Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

hulyami Tarafından Yapılan Yorumlar

25.05.2013

Yabani Aşık - Elizabeth Hoyt

Legend of the Four Soldiers Serisinin 4. ve son kitabı Yabani Aşık orjinal adı To Desire a Devil ile .Seri bitmiş oldu.Ülkemizde yayınlanan tüm serilerin darısı başına diyorum..Çünkü senelerce süren bekleyişler hiç hoş olmasa gerek..Serinin ilk üç kitabını çeviren Seden Gürel yerini Gizem Onat'a bırakmıştı bu sefer.Çeviride beni rahatsız eden bir şey yoktu..Kitabı okurken rahatsızlık duymadım şunu anlamadım diye geri dönüş yapmadım..Bence gerek kapak gerek edit,gerek çeviri ile başarılı bir kitap idi..Bu seride beni rahatsız eden ilk kitap Günahkar Aşık'taki kapak bunu her zaman da yazacağım..Umarım bu kitabın ikinci baskısı olursa bu korkunç kapağı değiştirirler...

Seriyi genel olarak değerlendirirsem, bu serinin çok daha iyi olmasını beklerdim ki bence yazar bu seri ile kendini tekrar etmiş ...Hani Monica Mccarty'nin kitaplarını okurken dikkatimi çeken şey her kitabın diğerinden iyi olduğunu yazarın kaleminin büyülü olduğunu düşünüyorum..Elizabeth Hoyt'un Aslerler serisinde bunu bulamadım sadece Seni Kalbime Yazdım serinin en güzel kitabıydı o bence tüm seriye değerdi..

Seriyi vasat bulmam yazarı sevmediğim anlamına gelmiyor tabii ki.. Elizabeth Hoyt benim için üst seviyelerdeki bir yazardır..Onun anlatımını çok seviyorum..Takip edeceğim bir yazar olacak...

Kısaca beğendiğim ama tekrar okumayacağım bir kitap oldu..Ama bence yinede bu kitabı Hoyt'severler büyük bir zevk ile okuyacaklarından eminim..Keyifli okumalar..
15.05.2013

Allahım bu nasıl bir konu böyle..Özellikle iki sahnede ağlamaktan helak oldum..Her şey var bu romanda Macera,Aşk,Gerilim,İhanet, ve bir annenin çocuğu için neler yapabileceği...Puanım 5/5 keşke daha fazla puanı olsa da versem..İşte yazarın böyle romanlarını okumak istiyorum..Bu kitabı her kadın bence okumalı..

Bir kadın olup da bu yürek parçalayıcı hikayeden etkilenmemek mümkün değil .Bir annenin yıllarca dinmeyen göz yaşları..

Romanda bir annenin elinden kopartılarak alınan bebeğini yıllarca araması bu uğurda hayatının parçalanması ..Farkında olmadan büyük bir iuğradığı büyük bir ihanet ile komplonun tam ortasına düşmesi bebeğinin elinden kopartılması..Canı pahasına direnmesi ama kaçırılmasını engelleyememesi.. OLayları tekrar tekrar yaşaması...

Romanin bazı yerlerinde gözyaşlarimi tutamadim. İster istemez karşılaştırma yapıyorsunuz ve benim başıma bu olay gelseydi ne yapardım diyorsunuz.

Her bakımdan mükemmel bir kitap çevirisinden konusuna kadar mükemmel..Diyebilirim ki O Gecenin Ardından romanından sonra en cok etkilendiğim romanı Gözyaşlarımı Sildiğim Gün oldu... Muhakkak okuyun.Tavsiyemdir.

04.05.2013

Müthiş bir kurgu ,gerçek tarihi mekanlar.Nefes kesici bir aşk..Monica Mccarty bu ne diyebilirim ki.Her zamanki gibi yine çok iyi iş çıkarmış.Romanlarında gerçek kahramanları kullanması kitabı okurken ayrı bir zevk veriyor..Çeviri bence çok iyi idi..Yazar ile arama girmediği gibi yazarın oya gibi işlediği kurguyu serpiştirdiği mizanseni çok iyi yakalamıştı bence..

