Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Kitap, ihtiyaçtır... Tarafından Yapılan Yorumlar

Bu kitapta, Birinci Dünya Harbi öncesi gelişen siyasi ve askeri olaylara kısaca temas edilerek, Osmanlı devletinin harbe girişi ile Çanakkale Savaşı öncesi Osmanlı devletinin cephelerdeki durumu özetlenmiştir. Müteakiben Çanakkale Deniz Muharebeleri anlatılarak bu muharebelerin planlama ve icrasındaki tarafların hatalarına da kısaca değinilmiştir. Çanakkale'nin sadece denizden geçilememesi sonucu donanma ile kara kuvvetlerinin müşterek olarak icra ettiği birinci çıkarma harekatı hakkında bilgi verilerek, kara muharebelerinin planları, icrası ve yapılan hatalar anlatılmaktadır. Birinci çıkarma harekatında hedeflerine ulaşamayan müttefiklerin, yeni takviye kuvveti olarak giriştikleri ikinci çıkarma harekatı da aynı birinci çıkarma harekatı esaslarına göre anlatılmaktadır. Arkasından çıkarmalarda başarılı olamayarak Çanakkale'yi geçemeyen müttefiklerin bölgeyi nasıl tahliye ettikleri açıklanmaktadır. Birinci Dünya Harbi öncesindeki siyasi ve askeri olaylar ile Çanakkale Cephesindeki muharebelerin, yığınaklanma, planlama ve icra safhaları, muharebelerin cereyanı ağırlıklı olarak anlatılmaktadır. Bu eser taktik bilgisi az olanların dahi anlayabileceği bir akıcılıkla hazırlanmıştır. Harp Tarihi incelemelerinde yardımcı doküman olarak kullanılacak niteliktedir.
Bu kitapta, Mülkiye Mektebi mezunu bir gencin Birinci Dünya Savaşı yıllarında yaşadıkları anlatılıyor. Büyük bir bölümü cephede günü gününe tutulmuş notlardan oluşmaktadır.
Eserde Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Ordusu'nun Doğu Cephesi'ndeki küçük bir birliğinden söz edilmektedir. Yazarın ifadesine göre; "Bana öyle geliyor ki, bu küçük birliğin çektiklerini, birlikle bizim çektiklerimizi, bu hayatı yaşayanlar kadar kimse takdir edemez ve anlatamaz. Bu zor şartlar altında nasıl hayatta kalabildik, ona şaşıyorum. Savaş ve esirlik beni o kadar dayanıklı hale getirmişti ki ilk günlerde geçirdiğim ateşli hummanın dışında hiçbir hastalık görmedim. Erzurum dağlarında kışın çadır bile bulamayarak karların üzerinde yattık. Sefalet, açlık çektik. Nezle bile olduğumu hatırlamıyorum." demektedir. Yazar hatıralarının son bölümünde ise ülkenin içinde bulunduğu zor şartlardan kurtulabilmesi için yapılması gerekenleri ifade etmektedir. Yazara göre, esaslı değişmez bir programla, önce köylüyü öküz ve eşekle arkadaşlık etmekten kurtarıp, her köylü ailesine bir çift at temin edilirse, ağır hareket eden öküzden, seri ve çalak olan ata ayağını uydurmak zorunda kalacak olan köylünün hareketinde ve ruhsal durumunda büyük değişim olacaktır. Pulluk ve atla yapacağı ziraat sayesinde, köylünün üretimi bollaşmış olacaktır.
Bu kitapta bahsedilen; toplantılarda hitap, kurallar ve düzen, kürsüde davranış, çeşitli toplantılar, görsel malzeme ile ilgili sanatlar ve kontrol listeleri konularını aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz.

