Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Kitap, ihtiyaçtır... Tarafından Yapılan Yorumlar
Huxley son romanı Ada'da Batı'nın bilimsel-teknolojik üstünlüğüyle Doğu'nun bilgeliğini ustaca kaynaştırırken, özgür ve mutlu bir yaşamın çıkış noktası olarak bu sentezi gösterir. Düşsel ada Pala'da bireyler sınırsız bir düşünce özgürlüğü içinde yaşarlar; yeteneklerini ve yaratıcılıklarını alabildiğine geliştirme şansına sahiptirler. Mutlulukta bu sınırsız özgürlükten kaynaklanır.
Bir bilimadamı olan Sir Cloud Armony'nin bulduğu formül çalınır. Hırsız evinde yaşayanlardan birisidir. Kimseyi doğrudan suçlamak istemeyen Armony evdeki herkesi kütüphaneye toplar, ışıkları söndürür ve hırsızın kayıp formülü masanın üstüne bırakmasını ister. Ancak ışıklar yandığında Sir Cloud'un öldürüldüğü anlaşılır. Ve sahneye Hercule Poirot.
Kitap Felatun beyle Rakım efendinin hayatlarında geçen olaylardan bahsetmektedir. Rakım Efendi bir gün bir köle satın alır. Ama buna hiç köle gibi davranmaz. Ona kardeşi gibi bakar. Bunlar İstanbulda çok varlıklı biçide yaşamaktadırlar. Kağıthaneye birgün pikniğe giderler. Ve orada çok eğlenirler. Rakım Efendi birgün kölesi Cananı sevdiğini söyler. Bu arada Can hanım hastalanır. Doktorlar devanın Rakım Efendide olduğunu öğrenir. Rakım Efendi sayesinde Can Hanım iyileşir.
Şair Aydın Öztürk, Bülent Kaya'nın Ay Deliydi Ben Serseri adlı kitabı için şunları söylüyor: "Şiir sözün balıdır. Sözcük tasarrufu. Sadece duygularla yazılmıyor. Ozanın dediği gibi "Şiir sözcüklerle yazılıyor." Belki şiiri kavramsal olarak konuştuğumuzda çok şey söylenebilir. Ama bir okur için şairin, sevdiği bir şiir kadar sahici olması büyük bir beklentidir. Yüreğini doldurduğu imgelerin çerçevesine koymak ister şairi. Gel ki kiminde şair, şiirine yabancılaşmıştır. Dizelerinin içini yaşama biçimiyle dolduramaz. Okurun gözünde büyük bir yıkımdır bu... Eğer Bülent Kaya'nın şiiri zamana direnip yarına kalabilirse; okuyucularının gözünde hiçbir zaman hayal kırıklığı yaratmayacaktır. Bu benim gözlemim. En çok da sezgilerim."
Türkiye'nin izlediği dış siyasetin 36 yıllık bir bölümünün kişisel dökümü Avrupa Yollarında Türkiye. Avrupa Birliği'ne girebilmek için neler yaptığımızı, ne tür girişimlerde bulunduğumuzu kaba hatlarıyla biliyoruz. Yaklaşık yüz elli yıllık geçmişe dayanan batılılaşma isteğinin en somut adımlarının atıldığı bu süreci kişisel anılarından yola çıkarak anlatıyor Keskin. Genel bir devlet politikasının uygulamadaki somut adımlarına tanıklık etmemizi sağlıyor yazar bu kitabıyla. Yıldırım Keskin anılarını kaleme alırken yakın tarihin bire bir yaşadığı önemli olaylarını aktarıyor okura. Kitapta anlatılanlar kuru bir dış politika serüveni değil. Kitabın adına bakıp, bu konuyla pek de ilgilenmediğinizi düşünebilirsiniz. Ama yazarın kişiliğini bildiğinizde farklı bir politik anı kitabıyla karşılaşacağınızı anlıyorsunuz. Keskin, kendini yazar olmamasına karşın yazarlıktan hiç kopmamış bir diplomat olarak tanımlıyor, alçakgönüllük göstererek. Oysa edebiyat okuru onu, Bir Gecenin Beyliği, Yoldan Geçen Adam gibi romanlarıyla zaten biliyor. Son romanı Ölümü Bekleyen Kent ile de 1997 Orhan Kemal Roman Ödülü'nü kazandı. Bu da anılarını okurken edebi bir tad alacağınızın göstergesi değil mi?