Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

hulyami Tarafından Yapılan Yorumlar

08.09.2013

Yeni bir seri Stark Üçlemesinin ilk kitabı benden sana kalanlar..Gray Üçlemesini,Crossfire Serisini Sevenler bu seriyi de çok seveceklerinden eminim..Yeni akım Erotic Romans türünde yazılmış..Konusu oldukça ilgimi çekmişti ama umduğumu bulamadım nedense..İkilinin aralarındaki aşk biraz havada kalıyordu..
Yazarın kalemi fena değil fakat E.L.James'ten ve Sylvia Day'dan oldukça etkilenmiş ..Aynı tip erkek multi milyarder problemli erkek kontrol hastası..Burada kadın karakterinde annesi ile problemi var..

Gray serisindeki kadar sayfalarca seks okumasanız da oldukça cüretkar sahneleri var.. BDSM'de var bize ters gelen ilişkileri de oluyor..Aralarındaki tutku güzel ama aşk kopuk kopuk..
Ama her şey ikili arasında olsa da bu seriye devam etmek istemiyorum..Hikaye bana Gray üçlemesini çok fazla anımsattı..Özgün bulmadım..Aslında bu hikaye polisiye temaları ile de kurgulanabilir idi. Çok da güzel olurdu çünkü hikayenin konuya yatkındı ..Fakat nedense yazar bunu yapmamış..

Sanırım ben artık sağlam kurguları seviyorum her tür temanın olduğu hikayeleri seviyorum..Sadece,aşk veya benzeri tek türle kurgulanmış romanlar bana göre değil onu anlamış bulunuyorum..

Yazar ileriki bölümlerde ne yapar bilemiyorum ama seriye devam etmeyi düşünmüyorum..Okuyacak arkadaşlarıma keyifli okumalar dilerim...
31.08.2013

Üç kitaplık bir seri olan Sons of Scandal Serisinin ilk kitabı..Kurgusu ve işleyişi biraz durağan başlayan bir kitap idi..İşleyişi yavaş ve derinliği olan bir konusu vardı..Tempo ve olayların işleyişi sayfalar geçtikçe arttı..Konuyu güzel işlemiş yazar..Pembe tabloda işlemiyordu dönemi o zamanı eleştiren bir tarzda yazılmıştı..En beğendiğim tarafı ise Grace ve Daniel'in aralarındaki aşk ve tutkunun yavaş ama derinden gidiş tarzı idi.Yazar sanırım başlarda biraz yavaş bir tempoda başlayıp hikayeyi sonradan hareketlendirmeyi seviyor...

Romanın kadın karakteri ise tipik historical romanlarındaki gibi masum değil..Başının çaresine bakmaya adeta mecbur edilmiş bağımsız,akıllı bir genç kadın.Ekonomik anlamda da evlendikten sonra çeyiz parasını kullanabilecek ama başından geçen kötü bir deneyimden sonra da ona pek sıcak bakamıyor..Bir oğlan kardeşi var kumar düşkünü..Aile genel anlamda kumar zaafı olan bir aile.Mevcut sorumluluk duyguları ağır basması yüzünden annesinin hatalarını tamir etmeye kardeşinin geleceğini düşündüğü için işleri yoluna koymayı kendine görev edinmiştir.....

Her şey annelerinin kumar ile tüm maddi varlıklarını kaybetmeleri ile başlıyor..Bir de Grace'i yani kızını da sürüyor kumar masasına..Kazanan onunla evlenmeye hak kazanacaktır.Ama Daniel Trockmorten evlenmek için eş değil metres arayışı içerisindedir. Grace de evlenmek için koca aramamaktadır.

Grace'in a macı annesinin ailesinin yıkımına sebep olacak kaybı önlemek için yola çıkmış ama çok geç kalmıştır..Çünkü oğlan kardeşi Edward'ın da oturduğu evi kumarda annesi kaybetmiştir..Grace eve vardığında Daniel ile karşılaşır..Annesi kumarda her şeyini kaybetmiştir hatta babasından kalan Viyolayı da kumar masasına yatırmaktan çekinmemiştir. Bu viyola yüzünden bir iddiaya girerler Daniel iki hafta içinde Grace baştan çıkarmaya çalışacak başarır ise Grace metresi olacak,başaramaz ise de Grace bu Viyolayı geri alacaktır..

Bu iddia aralarında meydana gelen keyifli bir oyunun başlangıcıdır..Zamanla bir birlerinin sırlarını korkularını bu oyun ile öğrenmeye başlarlar..Daniel'in ailesinin yani ünlü bir besteci olan annesinin müziği bırakmaktaki sırrı; Grace'in hayatından ondan önce olan ve kalbini kıran adam ile tanışması yaşadığı olaylar hissettiği duyguları...Kuzenin Dük olması üzerindeki etkisi vs..

Romantizm yavaş yavaş işler şehveti yüksek olan noktaya kadar da devam eder..Aşk sahneleri ile yavaş yavaş ilerler ama hissettirerek erotizmin derecesi kademe kademe artar...Açık söylemek gerekirse bu sahnelerde yazarı çok başarılı buldum..
Kısaca romanı beyendimse de biraz durağan buldum..Biraz daha hikayenin kurgusunda heyecan eksik idi..O da olsa idi tadından yenmezdi..
Okuyacak arkadaşlarıma şimdiden keyifli okumalar dilerim..
29.08.2013

Jamie McGuire'nın Beautiful Serisinin ikinci kitabı Ayaklı Bela kitabı ilk roman Tatlı Bela ile olay ları ve kurgusu aynı idi..İlk kitap da olaylar Abby Abernathy gözünden anlatılıyordu..Travis Maddox'un duygu ve düşüncelerine yazar yer vermemişti..Tıpkı Gray serisindeki gibi..Ben bu tip anlatıma pek ısınamadım sevemedim..Birden olaylar birincil şahıs tarafından da anlatıldığında da sevmiyorum olayları..Kitabı çok sevemediysem giremiyorum olaylara bu da benim zayıf yönüm olsa gerek..