Karakterlerin tahlilleri,duygu yoğunluğu özellikle erkek karakter Şahin lakaplı İskoç Muhafız Birliği Başı Erik MacSorley'in biraz taş kafalılığı,oldukça kendini beğenmişliği,kadınlara karşı olan aşırı öz güveni bazen ben gerdi ve kızdırdı.. ..Kadınlar için kendini bir nimet olarak görmesi ise deli etti..Ama sonunda kadının fendi erkeği yendi kuralı değişmedi..Bunun için kanının son damlasına kadar mücadele etse de..Kadın karakterimiz Ellie yani Lady Elyne De Burgh görünüşte silik ama derinliği olan bir kadın karakterdi..O sabır ve bilgeliği,Erik'i dize getirmesini çok sevdim..Karakterin kendisini de çok sevdim kendime çok yakın hissettim..
14.Yüzyıl başlarında geçen bu macera'da İki Ateş Arasında'dan tanıdığımız Tor MacLeod'da hikayenin başında vardı..Yıl 1307 İngiltere Kralı I.Edward İskoçya'yı I.Robert Bruce'dan alıp kendini İsloçya Kralı ilan ederek onu kaçak durumuna düşürür..Bu olaylardan sonra ikisi arasında inanılmaz bir savaş başlar..Erik MacSorley Robert Bruce'ın emrinde çalışan İskoçya Muhafızlarından idi..Lakabı ise Şahin idi..Ve Hikaye ile ilgili diğer bilgi Kadın Kahramanın ablası Robert Bruce ile evli idi..Yani devrik İskoçya kralı Ellie'nin eniştesi oluyordu..

İrlanda Kıyılarında Ellie ile Erik'in karşılaşmaları bu şartlarda oluyordu..Elyne De Burgh yüzerken yakalandığı Erik MacSorley'den kimliğini gizlemeye karar vermesi anlık tepki idi..Birde sözde bakıcı kadın olduğunu söylemesi orada tecavüze uğrayıp denize atılabilme olanağı varken Erik'in onu kurtarıp ailesine kendi elleri teslim etmeye söz vermesi bir anda olmuştu.. Fakat kimliğini gizleyen sadece kendisi değildi..O da Erik'i basit korsan olarak biliyordu..

Ellie'yi başta pek de güzel bulmayan ERik'in zaman geçtikçe ondan daha fazla etkilenmeye başlaması..Şimdiye kadar onu pohpohlayan ve çarpıcı güzel kadınlara alışık olan Erik Elli'nin derinliğini,mizahi yönünü,sivri diline görünce şaşırsada aralarındaki didişme bazen çok komik bazen de çok romantik sahnelere hiddetten köpürten sahneleri sizi boğabiliyordu..

Ellie'yi babası bir soylu ile sözlemişti..Tam da evlilik arefesinde gerçekleşen İskoçya'lıların eline düşmesi çok da manidar idi ...Zıt kutuplar birbirini her zaman çeker..Erik ile Ellie arasındaki en baştan var olan çekim gittikçe daha fazla ikisini zapt edecektir..İki tarafta görev,sadakat,aşk duyguları ile çok çetin sınava tabii tutulurlar..Ellie hayatının aşkı olarak nitelendirdiği yaşamında güzel bir anı olarak saklamaya niyetli olduğu Erik için hayatını bile tehlikeye atmaktan kendini alamaz...Bu Erik içinde geçerlidir..Birbirlerini bu kadar severken kırmak,canını acıtmak bu çifti daha fazla sevmeme neden oldu..
Bu güzel aşk,savaş,sadakat,mizah ile süslenmiş hikayeyi tavsiye ederim...Yazar gün geçtikçe daha iyi yazıyor kalemi güzelleşiyor...
01.05.2013

