Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Kitap, ihtiyaçtır... Tarafından Yapılan Yorumlar

Savaşmadan kazanmanın bir takım kurallarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz ;
Rakibini yenmek istiyorsan, önce kendini yenmelisin.
Savaşı kazanmak için her zaman mutlaka bir alternatifin bulunmalıdır.
Oyunda kendinizin hakemliğini yine kendiniz üstlenmelisiniz.
Yenilgiye mazeret aramamalısın.
Oyunda hangi kuralları kullanırsan kullan sadece tek şansın olduğunu unutmamalısın.
Zafer kazananların bile yenilebileceği unutulmamalıdır. Yenilgiler korkutmamalı, aksine motive ettirici unsur olarak görülmelidir. Galip gelmenin önemli üç saldırı unsuru: savaşma gücü, kazanma iradesi ve yeterli yedek kuvvetlerdir. Yukarıda açıklanmış olan beş kuraldan anlaşılacağı gibi hayatımız koskoca bir oyundan ibarettir. Bizler de bu oyunun birer parçası olduğumuzu unutmamalıyız.
"Savaşmadan kazanmak'' demek, tehdit ve yaptırım oklarına hedef tahtası olmamak demektir.
Tek kelime ile harika bir kitap...
Yazar bu kitabında; Rus tarihine genel bakış, Rusya Federasyonunun ulusal güvenlik ve dış politika doktrini ve Rusya federasyonunun askeri doktrini konularını incelemiştir.
Kitabın birinci bölümünde "Rus Tarihine Genel Bakış" ana başlığı altında: "Başlangıçtan Sovyetler Birliği'nin Dağılmasına Kadar Olan Dönem" ile "Sovyetler Birliğinin Dağılması : Halef, Rusya Federasyonu" konuları hakkında bilgiler verilmiştir.
Kitabın ikinci bölümünde "Rusya Federasyonunun Ulusal Güvenlik ve Dış Politika Doktrini konusu, Rusya Federasyonu'nun Ulusal Güvenlik Doktrini ve Rusya Federasyonunun Dış Politika Doktrini" alt başlıkları altında incelenmiştir.
Kitabın üçüncü bölümünde ise "Rusya Federasyonunun Askeri Doktrini" "1993 Askeri Doktrini" ve "Yürürlükteki Askeri Doktrin olmak üzere iki bölüm halinde incelenmiştir.
Yazar kitabında ana tema olarak; rastlantı, başlangıç durumuna hassas bağlılık ve Kaos, teorileri üzerinde durmakla birlikte; matematik ve fizik, olasılıklar, piyangolar ve yıldız falları, klasik determinizm, oyunlar, türbülans ve modlar, türbülans ve garip çekerler, ekonomi, tarihsel evrimler, kuanta ve kavramsal çerçeve, entropi, geri dönülmezlik, denge, istatiksel mekanik, bilgi, algoritmik karmaşıklık, karmaşıklık ve Gödel teoremi, cinsiyetin gerçek anlamı, zeka, gibi temel bilimsel kavramları ve güncel sayılabilecek konuları aynı potada ele alarak ve ilişkilendirerek işlemektedir.

Kitapta incelenen her bir konu, dayandığı varsayımlar, kendisinden önce ortaya atılmış teoriler, bilimsel yaklaşımlar ve yapılan eleştirileri de içine alacak şekilde çerçevelendirilerek ve temel dayanaklarıyla birlikte sunulmuştur.
Kitap matematik ve fizik bilimine ilgi duyan okuyucular kadar, fazla ilgi duymayan okuyucuların da içinde yaşadığımız dünyayı, karmaşasını, bu karmaşa içinde rastlantıların ne denli önemli olduğunu ve tüm bu karmaşanın kendi içinde çelişkili gibi görünen ideal düzenini anlama noktasında, zevkle yararlanabilecekleri bir kaynak niteliğindedir.
Paşama Mektuplar, Ayşe Nil'in kendi araştırma ve incelemeleri üzerine inşa ettiği deneme-makale biçiminde yazılmış mektuplarından oluşmaktadır. Mustafa Kemal Paşa'ya yazdığı mektuplarda, Cumhuriyet'in kuruluşundan beri Atatürk ilke ve inkılaplarına belli çevrelerce maksatlı olarak saldırılmasını; içlerinin boşaltılmaya, Atatürkçülükle hiç de ilgisi bulunmayan çevrelerce insanların kafalarının karıştırılmasını ve gerçeklerin çarpıtılmaya çalşılmasını örneklerle destekleyerek anlatmaktadır. Kitapta İslam'ın, toplumsal ve siyasal düzenleyici yanı ve günümüzde bazen maksatlı, bazen da bilgisizlikten kaynaklanan yanlış yorum ve uygulamalarıyla, Mustafa Kemal'in kurduğu Türkiye Cumhuriyeti'nin toplumsal yapısı içindeki çatışma ve uyumsuzlukları sorgulanmaktadır.
Kitap içerik kadar biçim açısından da güçlü bir anlatıma sahiptir. Yazar, din ve toplum ilişkilerini "söylevi okuyup onu tanıyınca taparca bir sevgi" duyduğu Mustafa Kemal'e mektuplar biçiminde aktarıyor. Böylece çok etkili bir yöntemi kullanarak çok tartışılan bu güncel konuyu yaşadığı olaylarla birlikte okuyucuların dikkatine sunmayı başarıyor. Herkesin bir sorusunun ve birbiriyle çelişen yüzlerce cevap ve yorumun olduğu bu konuda nesnel, elle tutulur, bilimsel, aklın süzgecinden geçmiş düşünce, kanıt ve örnekler sergileyen yazar, bir solukta okunup bitirilmesi gereken bir eser ortaya koymaktadır.
Türkiye'nin önde gelen çizerlerinden olan Semih BALCIOĞLU 1928 yılında dünyaya gelmiş ve 1952'de Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Grafik Bölümünü bitirmiştir. Yurt içinde ve yurtdışında toplam 67 kişisel sergi açan, yurtiçi ve dışında toplan 41 ödül kazanan ve 19 kitap yayınlayan BALCIOĞLU, ÖNCE ÇİZDİM SONRA YAZDIM adlı eserinde karikatüre başladığı dönemde yaşadıklarını, daha sonra akademideki arkadaşlıklarını ve hayata atıldıktan sonra gazetelerde çalışırken karşılaştığı olayları kendine özgü, mizahi bir dille anlatmaktadır.

Kitap Semih BALCIOĞLU'nun doğumu ve aile yaşantısının anlatılmasıyla başlıyor. Galatasaray Lisesinin İdare Müdürü olan babası sayesinde, dört çocuklu BALCIOĞLU ailesi çocuklarını iyi koşullarda okutabilirler. Semih BALCIOĞLU Nişantaşı'nın o yıllarda daha yeni kurulan bir semt olduğunu, kışın kurtlar ve kalın kar tabakalarıyla uğraşmak zorunda kaldıklarını anlatır.
Kitabının sonuna birde fotoğraflar köşesi ekleyen BALCIOĞLU'nun kitabı, kendisinin de ön sözünde olmasını istediğini belirttiği gibi anıların "toprak olmasını" önleyecek güzelliktedir.