Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Metalelf Tarafından Yapılan Yorumlar
Grangé'ın en çok sevdiğim kitabıdır kendileri. Böyle bir kurgu yok dedirtecek türden eşsiz eser. Şu günlerde 8 bölümlük dizisi çekiliyor. Kitapta İstanbul'a düşüyordu yolumuz,dizide de İstanbul'u izleyeceğiz. Hatta buradan afişine ulaşabilirsiniz: http://www.jcgrange-turkiye.com/leyleklerin-ucusu-ozel.html
Ayrıca Eylül 2011'de Fransa'da yayınlanan Le Passager isimli kitabın "tadımlık" çevirisini de aynı siteden okuyabilirsiniz.
Kitabın sonu her ne kadar "Ah Grangé,bunu hep yapıyorsun..." dedirtse de kitaptan öğrendiklerinize inanamayacaksınız. Böyle bir hayal gücü,bu kadar ülkeyi ve insanı tanıyıp tasvir etme gücü başka kitaplarda ve yazarlarda bulamayazağınız türden. Kesinlikle okuyun,okutun...
İlk bölümleri okurken " Hadi ama Grangé,o kadar heyecanla bekledim kitabın çıkmasını,şaşırt beni..." diye söylenip durdum. Yine aksiyon vardı,yine cinayet,yine çok çok çok sevdiğim bir karakter yapmayı başarmıştı.
Fakat Koloni dışındaki bütün kitaplarını okumuş olduğum için çok aşina geliyordu herşey... Diğerleriyle kıyasladığımda güzel ama sönük kalıyordu hikaye. Derken olanlar oldu. Sinir bozucu bir şekilde şaşırttı beni Grangé. Ve yine "Bu adamı seviyorum." dedirtti...
Grangé'nın bitiremediğim hatta ikinci bölümüne bile geçemediğim tek kitabı. O kadar çok şeytandan bahsediyor ki fenalık bastı içimi. Üç senedir kitaplığımda öylece bana bakıp duruyor işin açıkçası. Okuyanlar nasıl okumuş hayretler içerisindeyim.
Kitabı elime ilk aldığımda beni bu kadar etkileyeceğini düşünmüyordum açıkçası. Grangé yine gerçek hayattan öğeleri hiç aklınıza gelmeyecek malzemelerle yoğurup bu defa fantastik öğelerle pişirip önümüze sunmuş. Normalde Grangé'ın olabilecek olayları anlatmasına alışmışken bu fantastik öğeler taşıyan hikayeyi okumak gerçeklik kavramını bile sorgulatıyor.
Yine size istediği duyguları yaşattıyor yazar. Hele bir kaza sahnesi var kitabın başında ki annelik duygusunu bilenler,koruma içgüdüsü baskın olanlar bir anda baş karakterin yerinde buluyor kendini. Ve yazar sizi o karaktere hapsedip bütün olayları yaşatıyor adeta.
Gerçek hayatta katil olmayı vicdanına yediremediği veya bunun doğru bir davranış olmadığını bildiği için bu duygularını bastırıp,yine de cinayetlerden kopamayanların cinayet masasında ya da adli tıpta çalıştıklarını ya da polisiye/cinayet yazarları olduklarını okumuştum bir yerlerde. Eğer bu gerçekse Grangé iyi ki yazar olmayı tercih etmiş,yoksa böyle bir vahşet dünyaya ağır gelirdi...
Yine sonuna kadar elinizden bırakamayacağınız bir kitap,tabi kanlı sayfalar okumaya dayanabilirseniz. Bir de katili o kadar sevdiriyor ki stockholm sendromunun farklı bir versiyonunu yaşıyorsunuz neredeyse... Daha çok tanımak istiyorsunuz,daha çok okumak,daha çok anlamak... Hatta acıyorsunuz ona zaman zaman,yaptığı caniliği unutup... Tabi bunlar yazarın usta anlatıcılığından kaynaklanıyor...