Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Kitap, ihtiyaçtır... Tarafından Yapılan Yorumlar

Tanınmış İngiliz romancısı ve felsefecisi Iris Murdoch, Ateş ve Güneş adlı incelemesinde, Antikçağ'ın büyük filozoflarından Platon'un sanata karşı almış olduğu olumsuz ve kuşkucu tavrın bir yandan düşünsel temellerini araştırırken, bir yandan da "sanat" ve "sanatçılık" kavramlarının filozofun yapıtlarında çeşitli ortaya çıkış biçimlerini, "gerçek" kavramı ile sanat olgusu arasındaki karmaşık ilişkiyi, sanatçıların gerçeği çarpıtan kişiler oldukları yolundaki Platoncu savın geçerliliğini sıkı bir eleştirel süzgeçten geçirir. Ve Kant, Kierkegaard, Wittgenstein gibi çağdaş düşünürlerin bu konuya ilişkin yaklaşım ve görüşlerini de aktararak sanat olgusunun günümüz insanının yaşamında tutması gereken yeri zengin ve yorumlarla dolu, derinlikli ve ustalıklı bir üslupla dile getirir.
Tavsiye ederim.
Avrupa'da ve bizde "Şark Meselesi" olarak bilinen konunun tarihi 11.yüzyla kadar iner. Avrupalılar, özellikle Türklere karşı Kudüs'ü kaybetmeleriyle beraber Haçlı Seferlerine başlamışlar ve Haçlı Seferleri şu veya bu şekilde günümüze kadar devam etmiştir.
Son yıllarda güncel olan Avrasya modeli ekseninde okunabilecek iyi bir kitap.
Aşksız İlişkiler Beckett'in yazarlığında ve dünya yazınında küçümsenmeyecek bir yere sahiptir. Öykülerin kahramanı Belacqua Shuah, modern yazında yabancılaş- mayı uç noktalara taşıyacak olan Beckett karşı-kahramanlarının öncüsüdür, modern dünyanın anlamsız kaosuna teslim olmak istemeyen, usunun dışında akıp giden günlük yaşam karşısında yalnızca bir izleyici, hatta kimi kez bir röntgenci olmayı yeğ- leyen eylemsiz bir isyankardır.
Aşkı anlatmak ya da aşk hikayesi yazmak denilince sulu zırtlak sızlanmaların art arda sıralandığı bir takım metinler geliyor doğrusu aklıma. Arabesk bir duyarlık sızım sızım içimi eritir onları görünce. Ya insanlar bu dünyada değil, ya da ben. Mine G. Kırıkkanat'ın Radikal gazetesindeki köşesinde yayımladığı yazıları okuduğumda, işte bugün yaşanabilecek aşkları anlatan hikayeler bunlar diye geçirmiştim içimden. O yazılar şimdi 'Aşk Hikayeleri' adıyla kitaplaştırılmış. Hikayelerin en önemli özelliği zamanımıza ait olmaları. Mekanları ister İstanbul ister Paris olsun, bunların her an yaşandığını biliyoruz. Sanki bizim başımızdan geçmiş ya da her an geçecekmiş gibi bir izlenim peşimizi bırakmıyor. Kırıkkanat'ın köşesinde yazısına eşlik eden o güzelim siyah beyaz fotoğraflar kitapta da bu eşlikçiliği sürdürüyor.
Aşağıdan Küreselleşme Türkiye’de muhalif kesimlerin küreselleşmeye karşı çıkılmalı derken içine düştükleri ikilemi sorguluyor. Yanlış anlaşılmasın, kitap günümüzdeki anlamıyla küreselleşmeyi savunmuyor. Aksine küreselleşmenin mevcut biçimini ‘yukarıdan küreselleşme’ olarak tanımlıyor. Bu biçimi değiştirip yerine ezilenlerin çıkarlarını koruyan ‘Aşağıdan Küreselleşme’yi öneriyor. Kitaba göre ulusötesi şirketlerin ve emperyal devletlerin çıkarına işleyen küreselleşmeye karşı çıkılmak isteniyorsa, bu ancak alternatif bir küreselleşme önermekle mümkün. Aşağıdan küreselleşme ise ancak, yeni bir toplumsal hareket etrafında şekillenebilir. Bu toplumsal hareketin ilk evresini hükümet dışı kuruluşların, sivil insiyatiflerin ve üçüncü dünya ülkelerindeki halk hareketlerinin ortak hedefler etrafında biraraya gelmesi oluşturuyor. Yazarlar hareketin nasıl bir programa sahip olması gerektiğini ve sakınması gereken tuzakları da tartışıyor. İlginç bir bakış açısı. Küreselleşme ile ilgilenenlerin kaçırmayacağı bir kitap.