Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

hulyami Tarafından Yapılan Yorumlar

14.04.2013

Konusu daha sert idi. Lexi ve Cruz'un hikayesi beyaz dizi tadında idi daha romantik idi. Irak savaşından dönmüş savaş gazisi Mitch Cassidy ve Titan kızlarının ortanca olanı Skye Titan'ın hikayesi idi..

Skye ile Mitch'in hikayesi daha gerçek sert bir hikaye idi.Babasının etkisinden kurtulamamış kişiliği oturmamış.Annesi neredeyse gözlerinin önünde intihar etmiş bir genç kız idi Skye Titan..Bu durumdan da faydalanan bir sözde baba deyim yerinde ise tam bir karaktersiz idi bence...Nefret ettim bu karakterden.Ailesini çocuklarını kendi kişisel çıkarları için kullanabilen bir baba profili vardı. Skye'in hayatta kalan tek ebeveyni olması üzerindeki etkisini güçlendiriyordu..Skye Titan babası ne derse yapıyordu..

Yer yer kadın kahramanımız Skye 'in babasının etkisinde fazla kalmasına çok sinir oldum. Skye sadece babası istediği icin sevdigi adamı bırakip yaslı bir erkek ile evlenir.. Özellikle bazı yerlerde gençlik ve toyluğunun etkisi ile kişiliksizce davranması beni delirtti diyebilirim.Babasının Mitch Cassidy'den ayrılıp yaşça büyük bir adam ile evlenmesini istiyordu..O istedi Skye yaptı hem de en iğrenç bir şekilde..

Hayatımın aşkı dediği adama çok acımasızca ihanet etmesi ondan hamile kalması.Evlilik teklifi eden sevdiği adamı yüz üstü bırakması..Çok sinir oldum çok kişiliksizce karaktersizce yapılmış bir davranıştı..Bence..

İşte bu yüzden Mitch bence dokuz yıl sonra karşılaştıklarında az bile yaptığını düşünüyorum..Aşağılamasını da bence hak etmişti..İhanet bence ilişkiyi darmadağın eden bir davranıştır geriye dönüşü de neredeyse imkansızdır..

Bu ayrılıktan sonra Mitch orduya yazılır ve SEAL komondosu olur.Son katıldığı Irak Savaşı'nda da ayağını kaybederek geri döner.Arada dokuz yıl geçmiştir. Skye ise kocasını kaybetmiş 8 yaşında bir kızı vardır.Babası Jed Titan ile birlikte yaşamaktadır..Mitch'den ayrılışının ağırlığını hala içinde yaşamaktadır..Kocası öldükten sonra da herhangi bir gönül ilişkisi olmamıştır..Babası ona yine evlenmesi için bir koca ayarlamıştır..

İLk kitabımızdaki Lexi ve Cruz nişanlanmıştı ve Lexi bebek bekliyordu.Üvey ağabeyleri Gart yine işbaşında idi..Titanları özellikle Jed Titan'ı mahvetmeye yemin etmiş bu adam planlarını uygulamak içim her yolu denemeye kararlı idi..Bu sefer de Titanları içten yıkmaya kararlı idi...

Bu yüzden planlarına Mirch'i de kattı..Skye'a düşman plan Mitch hesaplaşmasını bu yönden de denemeye karar verir ama çok geçmeden pişman olacaktır..
Şimdi serinin üçünçü kitabı İzzy'nin hikayesi var sırada ama ben 4.ve son hikayede ki Garth ve Dana'nın hikayesini daha çok merak ediyorum..Yardımsever Dana Titan kızlarının hem savunucusu hem de arkadaşı idi..Bu macera bence daha heyecanlı olacak..

Kesinlikle tavsiye edeceğim bir seri..Susan Mallery'i o kadar çok sevmezdim bu seriyi okuduktan sonra kesinlikle takip edeceğim bir yazar ...

12.04.2013

Aşk Onun için her şeyi göze almaktır...Bu hikaye için ne diyebilirim..Sylvia Day'i ilk defa okudum...Çok beğendim okuduğum en muhteşem hikaye değil belki,ama en baştan çıkarıcı hikayelerden..Hikayedeki aşk sahneleri asla sırıtmıyor asla ağır gelmiyor..Erkek karakter bir şeytan gibi baştan çıkarıcı bir adam. Kadın karakter dışarıdan bir buz dağı belki ama içeriden kaynayan bir yanardağ..Bu ateşi ortaya çıkaran Allistair Cauldfield..Bu şeytansı adamın konu Jessica olunca onu sahipleneci tavırlarını çok sevdim..Konu Jessica olunca akan sular duruyordu bu genç adam için..

Birde Jessica'nın kız kardeşi Hester'in hikayesi de vardı..O da sevdiği adam ile evlenmiş görünüşte mutlu bir evliliği vardı..Ama o çok sevdiği kocasının içinde yaşattığı şiddeti onu yıllar geçtikçe öğrenmişti..

