Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

hulyami Tarafından Yapılan Yorumlar

24.04.2013

Sanırım Mina Hepsen tutkunu oldum..Yazarın kalemini çok sevdim..Çıkaracağı diğer kitapları da okuyacağım..
Serinin ikinci kitabında ise çok acı çekmiş bir kör genç kızın hikayesi vardı..
Kendi öz annesi tarafından hor görülüp dövülerek terk edilen Violet'i rastlantı eseri çingeneler bulur ve sahip çıkar..
Genç kızın tek emeli babasını öldüren Vampir İsmail'den intikamını almaktır!!..
Zamanla ona sahip çıkan Grahamın sayesinde rüya gibi keman çalmayı,bıçak kullanmayı ve en önemlisi koklayarak görmeyi öğrenmiştir..Onu görenler kör olduğunu kesinlikle farketmemektedirler....
Çalıştığı gezgin sirkin yolu sonunda Londra'ya düşer ve kan içiçilerin Kuzey Bölgesi Klan liderlerinden Patrick ile kesişir..Patrick onun hayatını kurtarır..Violet'i ilk gördüğü andan itibaren aklından çıkaramaz.. Duyduğu hislerin şiddeti kendisinide korkutur.Ayrıca Patrick İsmail'in en yakın dostu ve Güney Bölgesi Klan lideridir....İntikam mı? aşk mı? Violet bir anda kendini büyük bir çıkmazın içinde bulur...Bu yüzden büyük gelgitler yaşamaya başlar..Ama sonunda doğruyu ona yüreği gösterecektir..
İlk kitaptaki insan kanı içen vampirlerde işbaşındadır bu arada..En büyük amaçları Klan liderlerini öldürmektir..
Romanın konusunu daha fazla anlatmayayım..Bu seriyi çok beğendim..
24.04.2013

Arkadaşlarımın tavsiyesi üzerine bu kitabı aldım.. iyi ki almışım..
Mina Hepsen Türk bir yazarmışta..Baştan sona kadar akıp gitti kitap..Fantastik Historical türünde bir kitap bu..
1870 Yıllarda İngiltere'de geçiyor öykü..Başkalarının düşüncülerini okuma yeteneğine sahip olan Angelica Shelton Belanov kenine acil tarafından zengin bir koca bulmak durumunda dır..Çünkü tüm varlıkları 3 geminin de denizde kaybolması ile sıfırı tüketmiştir..Kalp hastsı olan ağabeyinin haberi olmadan bu işi halletmek zorundadır..
İşte bu koca bulmak için gittiği davetlerin birinde Rus Prensi Alexander Kouakin ile sıradışı bir şekilde tanışır..Alexander aynı zamanda vampir ve vampirlerin lideridir..Birbirlerinden ilk gördükleri anda etkilenmişlerdir..
Alexander Angelica'nın zihin okuma yeteneğini farkedince onu ilk önce kendisi gibi vampir zannetsede..Gerçeği sonradan anlar..Kendisi Londra'ya vampirleri öldüren katil Sergiyef isimli vampiri yakalamak için gelir..BU vampir sadece kadınları öldürmektedir..
Konusu kısaca bu..Ben bu yazarı ve seriyi çok ama çok beğendim..Herkese tavsiye ederim..Çok işlenmiş bir konu olabilir..Ama yazar kendi uslubuna göre yazmış ve başarılıda olmuş bence..

SERİ:
1. Kan Kırmızısı Ayın Altında
2. Eflatun Şafağın Kokusu
3. Fırtınadan Sonra
22.04.2013

Ünlü Ateş Serisi hezimetinden sonra yok dedim bu seriyi okumayacağım..Hezimet kelimesi yanlış anlaşılmasın lütfen..Çok çok sevdiğim seri yayın evi değiştirince kitapların gecikmesi bende bir gerilim yarattı..O yüzden hezimet kelimesini kullandım.

Ama yine dayanamadım..Çünkü sözü edilen yazar Karen Marie Moning idi..Ateş Serisi ile karşılaştırırsanız o seriye göre epey hafif kalıyor bu seri..Ama yinede çok sevdim bu seriyi biraz Diana Gabaldon'un Yabancı Serisine benziyor gibiydi.Fakat sadece benzerlik vardı o kadar..Sıklet olarak Yabancı Serisi bambaşka..
Sisli Dağların Ötesinde İskoç temaları ile bezenmiş bir roman. 1500'lü yıllarda geçiyor..Ama romandaki kadın kahramanımız 20.Yüzyıldan..İşte bu ana tema ile Yabancı ile benzeşiyor o kadar..Konusu daha değişik...Yabancı'daki aşk daha güzel yalın...
Romandaki kurguda biraz eksiklik hissettim Karen Marie Moning burada daha toy bir yazar bunu anlıyorsunuz..Ama bu kitap kötü demek değil kesinlikle aksine beğenerek okudum ama eksiklik hissinden de kurtulamadım..Bunda en çok çevirmenin kullandığı yerli yersiz kelimelerin rolüde büyüktü...

