Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

hulyami Tarafından Yapılan Yorumlar

29.12.2011

Çocuk da Yaparım Kariyer de..Vefa Enver..

Yazarın daha önce internette yayınlanan ekitaplarını okumuştum ve çok beğenmiştim..

Çocuk da Yaparım Kariyer de romanının büyük bir zevk ile okudum..Kimi zaman şaşkınlık,üzüntü,kahkaha ile harmanlanmış sıcak sempatik bir hikaye idi.. Otuzlu yaşlarda ki Üç genç kızın iş özel hayatlarındaki med -cezirleri yazar sımsıcak aktarmıştı bize..
Aslı,Ahu,Sibel birbirinden farklı üç genç kız üçünün de sevgilisi sevgililerinden beklentileri kariyerleri ile ilgili sıkıntılarını çok esprili bir şekilde anlatmıştı yazar..
Aslı içlerinde en duygusalı iSibel en çapkını,Ahu en hesaplı ve detaycı olanı üçününde korkuları ümitleri hayalkırıklıkları..Bazen kahkahalarımı tutamadım bazen onlar gibi üzüldüm..
Aslı ne yapsa sevgilisi Metin ile ilişkisini oturtamaması,Sibelin devamlı elde edemediği bir erkeklere karşı olan ilgisi deyim yerinde isie ona tam da uygun olmayan sahiplenici Barana takılması,Ahu'nun ise üç yıldır birlikte olduğu Can ile olan ilişkisinde devamlı kariyerini ve başka şeyleri önde tutması.gelgitleri çok etkileyici idi..Ben bu genç kadınların hikayesini çok sevdim tavsiye ederim..
27.12.2011

Trakyalı Kyrain'dan Sonra Makedonyali Julian'ın macerasınida okudum. Julian daha duygusal idi. Kyrian'in macerasi daha hareketli daha aksiyon dolu idi. Aşk Kölesinde aski tam anlami ile hissettiriyordu. Hikayeyi çok begendim. Kenyon favori yazarimdi bu degişmedi iyice pekisti. ..

Yazar iki yaralı kalbi çok manidar bir şekilde birleştirmesi..Harika idi..
Yazarın ilk okuduğum Trakyalı Kyrain'in hikayesinden daha sıcak buldum ki Aşk Kölesi bir yarı Tanrı'nın Seks terapisti neredeyse sıfır tecrübeli Grace'in hikayesi içinde yakışan buydu sanırım...

Kısaca konusu :
Makedonyalı Julian Ünlü Roma'yı bile arkadaşı Trakyalı Kyrian ile dize getirmiş bir komutandır..İşinde ne kadar başarılı ise özel yaşamında pek de mutlu olmayı başaramamıştı.Kendisi yaşamı boyunca birileri tarafından sevilmeyi önemsenmeyi istemiştir..Sevginin sevilmenin ne demek olduğunu ne ailesinden,kardeşlerinden,ne arkadaşlarından bulmuştur (Trakyalı Kyrian dışında)Bir kadın tarafından da hiç sevilmemiş yalnızca kullanılmıştır..Kardeşi gibi sevdiği arkadaşının karısını bir dizi hile ile sahip olmayı da bu yüzden seçmiştir..Ama bu kadından ne kadar çocukları da olsa aralarında tam anlamı ile sevgi olamaması onu çocuklarına daha düşkün olmasına yol açmıştır..
Ama her şeyin ortaya çıkması ile Julian için sonun başlangıcı olmuş ve sonunda lanetlenerek bir kiatba seks kölesi olarak hapsedilmiştir..Buraya kardeşi tarafından hapsedilirken bile ailesinden kimsenin ona yardım etmemesi özellikle Annesi Afrodit'in tutumu çok duygusuz sevgisiz gibi geldi bana..Bu kiatpta Julian tam tamına ikibin senedir hapistir..Onu çağıran kadınlara yatakta bir ay hizmet ederek tekrar kitaba geri dönmektedir..Yaklaşık neredeyse iki yüz yıldır çağırılmamaktadır..B u hizmetlerinde kendini memnun etmesi söz konusu değildir..Amaç kadınlara hizmet etmektir..Bu zaman içinde ne olduğunu kim olduğunu sorgulamamak da işine gelmiştir!!..Taa ki Grace'in karşısına çıkıncaya kadar..
Grace cinsellikle tüm bilgileri neredeyse teoriktir..Erkeklerle ilişkiye girememektedir.. Arkadaşının bu sorununa kökten çözüm bulmak yarı çingene olan arkadaşı Selena'yı harekete geçirmiş bu bir mumya müzesindeki sahaftan bulduğu kitabın Grace'e çare olacağını düşünmüş ve doğum gününde ona hediye etmeye karar vermiştir...Julian'in ismini üç kere söylediğinde Julian kitaptan çıkıp Grace'e hizmetlerini sunacaktır!!
İşte Julian'ın ortaya çıktığı sahne harika idi..Salonun ortasında ışıklar içinde çırılçıplak Adonis gibi bir erkeği düşünebilyor musunuz?? Yazar işte burayı harika bir şekilde vermişti..
Grace ile Julian'ın karşılaşmaları birbirlerine alışmaya çalışmaları harika idi..Julian Grace'in kendisine diğer kadınlar gibi davranacağını beklerken ona bir insan bir arkadaş gibi davranması ikilinin zamanla gelişen arkadaşlıkları birbirlerine kimseye anlatamadıkları duygularını anlatmaları,yakınlaşmaları çok güzeldi..Bu yakınlaşma sonunda aralarında gelişen o olağan üstü aşk.birbirlerine çare olmaları olağan üstü idi..Kısaca okudukça hikayeye daha da bağlanıp sevdim..
Harika bir romandı İşin açığı Gece Yaşayanlar'dan ben daha çok sevdim bu macerayı..Tavsiye ederim...
25.12.2011

