Toplam yorum: 3.285.254
Bu ayki yorum: 6.780

E-Dergi

KY-742342 Tarafından Yapılan Yorumlar

27.12.2009

Romanda kar parsı (caabars) ile gazeteci Arsen Samançin karakteristik olarak mukayese edilmiş.
Alışılmış roman tarzından farklı bir tarz ama Cengiz Aytmatov’da bunları görmek fazlasıyla mümkün zaten. Romanda bazen olaylar arasına ruhsal kritikler de sıkıştırılmış. Zaman zaman olaydan kopmaya neden olabilir diye düşünüyorum. Hatta bazı tanımlara yer verilip olayın tamamen dışına çıkılıyor ancak daha sonra olayla ilgisi kurulup olaya neden olan durumlara temas ediliyor.
Roman sanki iki bölümden oluşuyormuş izlenimi veriyor. Arsen Samançin’in öncesi ve sonrası… ya da şehir yaşamı ve dağ yaşantısı…
Efsanevi ve masalsı unsurlarla olayın desteklendiği romanda Arsen Samançin’in Eles’e âşık olması ve av esnasında ölümü sanki birdenbire olmuş gibi anlatılmış. Olayın hazırlayıcı nedenlerle verilmesi daha iyi olabilirdi diye düşünüyorum.
Neticede Cengiz Aytmatov büyük bir romancı ve her eserinde okunmayı hak eden unsurlar fazlasıyla mevcut…
23.11.2009

Doğrusu 29 dile çevrilmiş ve dünyada bestseller olarak satılan bir kitabı okumamak olmazdı, dedim ve hemen kitabı sipariş ettim.
Ne yalan söyleyeyim bu kadar rerklemı yapılan ve başarılı dünyada büyük başarı yakaladığı ifade edilen bir eser için beklentilerimi çok da karşıladığını söyleyeymiyorum. Kitabın her bir cümlesinde “Acaba bundan sonra ne var, ne olmuş bu kadar başarı sağlayan?” telaşıyla bir şeyler aradım, aramaya çalıştım ve büyük bir hayal kırıklığından başka bir şey yaşamadım. Eserin çok da orijinal ve özgün bir eser olduğunu düşünmüyorum.
Ancak...
Kitapta yer alan bazı bölümlerde divan edebiyatının ve halk edebiyatının eşsiz birikiminden damlalara rastlamak mümkündü. Örneğin eserin ilk bölümlerinde şarap ve ayrılıktan bahsedilmiş. Bunun yanında Nasrettin Hoca’ya ait bir fıkranın anlatılması gibi (Her ne kadar iğreti dursa da)...
Yazarın doğu-batı sentezi yaptığına da şahit oluyoruz, bu da güzel bir ayrıntı olarak karşımıza çıkıyor.
Özetle okunabilir bir kitap ama çok da abartılacak kadar güzel bir eser değil.
23.10.2009

Ahmet Ümit'in okumuş olduğum ilk eseri... Eseri üslup açısından beğendiğimi söylemekle beraber içerik olarak çok da yetkin bulmadığımı söylemek isterim. Eserde işlenen "aşk" kavramının basite indirgendiğini ve Mevlana'daki aşk anlayışına zaman zaman ters düştüğüne de belirtmek istiyorum.
Bunun yanında "Yaşamı, aşkı ve inancı yeniden düşünmek için..." sloganıyla piyasaya iddialı bir giriş yapmaya çalışan eserde "yaşam ve inanç" kavramlarıının da sığ bir şekilde ele alındığını düşünüyorum. Yazarın ele aldığı kahramanların yaşamlarının büyük bir kesitinin ümitsizlik, karamsarlık, itilmişlik ve hayatı sadece maddeden ibaret bir pencereden seyrettiklerini görmekteyiz. Esere asıl damgasınu vuran temel iki kahramanın Mevlana Hazretleri ve Şems'i Tebrizi olduğunu gözönünde bulundurursak eserde kanaatimce bir çelişki hakim.
AHmet Ümit'in bundan sonraki eserlerini de okumaya çalışacağım.
Herkese iyi okumalar dilerim...
28.09.2009

Kitabı okumaya başladığımda sıkıldığımı fark edip, okumaktan vazgeçmeyi düşünüyordum. Ancak olaylar geliştikçe olayların tamamıyla beni sarıp sarmaladığını ve içine çektiğini fark ettim. Sonlara doğru, artık kitabın bitmesini istemiyordum.
İskender Pala'nın yazılarını takip eden ve kitaplarını okumuş biri olarak onun ne kadar usta bir kalem olduğunu bu eserle yeniden anlamış olmaktan mutluyum. Yeni eserlerini sabırsızlıkla bekliyorum.