Hawk 16.Yüzyıl İskoçya'sında yaşayan bir İskoç lordu.Zorunluluklar onu kralın fahişesi konumuna kadar getirmiştir..Kadınlar arasında haklı bir ün elde etmiştir..Tüm kadınlar onu elde etmenin çılgınlığı içindedir..Hawk'ın yakın arkadaşı Grim Bir gün dilekte bulunur..Onun aşık olmasını aşık olduğu kadının onu sevmemesini diler...
Bu dileğin tutabileceğini düşünmeden dilenen dilek Nasrettin hocanın gölü Yoğurt ile mayalaması gibi de tutar...
Ve kitaptaki kadın kahramanımız Adrienne sütten ağzı yanmış yakışıklı erkeklerden nefret eden güzel bir kadın..Güzelliği kusursuz..Bir daha yakışıklı erkek sevmemeye yeminli bir kadın..Fakat kendini birden 16.yüzyılda Hawk ile evlenmek üzere iken buluyor..Bunun altında kralın soytarısının parmağı var tabii dolaylı olarak da Hawk'ın red ettiği kraliçenin..Tebasının başına bir şey gelmemesi için onların kurallarını kabul ederek zorlandığı bu evlilik yolu ile hayatının aşkına kavuşur..Fakat vermeleri gereken çok sınava kat etmeleri gereken çok yol vardır...

Kısaca konu böyle.Tüm eksikliğine rağmen yazarın o büyülü kalemi hissedilyor.Takip edeceğim bir seri olacak Sekiz kitaplık bir seri bu.DBeş kitaplık Ateş Serisini mahveden bir yayın evi bu seriyi tamamlarmı o rası şüpheli işte..Umarım bu seride yok edilmez..Ben yinede bu kitabı tavsiye ediyorum..Müzah,aşk,historical,fantastik temaları ile bezenmiş güzel bir kitap...
19.04.2013

Doğrusu bu roman biraz hayal kırıklığı yarattı bende.Beklentimi sanırım biraz yüksek tutmamdan önceki kitabı çok beğenmemden kaynaklanıyor olabilir..

Yinede ;
Samantha James çok okumayı özlemişim.Fakat bu kitap da Akşam Yıldızı'ndaki büyü başlarda yok gibi idi..Başlarda hikaye bana oldukça durağan geldi.Her ne kadar gotik temalar varsa da hikayenin içine giremedim bir türlü.
Fakat kitabın ortalarına gelmeye başladığımda hikaye biraz hareketlenmeye başladı.Romanda duygusal çekim çok güzel idi ama sanki kadın ve erkek karakterin hikayesi biraz daha heyecan verici olabilirdi.Yine de kitabı kurgu bakımından biraz zayıf bulsam da beğenerek okudum..Yazarın büyüleyici kalemi özellikle çevirinin bence başarısı kendini gösteriyordu ki kitabı yine de sevdim....İkili arasındaki duygu ve çekim yoğunluğu müthiş idi ...
Erkek karakter Lord Aidan McBride Hindistan'dan gelmiş bir asilzade ilk kitapdaki kadın karakter Annie'nin ağabeylerinden.Eski bir asker orada çok fazla bir süre neredeyse on yıl kalmış..Orada yaşadığı kötü olay onda çok derin etkiler bırakmış olduğu gibi vicdan azabı duymasına sebep oluyor..Bu olayı sadece ağabeyi Alec biliyor..Yeni geldiği vatanında komşusu Fiona Hawkes ile bir gece yarısı tanışıyor..
Sıradışı bir kadın olan Fiona aynı zamanda bir kitapevi sahibi ve hiç kimsenin bilmediği başka bir sırrı da var aynı zamanda fantastik ve korkulu bir serinin yazarı.Bunu çok gizli tutuyor..İki tarafında sırları ve korkuları var.Ama birbirleri ile ilişkileri atkadaşlıkları sıra dışı başlasa da çekime daha fazla karşı koyamıyorlar..Fakat aralarında ki sırlar Fiona'nın Aidan'a bir türlü güvenememesi ilişkileri oldukça zorluyor..Bunun gelgitleri çok kuvvetli yaşansa da Aidan oldukça etkilendiği bu kadının peşinin bırakmaya ne olursa olsun niyetli değil..
Aralarında resmen baştan çıkarılma savaşı yaşanıyor..Kimin kazanacağının pek de önemi olmayan bir savaş aslında..İki tarafta korkularını yenmek zorunda..Kısaca hikaye güzeldi biraz daha heyecanlı olabilseydi..Okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar...
17.04.2013


2005 Yılında Reese Whitperson ve Mark Ruffalo'nun başrollerinde filmide çekilmiş..En kısa zamanda filmini de seyredeceğim..


İlk defa okuduğum bir yazar Marc Levy tavsiye eden arkadaşlarıma çok teşekkür ederim..Yazarın diğer kitaplarını okumaya devam edeceğim..

Öncelikle y azarın anlatımı,kurgusu çok güzeldi.Çok akıcı idi.Takip edeceğim bir yazar olacak.Keşke Gerçek Olsa'nın devamı niteliğinde yazılmış Sizi Tekrar Görmek 'i de okuyacağım..Çok ısrarlı gelen istekler doğrultusunda devamını yazmış yazar..Bence de isabet etmiş kitabın sonunda hikayenin yarım kalmışlık hissi vardı..
Konusu çok duygusal gizemli bir hikaye idi..Genç ve güzel bir doktor olan Lauren trafik kazası geçirerek derin bir komaya girer.
Bu komaya girdikten sonra ruhu bedeninden ayrılarak özgürce dolaşmaya başlar..Kendi evini de sık sık ziyaret eder..Lauren'in evini kiralayan Arthur başarılı bir mimardır.Bir gün gardrobunda Lauren'i görür ve hikayemiz başlar.Lauren'i ondan başka gören duyan yoktur..Önceleri ona yardım amacı ile başlayan ilişkileri büyüleyici bir aşka dönüşür..Birlikte sihirli zamanlar geçirmeye başlarlar..Arthur'un geçmişteki yaraları da bu ilişki ile gündeme gelir..
Bir problemleri vardır ama Lauren'in annesi doktorların ısrarı ile ötenaziye ikna olur..
Çok güzle bir romandı herkes mutlaka tavsiye ederim...