmesini beklediğimiz bu tiyatro sahnesinde, ölüme ve öldürmeye karşı ahlâki tutumu araştırıyor. Bu derinlikli ve kışkırtıcı kitap, sosyoloji, antropoloji, teoloji ve felsefe alanlarındaki profesyonellerden öğrencilere kadar geniş bir okur kitlesine sesleniyor.
Bilim-kurgu türünün ustası Stanislaw Lem'in bütün eserlerini dilimize kazandıran İletişim Yayınları son olarak bir öykü derlemesiyle Lem okurlarının karşısında. Uzay çağı denilince hepimizin aklına robotlar gelir. Onlar bilim-kurgunun vazgeçilmez karakterleridir. Lem de Ölüm Makineleri adını verdiği kitabındaki öykülerini robotlar üzerine kurumuş. Robotların hakim olduğu bir dünyayı ve onların yaşamlarını anlatılyor yazar. Gelecekte robotların yaratıcıları olan insanlara hizmet edeceğini sanıyorsanız, yanılıyorsunuz. Onlar kendi uygarlıklarını kurup, kendi kanunlarını yapacak ve orada kendi başlarına yaşayacaklar. Ama onlar da insanlar gibi kendi aralarında çekişiyorlar. Kavga ve savaşlar sadece insana özgü değil. Onların da kendi savaşları var ve ölümsüz değiller. Stanislaw Lem, geleceğin makineleşmiş dünyasından çarpıcı hikayeler anlatıyor. Solaris gibi bir başyapıta imza atan Lem'in öykülerini de seveceksiniz.
Carol Neiman ve Emily Goldman bu etkileyici ve düşündürücü kitapta, farklı dinlerin ölümden sonra yaşam konusundaki görüşlerini ele alıyorlar. Ayrıca reenkarnasyonu, ölenle iletişim kurmayı ve ölümden dönme deneyimlerini ayrıntılı bir biçimde tartışıyor, kendi beden dışı yaşam deneyimlerimizi düzenlememezi için bir rehber sağlıyorlar. Ölümden Sonra Yaşam okura, bu konudaki inançlarına, yaşama ve ölüme yeni bir gözle bakma fırsatını sunuyor..
Ölmek ya da öldürmek, elimizden geldiğince uzak durduğumuz iki kavram. Doğal ölümleri bile soğukkanlılıkla karşılayamazken katil olmayı kim ister? Peki öldürmek ne zaman normalleşir? Joanna Bourke, Öldürmenin Mahrem Tarihi adını verdiği incelemesinde bu normalleşmenin nasıl gerçekleştiğinin izini sürüyor. Birinci, İkinci Dünya ve Vietnam savaşlarına katılan askerlerin anılarından ve mektuplarından yola çıkan yazar, sıradan insanların nasıl birer kıyım makinesine dönüştüğünün ya da dönüştürüldüğünün nedenlerini araştırıyor. İnsanların savaş karmaşasından bir anlam çıkarmanın yolunu aradığını ve bunun sonunda karşılarındaki düşmanı öldürmeye şartlanarak bundan da büyük bir haz almaya başladıklarını savunuyor yazar. Günlük yaşamlarında çok sevecen olan insanların bile savaşta alabildiğine vahşileşebildiklerini görüyoruz. Yoksa hangi insan öldürdüğü birinin üzerine ayağını koyarak büyük bir zafer kazanmış edasıyla fotoğraf çektirebilir, ya da düşmanın kafatasını bir mızrağın ucuna geçirerek zafer dansı yapabilir? İnsanın kanını donduran bir tarih bu.