Hocaefendinin Prizma 4 kitabını yeni bitirdim. Hocefendinin pek çok konudaki engin fikirlerini gördüm.Dini konulardaki bilgisini zaten bekliyoruz, kabul ediyoruz. Ama tarihî, edebî, iktisadî ve bilimsel alandaki bilgileri beni oldukça şaşırttı. Din anlayışımıza, dinden kaynaklanarak hayata bakışımıza ılımlı,makul,aşkın bir yaklaşım getirdi. Her din bilgini gibi aynı kaynakları kullandı. Ama vardığı sonuçlar, kullandığı yöntemler çok başka; herkesi celbediyor. Çünkü kırıcı, yıkıcı değil; anlayışlı ve yapıcı."...Bu yüzden sakal bırakmayana, sarık sarmayana, şalvar giymeyene günah işliyor demek sertçe bir yaklaşım olsa gerek. Zaten insanın arkasından, ona günah işliyor demek gıybettir. Gıybetin haram olduğu ise katidir" "Evet şekil, İslam'da bir esas değil, tâlî bir meseledir ve bunlara takılıp kalmamak gerekir."
Biz hekimlere bakışı zaten gönüllerimizi fethetti. "eğer insanların, insanlara yararlı olması açısından bir insanın sevap kazanması bahis mevzuu ise, bir toplum insanı olarak, halka dönük hizmetleriyle inançlı hekimler evliya sayılır ve hiç kimse velilikte onlara ulaşamaz. Öyle zannediyorum ki inancı olan bir hekim, sadece icra-i tababetle bile kurtulabilir."
Hocaefendi anlatıyor. Bundan herkes kendi aklının fikrinin kapasitesince faydalanır."Zira herkesin âsârı-feyzi, kendi istidadına göredir. Halk arasında meşhurdur; nisan yağmuru yağınca yılan ondan zehrini, sedef de incisini alırmış.. dolayısıyla mercan, bağrında inciler besler; yılan da zehir."
Fikri hayatımıza yeni bir soluk getiren Hocaefendiden düşünen insanın faydalanmasını umarım. Op.Dr.Alaattin Öztürk