Toplam yorum: 3.284.947
Bu ayki yorum: 6.453
E-Dergi
Sema Nur Koçak Tarafından Yapılan Yorumlar
Kendinizi Nereye Ait Hissediyorsunuz?
Hiçbir yere ve olaya ait hissetmeyen Ferit Edgü, yalnızca "50. kuşağa aitim" der. Ve ardından ekler: “İnsan hayatında iki kez doğar. Ben bu doğmamı Hakkâri’de yaşadım.”
Bu söz, sadece bir aidiyet ifadesi değil; aynı zamanda bir varoluşun, bir yeniden doğuşun tanımıdır.
Sürekli karşıma çıkan, adeta “beni oku” diye seslenen bu eserin bir gün başucu kitabım olacağını ve yazarın tüm kitaplarını okuma isteği uyandıracağını bilseydim, hiç tereddüt etmeden ilk seferde alıp okurdum.
Kitabın adının neden Hakkâri’de Bir Mevsim olduğunu sorguladığınız an, kendinizi çoktan aynı adlı filmin o meşhur ve sarsıcı son sahnesini izlerken buluyorsunuz. Üstelik bu yolculuk oldukça soğuk, sessiz ve bir o kadar da derin.
Yazmasaydım delirecektim,” der Said Faik Abasıyanık. Bu söz, yazmanın bir eylem olmanın ötesinde, ruhsal bir ihtiyaç olduğunu anlatır. Ferit Edgü de Yazmak Eylemi adlı kitabında bu düşünceye yakın bir noktada durur. Yazmak, onun için gerçekliğin sayısız biçimde ifade edilebileceğini belgeleyen yaratıcı bir eylemdir.
Ferit Edgü, bu eserinde yazma eylemini 101 farklı metinle ele alır. Her bir metin, aynı olayı farklı biçimlerde anlatır: Böylece yazının sınırlarını ve anlatımın çeşitliliğini okura ustaca gösterir.
Henüz okumayanlar için söyleyebilirim ki çok şanslısınız. Şimdiden herkese keyifli okumalar!
"Öldürmek neden suçtur ama devlet öldürünce adalet olur? "
Victor Hugo nun 1829 yılında dram kategorisinde yazdığı bu eser aslında toplumsal eleştiri niteliginde bir yapıttır. Özellikle idam mahkumunun isimsiz tutulması birgün hepimizin mahkum olabileceği ihtimalini bizlere tekrar hatırlatıyor. Ölüm cezası burada okuru düşünce olarak ikiye böler. Yazar tarafından insanın vicdanını duymasına yardımcı olurken ayni zamanda insan onurunu ayaklaraltına aldığını sert bir dille elestirdigi konu olmustur. Her insan yaptığı eylemlerin bütünüdür. ve yalnız kalmaya mahkum ediliş aslında kendi ic muhasebesini yapmasına yönlendirir. Soluksuz tek nefeste okunacak bir kitap. Umarım her okur kendi mahkumunun sesine kulak verir.
Şermin Yaşar ne yazık ki çok geç tanıdığım ve açıkçası kitap isimlerinden kaynaklı pek hoşuma gitmeyeceğini düşündüğüm bir yazardı. Şans eseri hediye gelen söyleme bilmesinler kitabını hediye gelmesinden kaynaklı nezaket amacıyla okudum. Tüm samimiyetimle söylüyorum kitabı açmam ve kapatmam bir oldu. İlk sayfadan itibaren içine aldı ve aynı mahallede, aynı apartmanda, aynı evde ve hatta aynı odada aynı masa etrafında onların davetsiz misafiri olup istemeyerek de olsa bu dramın tanığı oldum. Kesinlikle beni bu kadar içine alacağına ve son sayfalarda özellikle ortanca oğlanın hayat hikayesinde gözlerim yaşlar içerisinde bitireceğimi asla hayal etmezdim. Önyargılı olunmaması konusunda gerçek anlamda muhteşem bir kalem Şermin Yaşar. Ben severek okudum umarım sizler de okursunuz.
Dikkat spoiler içerir! Bu kitabı okuyan kesinlikle kitabın son sayfasını kapattığında Şermin Yaşar'ın diğer kitaplarını da sipariş vermek istiyor.
Öncelikle, bir kitabın cazibesinin kesinlikle kapak tasarımı olduğunu düşünenlerdenim. Sarı Yüz kitabı, bu düşüncemi doğrulayan ve destekleyen bir tasarıma sahip. Genellikle kitapların önsözünü ve arka kapak bilgilendirmelerini okumadan alım yapmayan biri olarak, Sarı Yüz kitabında kapak tasarımına aldanarak sipariş verdim. Neyse ki konu bakımından ve olay örgüsü, teması son derece doyum noktasına ulaştırıyor. Ayrıca kitap ismi olarak neden sarı yüz olduğuna dair çok fazla düşünüleceği aşikar.
İthaki Yayınları, kitap tasarımı konusunda kesinlikle çok başarılı. Konu bakımından değerlendirildiğinde, kitap özellikle pandemi sonrası dünyanın halini tüm çıplaklığıyla ve olduğu gibi yansıtıyor. Günümüzün korkulu rüyası hâline gelen sosyal medyaya yapılan göndermeler ise oldukça dikkat çekici.
Tek nefeste okunacak kadar akıcı bir kitap.Bence okuyuculara şimdiden çok şanslı olduklarını belirtmekte fayda var.