Maskeli Balo-Brenda Joyce


Sanırım yeni favori yazarımı buldum ki, Brenda Joyce ile tanıştığım için çok ama çok mutluyum..Kimi beni bu yakıştırmamı abartılı bulabilir ama sanırım yeni bir historical kraliçesi ile karşı karşıyayız..Özellikle arka arkaya Bir Avuç Aşk son olarak da Maskeli Balo'yu okuduktan sonra bu yazar için Pegasus Yayınlarının kapısını çok aşındırırım gibi gözüküyor..
Bu nasıl bir yazar ki Devlin O'Neil'den tüm benliği ile okuyucuyu nefret ettirirken Tyrell de Warren'e hayran bıraktırabiliyor okuyucuyu..O ne duygu sağanağı öyle okurken çoğu sahnesinde hem Lizzie hem de Tyrell'in duygularını birebir hissettim...Kitabı elimden bırakamadım..İlk romandan daha çok sevdim çünkü ilk romanda okurken bu birebir hissetmemden dolayı ki kitabı fırlatıp atmak gelmişti içimden..Ama burada Maskeli Balo'da her şey masal gibiydi..olağanüstü idi..Hala okumayan varsa çok şey kaçırıyor Brenda Joyce'ı

Azıcık konusuna gelince:

Her genç kızn gözünde bir kahrama hayallerinin prensi vardır günümüzde bile Elizabeth Anne Fitzgerald'ın hayallerinin prensi Tyrell de Warren idi..Tyrell onu gölden kurtardığında 10 yaşında tombul bir küçük kızdı sen prens misin? Diye de sormuştu ona üstelik..Elizabeth'in kalbi sonsuza kadar Tyrell'e mühürlendi o gün..Ne oldusa bu değişmedi..

Üç kız kardeşlerdi Lizzie içlerinde en küçükleriydi ve en duygusal olanı..Ama en güzelleri değildi..En güzelleri Anna idi ama en bencil ve en şımarık olanları en ahlaksız ve sorumsuz olanı..

Lizzie'nin katıldığı ilk Maskeli Balo'da yıllarca deliler gibi aşık olduğu Tyrell'den bulışma teklifi alması onu şaşkına çevirmişti.Ama ablası Anna üstüne içki döktüğünde eve geri gitmemek için Anna'dan kostümünü istemişti..Onun yerine geçmesini değil elbette..Anna kelimenin tam anlamı ile bunu yapmıştı..O gece Anna bir anlık zevki için yalnız kendinin değil tüm ailenin kaderini değiştirdirdiği gibi bu olaydan en az zarar da o gördü...Lizzie ise bu olay sayesinde aşağılanıp düşmüş bir kadın olacaktı ki ...Altın çamura da düşse altındır atasözünü doğrular nitelikte idi Lizzie..

Tyrell için ise olay daha değişikti..Tam tamına Ana cadde de onu araba kazasında hayatını kurtardığı andan beri aşık olduğu bu kadın maskeli balo gecesinden sonra ondan kaçmış onu görememişti ki..İki senedir arayıp duruyordu Lizzie'yi sonunda ondan kaçıp giden kadını tekrar bulmuştu...Ama bu kadın bir çocukları olduğunu iddia ediyordu..
Onu tekrar gördüğünde başka şey düşünmez oldu o çocuk onun olmasada kabul etti..Yeter ki bir daha onu kaybetmesin hep yanında olsundu..

Harika olağan üstü bir duygu sağanağı vardı romanın sonunda çok duygulandım etkilendim..Umarım yeni romanını okumak için yazarın çok fazla beklemeyiz..


23.12.2011

Papaza kızıp oruç bozmak benim tam olarak yaptığım buydu..Mükemmel bir yazar harika bir roman..Sanırım Judith Mcnaught'un yeni kitaplarına duyduğum özlemi bu yazar ile biraz olsun dindirebileceğim..Bu ara ard arda nefret ve intikam temasını işleyen romanlar okuyorum...Çok da büyük keyif alıyorum...

Ama şimdiye kadar nadir olarak kitabı fırlatıp atma duygusuna kapılmışımdır..Devlin O'Neil bu adamdan hem nefret ettim hemde haline içim parçalandı..Çünkü On yaşındaki bir çocuğun tanık olduğu katliam onu hayatı boyunca tahat bırakmayacaktı elbet..Ruhunu derinden yaralayacaktı hatta öldürecekti..Ruhunu bu olay öldürdü de o çocuk tanık olduğu cinayetten sonra asla eskisi gibi olamadı...