1. Ayakta konuşmaya çalışın, ayağa kalkmadan önce de elbisenizi ve kravatınızı, kalkınca da mikrofonunuzu düzeltin.
2. Başlamadan önce kendinize zaman tanıyın, konuşmanızın başında, dinleyicileri ve kendinizi kontrol altına alın.
3. Dinleyicilerin dikkatlerini toplamasını ve sessizleşmesini bekleyin, sonra konuşmaya başlayın.
4. Konuşmanızı kağıttan okursanız, dinleyicilerinizi kaybedersiniz, bunun yerine notlar kullanın. Basit ve açık sözcükler kullanın.
5. İçten davranın, En azından kendiniz inanıyor görünürseniz, inancınızın dinleyiciler tarafından da paylaşılna şansı vardır.
6. Konuşmanız ağırlıkla tek bir bakış açısını yansıtacaksa, böyle olduğunu söyleyin.
7. Dolaylı yoldan değil direk ifadeler kullanın. Abartılı ifadelerden kaçının.
8. Zamanlama, başarılı olmanın anahtarı, duraksama da zamanlamanın sırrıdır. Duraksama becerisi, söylev ve sunuşun başından sonuna kadar, konuşmanın büyüsünün en gerekli ama en az bilinen öğesidir.
9. Kürsüye gelip, mikrofonu ayarlayıp, dinleyicilerle göz teması kurup, ilgiyi toplayarak sessizliği sağladıktan sonra söze "Bayanlar " duraksama "ve" duraksama "Baylar" şeklinde devam edin. Duraksama olmadan "Bayanlar ve Baylar " şeklinde konuşmayın.
10. Mizah ve nükte her türden toplantıya canlılık katar. Beceriyle ve kibarlıkla kullanırsanız, kasveti dağıtacak, stresi yok edecek ve en kötü durumlarda hayat öpücüğü işlevi görecektir. En iyi nükte, güncel, kendiliğinden ve tepkisel olanıdır. O andaki konuyla ilgili olarak birden bire ortaya çıkar.
11. Sizden önceki konuşmaya gönderme yapın. Bir önceki toplantının tutanaklarını toplantıdan önce dağıtın.
12. Konuşmanız sırasında gülümsemeyi ihmal etmeyin.
13. Konuşma sırasında insanların kalbini kırdıysanız, özür dileyin ve yaraları sarın. Eğer sizin savınız kazandı ve muhalefeti yok ettiyse, ilerlemeye devam edin. Aslında daha iyisi, yöntemlerinizi daha işin başında duyarlılıkla ve özenle seçmenizdir.
14. İstemeden kırdığınız insanlarla ilişkinizi tamir etmek için özürünüzü müttefikleriniz aracılığıyla iletin. Hatanızı hemen telafi etmeye çalışın.
15. Bir toplantı için gündem, bir dağcı için harita ne ise odur. Gündeminizi paylaşın ve mümkün olduğunca ona bağlı kalın.
16. Toplantıya katılamayanlarla ilgili bilgi alın.
17. Tutanaklar, toplantının kayıtlarıdır ve onların tutulması, kontrolü, düzenlemesi ve onaylanması alışılmış bir uygulama olmalıdır.
18. Bir önerge veya kararın usule uygun olması için, gündeme alınması ve ona karşı çıkacakların toplantıya katılıp muhalefet edebilmelerini sağlamak üzere uygun şekilde duyurulması gerekebilir. Duyuru yapılmasının pratik olmayacağı durumlarda sözkonusu organizasyonun kurallarına, prosedürlerine veya yürürlükteki usullerine bağlı olarak davranılır.
19. Toplantılarda hedef, kazanmaktır. Karşınızda muhalefet yoksa, toplantıyı kazanmak bir zevktir. Ancak bir toplantının başkanlık koltuğu öldürücü olabilir. Aynı anda hem toplantının etkisini, hem de koltuktaki adamın cazibesini yok edebilir. Toplantıları kazanma sanatı, ciddi bir incelemeye layıktır.