Jessica'nın kocası Benedic'in kardeşi Michael'da yıllardır umutsuzca hester'e aşıktı..Onların hikayesi de güzeldi..Kurgu etkileyici idi..

Gelelim Allistair ve Jessica'ya
Yedi yıl önce aralarında geçen bir olay ikisini de görünmez bağlar ile bağlamıştı..O olaydan sonra Allistair yurt dışına gitti..Jessica ise evlendi..Allistair için Jessica ulaşılamaz bir yerdeydi..Ona aşık idi yaşına göre de oldukça olgun bir erkek idi..Jessica'dan iki yaş küçüktü.Ailenin 4..çocuğu idi..Ondan beklenen pek bir şeyde yoktu.O da Jessica evlendikten sonra yurt dışına gitti orada zengin oldu..Kadınlar arasında çok revaçta idi..Beraber olduğu kadınlar hep Jessica^ya benziyordu.Ona olan aşkını öyle güzel sakladı ki..Kendisi bile inandı..


Kocası Benedict ile altı yıl evli kalan evlliğinde mutlu olmuştu..Başarılı bir evliliği olmuştu..Jessica'nın kısır olması bile bu evliliğe gölge düşürememişti...Kocası ona yurt dışında bir çiftlik bırakmıştı.İşte bu mülkü görüp toparlamak için yurt dışına gitmeye karar verir Jessica..Yol arkadaşı ise Allistair'dir..Ona karşı o olaydan sonra hep mesafeli olan Jessica yolculuk yaptığı geminin ona ait olduğunu ona göz kulak olması için kayın biraderi Michael'in ricasını bilmemektedir..
Ve yolculuk başlar...
Daha fazla detay vermek istemiyorum.Roman içinde mevcut iki hikaye de çok güzeldi..Kitabı çok severek okudum..Seri olmamasına da oldukça üzüldüm.Keşke devamı olsaydı..
Bu kitaptaki erkek karakterden yola çıkarak başka bir seriye esinlenmesine de hiç şaşırmadım..

Kesinlikle tavsiye ederim....


10.04.2013

Nora Roberts'in İnn Boons Boro üçlemesinin ilk kitabı Yarın ve Daima.Burada inşaat halindeki bir otelin hayat bulmasını ve o inşaatı yapan üç erkek kardeşin hikayesini okuyoruz..Yani Montgomery erkeklerinin hikayesi ..Romanın kurgu ve karakterlerini çok beğendim..Fakat Otel inşaatının ayrıntılarına yazar oldukça fazla yer vermiş oralarda zaman zaman sıkıldım..Fakat Karakterler müthişti.Çok güzel aile sıcaklığı sizi hikayenin içine çekiveriyordu..Montgomery kardeşler.anneleri Justine..Çok güçlü ve otoriter bir kadın..

Claire ve arkadaşları Avery ve Hope hikayeye çok güzel oturtulmuştu..Karakterlerin işlenmesi muhteşemdi..

Kısaca hikaye oldukça iyi idi.Aşk,sevgi,sadakat,aile,çocuk temaları ile harmanlanmıştı..Çok severek okudum..Çok akıcı bir kitapdı..Benim için tek kusuru inşaat ayrıntıları idi bu da yazarın gerçek hayatta ilgilendiği bu otel inşaatına kendini fazlaca kaptırmış olması sanırım..

09.04.2013

Oldukça beğendim.Kitaba başlarken ön yargılarımdan arınarak okumaya çalıştım..Benim kendi şahsi fikrim herkesin ikinci bir şansı hak ettiği yönündedir..
Özellikle bu tip düşmüş kadınlar hak eder bunu..Bence...

Romanı okumaya başladığımda erkek karakter James Archer'in kağıt üzerinde kalmış bir evliliğini görüyoruz..Bu genç adam tüccar çok zengin ama soylu değil..Fakat fedakar duygulu bir yapıya sahip.Evliliğini kız kardeşinin soylu ile evlenmesi için sürdürmek istiyor..Evlendiği kadın sosyeteye mensup çevreden bir nevi iş anlaşması gibi olan bir evlilik..Kocasını yatağına almıyor ve önüne gelen ile aldatıyor..Ve genç adamı bir de aşağılıyor..Üç yıl böyle sürüyor bu durum..Ama artık ihtiyaçlarına gem vuramayarak Madame Rubicon'un işlettiği geneleve gidiyor..


Orada Rose Marolowe ile tanışıyor ve onun müşterisi oluyor..Rose fahiselik yapmak zorunda olan bir genc kadin. Soylu bir aileden geliyor fakat babası öldüğünde çok yüklü bir kumar borcu bırakıyor. Rose'ın o dönemde on üç yaşında olan oğlan kardeşi için ona iyi bir gelecek , seçme hakkı vermek borçları da ödemek için fahişelik yapmaya karar veriyor.. Tabii ki önce fahişelik yapmak istemese de ilişkide bulunduğu ve metresi olduğu bir adam yüzünden fahişelik yapmaya karar vermek zorunda kalmıştır..
İşte bu şartlarda karşılaşan Rose ve James'in sıra dışı ilişkisi başlıyor..Aralarında erotizm ile harmanlanmış bir ilişki başlıyor ve kısa zamanda bu aşka dönüşüyor.Rose kendini geri çekmek istese de buna James pek izin vermiyor..Ama ayrılıkları kaçınılmazdır ne kadar geçiktirmeye çalışsalar da...