Virginia Hughes Amerikalı Ladyler okuluna giden bir genç kız..Okulda olmaktan kurallara bağlı kalmaktan nefret ediyor...Tek amacı anne ve babasını kaybettikten sonra amcası Kont Eastleigh Hughes 'un onayı ile evi Yaban Gülüne geri dönmekti..Ama amcası yıllardır Devlin O'neill sayesinde serveti hızla eriyordu..Oonu kıskacı altındaydı..Bu iki adamın amansız çekişmesi ve rekabetinden olan Virginia'ya olacaktır..Çünkü Devlin O'Neil ladyler okulundan kaçaarak İngiltere'ye amcasına gitmeye çalışan Virginia'yı kaçıracak onun için fidye isteyecektir..Ama planlar çoğunlukla bozulur..Devlin'in planlarını Virginia tam olarak bozamasada onun yıllradır bir buz haline getirdiği kalbine sızmayı başarmıştır..Bundan sonrası ikili arasında tam bir savaştır..

Devlin'in acımasızlığı Virginia'nın affediciliği sevgisi ile Devlin'i bu intikam cenderesinden kurtarma savaşı ve Virginia sayesinde ruhunun huzur bulması okunmaya değer..Harika bir roman..Çok geç kaldım ben bu romana..Ama okurken büyük bir keyif aldım..Ama bir ara fırlatı atmamak için de kendimi çok zor tuttum..Hala içinizde benim gibi bu romanı geciktirenler varsa artık beklemesin bence..Bu serinin ve bu yazarın takipçisi olacağım!!..

de Warenne Dynasty Serisi:

1-The Conqueror
2-Promise Of The Rose
3-The Game
4-The Prize (Bir Avuç Aşk)
5-The Masquerade(Maskeli Balo)
6-The Stolen Bride
7-A Lady At Last
8-The Perfect Bride
9-A Dangerous Love
10-An Impossible Attraction
11-The Promise
19.12.2011

Kara Altin harikaydi su ana kadar serideki bence en güzel kitapti. Aidan ve Alexandria'nin macerasini soluksuz okudum.
Alex'in tipik günümüz kadinlarina özgü özgürlük inadi,dik kafaliligi Aidan'i zaman zaman yorsada engin sabri ile gerilimli anlarini risksiz en az zarar görerek kapatmalarina sevindim dogrusu.
Serinin en kadim üyesi Grogori'nin yardimi ile zor günlerini hasarsiz ve dahada güçlenerek atlatmalari cok özeldi.Gelecek maceramizin kahramaninin hikayesini bir an önce okumak istiyorum.
Yazarin tanimlayip tarif ettigi aski okurken yüregim hopladi. En iyi historical romanlarda bulabileceginiz aski fantastik bir romanda bulmak harika oluyor. Aidan'in Alex'e ihtiyacini onun karanliklara gömülmesi arasinda kalan incecik çizgiyi.

Alexandre'nin tekrar insan olmak icin çabaladigi nafile çabalar,kalbinin kabul ettigi aklinin kabul etmedigi aralarindaki bagi. Yazar hikayeye cok güzel aktarmisti. Hikayenin sonlarinda ortayd çıkan Gregorı'nin içinde oldugu karanligi görMek hissetmek,sevdigi icin bir ev insa etmege gelmesi,sevdigine kavusmak icin ona verdigi özgürlügü görünce carpildim diyebilirim.

Beni çarpan aşağıdaki sahne idi..Alexandria kendine ve Aidan'a başka erkeklerle olabilecğini kanıtlamaya çalışıyordu..Ama unuttuğu bir şey vardı artık o bir insan değildi.insanların erkekleri ona dokunduğunda midesi alt üst oluyordu..Ama inatçı idi ya..Bir gece kulübüne gitti ama işler umduğu gibi olmadı...Dokunan tüm erkeklerin tüm kokularını alıyordu..İşte tamda Alexandria'nın gerçek kafasına dank ettiği ve o sahne...

İşte O sahne!!..
Ev.Ev neresiydi? Alxandria'nın evi yoktu.Bu acı neredeyse Alexandria'nın dayanamayacağı kadar fazlaydı.Bakışlarını kaldırdı ve gözlerini odanın en karanlık köşesinde takılı kaldı..Altından gözle ona ışıldıyordu.Alexandrianın kalbi yerinden çıkacakmış gibi oldu.Bakışların olduğu yere bakamıyordu.bir an bile bile kıpıldamayan bakışların çarpıcılığına kapıldı.
Aidan gölgelerin içinde yavaş yavaş çıktı.Süzüldü.Su gibi aktı.Muhteşem bir vahşi kedi gibi ağır adımlarla yaklaştı.Aleandeia'nın nefesini kesti...

Güzel ve olağanüstü romantik bir aşk hikayesi okumak isteyenlere tavsiyemdir!!!..