20. Başkanın gücünün en büyük kaynağı, kimin, ne zaman ve ne kadar konuşacağına karar verme hakkıdır.
21. Gerçek katılım, konuşmacının tema ve çeşitlemelerine her dinleyicinin kişisel ilgisini yöneltmesidir. Katılım toplantının düzene davet edilmesiyle başlar.
22. Toplantı daha başlamadan hazırlıkla kazanılır. Hazırlıkta dikkat edilecek hususlar; toplantının amacı, ne elde etmek istenildiği, kimlerin katılacağı, amaçlara en uygun toplantı yeri, donanım gereksinimi, dokümantasyonlar, yerleşim düzeni planı.
23. Bir komite oluşturmak için, komitelerin amaçlarını dikkatli saptayın ve ele alacağı konu üzerinde çalışın. Bu konu ve amaçlar ışığında, sonuç almak için en uygun üyeleri seçin. Komiteye sadece toplantıda bulunan insanları değil, gerekli olduğunda dışarıdan uzmanları da dahil edin. Komiteyi mümkün olduğunca küçük tutun.
24. Teoride ve tanım bakımından, konferans; insanların görüş alışverişinde bulunmak için yaptıkları toplantılardır.
25. Seminer; insanların birbirinden değil de daha çok bir öğretmenden, bir konuşmacıdan veya bir liderden birşeyler öğrendikleri toplantıdır.
26. Kongre, uzlaşma sağlamak için yapılan, büyük ölçekli konferanslardır.
27. Görsel malzemenin amacı, konuşmacıların ve konuşmanın yerini alması değil, onlara yardımcı olmasıdır.
28. Eğer sözlerin okunması söylenmesinden daha iyi olacaksa dokümantasyon yöntemini kullanılmalıdır.
29. Panolar, konuşmacıların en büyük ve en etkili yardımcılarıdır.

Sonuç olarak "Başarılı toplantı" adlı kitap, okuyucuya başarılı bir toplantı yapmak için gereken bilgileri kazandırmayı amaçlayan, yönetici durumunda olan personele yönelik bir kitaptır.
Dr. Gary CHAPMAN bu kitabında nasıl olduğunu anlamadan, sevginin eşsiz dillerini konuşmayı, anlamayı ve eşler arasındaki sevgi iletişimini etkili bir şekilde göstererek, karşılığında gerçek sevgiyi bulmayı anlatmaktadır. Yazar ömür boyu mutlu bir beraberlik için gerekli olan sevgi dilinin keşfinden yola çıkarak uzun ömürlü ve sevgi dolu bir evliliğin anahtarlarını vermektedir.
Yazara göre insanlar, sevgiyi farklı şekillerde ifade ederler ve algılarlar. Yazar bunları beş sevgi dili olarak belirlemiştir. Bunlar;
1. Onay sözleri
2. Nitelikli beraberlik
3. Armağan alma
4. Hizmet davranışları
5. Fiziksel temastır.
Aslında tarihi, onu yaşayan insanların deneyimleri, karşılaştıkları güçlüklerle savaşma biçimleri, mutluluk ve mutsuzluklarının nedenleri ve kişilikleri yapar. Tarihe adları geçmemiş insanların gerçek yaşamları, tarihsel gerçekliğin bilinmeyen yüzüne gönderir bizi. 'Bir Türk Ailesinin Öyküsü' bu yüzyılın başında doğan bir ailenin acılar ve sevinçlerle içiçe yaşanmış, olağandışı bir öyküsüdür. Kitap, Osmanlı İmparatorluğunun son yıllarında ticaretle uğraşan ortalama bir Türk ailesinin İmparatorluktan Cumhuriyete geçiş anılarını, acı dolu savaş yıllarını, yoksullukları ve mutluluklarını, nihayet çocuklarının Cumhuriyetin ilk yıllarındaki eğitim ve öğretim serüvenini ve gerçek hayat mücadelesini kapsamaktadır.