Hikaye fena değildi bence..Konusu itibari ile daha itici bir hikaye beklemiştim..Ama öyle bir hikaye değildi..Sonu da masal gibi idi.Özellikle erkek kahramanın sevdiği kadına sahip çıkması çok hoşuma gitti..Onu kırdı ama arkasını dönmedi dönemedi..

Kısaca sevdim hikayeyi...Okuyacak arkadaşlara keyifli okumalar...

07.04.2013

Lisa Kleypas sen nasıl bir yazarsın rüya gibi yazıyorsun..Aşkı iliklerime kadar hissettiriyorsun böyle..Okuduğum tüm romanlarını çok beğendim.Uzun zamandır ara verdiğim bir seri oldu..Tabii ki isteyerek ara vermedim..Bir Hathaway bir Wallflower serisi ile çorba edildi bu muhteşem yazar.

Fakat yine de serileri birbirine kesinlikle karıştırmadım ama gönül isterdi ki iki seriden de birer kitap aynı anda çıkarılabilseydi yayın evi bizi çok mutlu ederdi…Hayali bile çok güzel öyle değil mi?…

Kapağı kapattığımda o hani bir haz vardır ki onu tüm duyularınız ile hissedersiniz…İşte ben bunu öylece hissettim..Hani içkiyi içersiniz şöyle bir doyum noktası vardır tık…işte o.. ..Her kitabını büyük bir zevk ile okuyorum artık..Fakat bu yazarın bir özelliği ver romanlarındaki tüm kahramanlarını bir başka seri ile bağlıyor..Bir romandaki karakter diğer hikayede baş rolde çıkıyor.Mutlaka sıra ile okunması gerekiyor..Peki sırasız okunsa anlaşılmaz mı diyeceksiniz? Elbette anlaşılır..Ama hikayenin güzelliği yazarın kaleminin büyüsü eksilir…

Yayın evinden tek isteğim lütfen bu yazarı sık sık kitaplarını sırada yayınlayın ki bu muhteşem yazarın kaleminden daha büyük bir zevk alalım.

.

Gelelim Nisan Yağmurları’nın konusuna:

Daha önce Annebel Simon HUnt ile Evie St.Vicen ile Lillian ise Lord Westcliff ile evlenmiştir..Küçük kitap kurdumuz Daisy Browman hala bekardır..Daisy üç sezondur evlenemedğine kızan babası ona sonunda resti çeker.Ya Mayıs ayına kadar koca bulacaktır ya da onu Matthew Swift ile evlendirecektir..Daisy dehşete düşer..Bu acımasız soğuk ve kemik torbası olan adam ile evlenmeyecektir…Bunu duyan Lillian küplere biner…

Ne demişler büyük laf et başına gelsin…Lord Westcliff’in şehir dışındaki malikanesine ablası Lilian’ın ilerleyen hamileliği ve Daisy’nin kendisine uygun bir koca bulabilmesi için gidilir..Başta Westcliff ve St.Vicent olmak üzere uygun damat adaylarunın listesini yaparlar..Burada verilen davette ona uygun koca adayları davet edilir..Tabii ki Mathewws’da ..

Uzun zamandır Mathews ile görüşmeyen Daisy onu gördüğünde geçirdiği değişim üzerine büyük bir şok geçirir ve ondan çok etkilenir..Aralarındaki çekim olağan üstüdür..Mathews ise Daisy’ye yıllardan beri aşıktır..Fakat hayatında var olan bir sır yüzünden kendini geri çekmektedir..

Daisy’yi kendi gözünden ulaşamayacağını ve bu sırrını kabul etmeyeceğini tahmin eden Matthews’u Daisy babasına da benzetmekte en çok da o yüzden evlenmek istememektedir..

Fakat olaylar tahmin edilemez bir halde bir anda öyle karışır ki…Planlar tutmaz..

Bu hikayede eski dostlarımız Simoz,Marcus,Sebastian ,Annabell,Lilian,Evie hepsi vardı..Lilian hamileliğinin son dönemlerini yaşıyordu. Simon ve Annabel’in küçük bir kızları olmuştu..Çok keyif alarak okuduğum bir roman oldu..Sanırım bırakın seriyi yazarın okuduğum tüm romanları benim için özel bir yere sahip..Kesinlikle tavsiye ederim…

Wallflower Serisi:

1. O Yaz

2.Ben Böyleyim

3.Sevgim Sana Ait

4.Nisan Yağmurları