Fakat ikinci kitabı daha başarılı buldum.Gerek anlatım gerek çevri daha iyi idi..İlk romandan daha duygusal idi..Olayları Travis'in yönünden okumak daha zevkli idi..Ama yine de bence bu hikaye tek kitap halinde ikilinin bakış açılarından verilse daha iyi olurdu..Yazar burada sanırım işin maddi yönünü düşünerek ikinci kitabı yazmış ve modaya uymuş..

Romanda en beğendiğim bölüm Travis'in annesini çok küçükken kaybettiği andaki ruh durumunu yansıttığı sahne idi..Romanın en can alıcı ve duygusal sahnesi bu sahne idi bence..Okurken çok duygulandım..Ufacık bir çocuğun ağabeyleri ve kardeşleri ile annelerini kaybettikleri sahne acılarını,duygularını ve babalarının bulunduğu durumu yazar çok iyi yansıtmıştı..

Tatlı Bela'yı ilk okuduğumda bu türün bana göre olmadığını (New Adults ) belirtmiştim..Düşüncem iyice pekişti..Buradaki aşk her ne kadar güzel de olsa saplantılı idi..Bence...Aşkı çok güzel hissettiriyorsa da bu iki gencin birbirlerini bu kadar hırpalamaları beni sinir etti..Bazı yerlerde Travis bazı yerlerde Abby'ye müthiş sinirlendim..Yine de sona doğru iyi toparladı..

Romanın sonunda sürpriz bir son vardı..Orasını da seveceksiniz..Romanın başına ve sonuna yazar ekleme yaparak kurguyu biraz daha toparlayarak ikinci romanı yazmış..Bir daha okur muyum? Hayır...Ama gençler bu romana bayılacaklar..Ondan eminim...
Çünkü bu roman gençleri romanı...

25.08.2013

Oldum olası korsan ve gemi hikayelerini çok sevmişimdir.İçinde bu konuları içeren kitap filmlere kesinlikle dayanamıyorum..Bu konuda benim favorim Johanna Lindsey'dir her zaman.Sanırım bu kitabın konusunu o işleseydi çok daha başarılı bir roman çıkabilirdi..
Belirtmeden geçemeyeceğim Hovarda romanını çok beğendim Katharine Ashe devamlı takip edeceğim yazarlardan olacak. Johanna Lindsey'i çok sevdiğimden bu konuyu o nasıl işlerdi merak ettim...Katherine Ashe Genç bir yazar son zamanlarda çıkan yeni yazarların içinde en beğendiklerimden onu da belirteyim..İki karakter de güçlü baskın karakter idi..Özellikle kadın karakter o çağa göre silik olmayan ne istediğini bilen dönemin genç kızlarından oldukça farklı tipik genç kızlardan değildi..Belki biraz çağın ilerisinde idi..Anaç özelliği de vardı kardeşlerini koruyan bir karaktere de sahipti..Yıllar önce kaçakçılar tarafından kaçırılan kız kardeşini arıyordu..
Romanın kurgusu güzeldi ama bazı yerlerde daha ayrıntılı işlemeli idi bence..Özellikle Serena'nın toyluğu zamanında yaşadığı ilişkisinden daha ayrıntılı bir anlatım isterdim..Bazı macera sahnelerinde de yazar kitabı uzatmamak için çok fazla işlememiş idi.


Fakat hikayedeki aşkı hissederek okudum derinliği olan bir aşk hikayesi vardı romanda.Hikayenin kahramanlarının saklamaları gereken sırları korumaları gereken ailesi vardı.
Oldukça sevdim bu hikayeyi. Historical sever arkadaşlar özellikle korsan hikayelerini sevenler bence keyif ile okuyacaklardır...Keyifli okumalar dilerim...



19.08.2013

Celeste Bradley'in Gönlünü Kimseye Kaptıma romanını genel olarak çok beğendim..Yalancılar Kulübü Serisinin ilk romanı Yazarın kalemi biraz Amanda Quick biraz Stephanie Laurens biraz Liz Carlyle Biraz Andre Kane'i anımsattı bana.
Fakat Celeste Bradley'in kalemi mizahi olarak daha kuvvetli.Kısaca yazarı kalemini beğendimse de başlarda hikayenin içine giremedim ilk 50 sayfasında tutuktu hikaye..Sonradan açıldı aman ne açılış aktı hikaye..Hikayeden ve kitaptan başlardaki tutukluk ve koca şapkalı kadın kapak dışında çok memnun kaldım...Kitabı okurken bazen çok duygusallaşıp bazen de kahkahalar ile bazen de en sıkı casus hikayelerine nal toplatacak kurgu ile okuyorsunuz..Bir de bu Regency Dönemi yani 1813'lü yıllarda geçiyor..Hali hazırda Napolyon ile savaşlarının sürdüğü yıllarda..


Kısaca bence bu beş kitaplık seri sık sık arka arkaya çıkmalı.Umarım yayın evi serinin diğer kitaplarını çok geciktirmez..Serinin ikinci kitabı da çıkmış ama ilk kitap kadar çok beğenilmemiş..Aldığım bilgilere göre bu seri bağımsız olarak da okunabiliyormuş..Yine de seri okunmaya değer bir seri bence..Özellikler Historical severlerin çok beğeneceğinden eminim..Aşk,Macera,polisiye,casusluk,savaş temaları ile süslü bu kitabı bence kaçırmayın..