Uzun zamandır Rachel Gibson kitabı okumuyordum.Tesadüfler Adası benim için güzel bir dönüş oldu..Romanın konusu polisiye macerada olsa ağırlığı aşk teması üzerine kuruluydu..Kısaca sevdim bu romanı..
Başlarda biraz durgun gibi gelsede açıldı hikaye..Karakterlerden en çok Lola'nın köpeği Baby'yi sevdim..
Lola ve Max'in başlarda var olan aralarındaki savaş önce karşı koyulamaz bir çekime sonra da güzel bir aşka dönüştü..İLk başlarda kavgaları savaşları çok güzeldi..
Lola Carlyle çok ünlü bir iç giyim mankeni idi.Bu konudaki yeteneğini tasarımcı olarak devam ettirmeye karar verip uygulamıştı..Nişanlısı Sam'den ayrıldıktan sonra başına gelebilecek en kötü şey olan çok özel fotoğraflarını bir internet sitesi kurup orada intikam için yayınlayan bu eski nişanlı yüzünden kendini bir adaya zor atar..Amacı biraz gözlerden uzak olup kafa dinlemektir..Fakat tura katıldığı bir teknede uyuyakalıp uyandığında teknenin tanımadığı bir adam tarafından kaçırıldığını fark eder.
Dümendeki adam Max Zamora ise eski ordu emeklisi ama hala daha devletin çok gizli teşkilatlarında çalışan bir adamdır..Teknede Lola'nın olduğunu fark ettiğinde iş işten geçmiştir..
Yaralı bir durumda olan Max Lola'yı tekrar geri götürecek durumda değildir.Peşindeki adamlar onu yakalaması an meselesidir..Bir an önce uzaklaşmak zorundadır.Ama Lola ısrarla geri gitmek ister aralarında savaş başlar bu arbede de teknede mahsur kalırlar..Çünkü mücadele sırasında teknenin radar sistemi tamamen devre dışı kalır..Bir günde gidebilecekleri yere gitmeleri dalga ve şansa bağlıdır..
Bu durum birbirlerini konuşup anlamak için zemin yaratır..Baştan beri aralarında var olan çekim yaşadıkları zorlukla birbirlerini yakından tanıdıkça yerini aşka bırakmaya başlar..Birbirlerini tanıdıkça daha iyi anlamaya başlarlar..Ve daha da çok sevmeye..Öyle bir hale gelir ki önce birbirlerini korumaya kollamayı düşünür olurlar..
Kısaca uzun süre ara verdiğim bu yazara dönmek beni çok mutlu etti..Keyifle okuyabileceğiniz bir roman..Tavsiye ederim...


28.04.2013

Guillaume Musso ilk Defa denediğim bir yazar ama cidden çok beğendim, çok akıcı ve sade bir dili var. Uzun zamandan beri okumak istediğim bir yazardı ve iyi ki okumuşum... Kurgusu çok değişik olan bir kitap idi. Biraz fantastik gibiydi. Çok etkilendim, hayal ile gerçek birbirine karışmıştı bu hikayede... Bir de çok ünlü bir kişinin birden yükseldiği tepelerden aşağıya düşmesi, hayatını sıfırlaması falan müthiş bir şeydi ona tanık olmak. Okurken kendim yaşamış kadar etkilendim. Burada aslında hikaye ve kahramanlar birbirinin içine geçirilmişti, Sadece baş karakterler yoktu... Bu hikayede var olan karakterlerin hikayesini de yazar işlemişti ve romanda ikinci bir şans teması da çok da güzel işlenmişti... Özellikle kitabın sonu beni mest etti bayıldım. Bundan böyle devamlı takip edeceğim bir yazar olacak özellikle yeni tanıştığım Marc Levy'den sonra Guillaume Musso'yu bu kadar beğenebileceğimi sanmıyordum. Tavsiye ederim!