Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
fadime kara Tarafından Yapılan Yorumlar
Açlık, insanın en temel içgüdüleriyle, ruhunun en karanlık ve kırılgan yanlarıyla yüzleştiği bir başyapıt. Knut Hamsun, modern edebiyatın öncülerinden biri olarak, açlıkla sınanmış bir yazarın zihninde yaşanan çalkantıları, derin yalnızlığı ve umutsuzlukla yoğrulmuş varoluş sancısını adeta içimize işleyen bir dille kaleme alıyor.
Roman, sadece fiziksel açlık değil; aynı zamanda ruhsal bir boşluğu, toplumsal yabancılaşmayı ve insanın kendisiyle verdiği amansız mücadeleyi anlatır. Anlatıcının karmaşık düşünce dünyası ve çarpık gerçekliği, okuru hem rahatsız eder hem de derin bir empatiye davet eder.
Hamsun’un dilinde sıradan olaylar bile olağanüstü bir yoğunluk kazanır; varoluşun en çıplak halleriyle karşı karşıya kalırız. Açlık, modern insanın yalnızlığına ve toplumdan kopuşuna dair sarsıcı bir şiir gibi… Okurken içinizde yankılanan o sessiz çığlık, uzun süre peşinizi bırakmaz.
Kitabın başında, o meşhur tabloda gördüğümüz kadın figürünü ben de uzun uzun aradım; sonra Raif ile birlikte bulduk onu. O kadın, sadece bir resim değil; aşkın, özlemin ve ulaşılmazlığın simgesi adeta.
Yusuf’un içine doğduğu hayatta, ne yer var adalete ne de anlayışa. Sessizliği sadece kişisel değil; bastırılmışlığın, dışlanmışlığın bir sonucu. Toplumun sığ değer yargılarıyla uyuşmayan her ruh gibi, o da yalnız kalıyor.
Sabahattin Ali, Yusuf karakteriyle hem bireyin içsel çatışmasını hem de kasabanın boğucu atmosferinde şekillenen adaletsizliği çok yalın ama etkili bir şekilde anlatmış. Kitap boyunca kimse Yusuf’un ne hissettiğini sormuyor, ama biz okuyucular onun sessiz çığlığını duyuyoruz.
Ne kahraman, ne kurban… Yusuf sadece olmak isteyen biri. Ama bu toplumda “olmak” bile bir isyan.
İlk sayfalarda sade gibi gelse de ilerledikçe psikolojik yoğunluğu artıyor. Çok kısa bir kitap ama etkisi uzun sürüyor.
Tolstoy’un kalemiyle ölüm kavramına bu kadar sade ama aynı anda bu kadar sarsıcı bakmak, ruhumda derin izler bıraktı. ‘Üç Ölüm’ sadece üç kişinin ölümü değil, üç ayrı hayatın, üç ayrı ruhun sessiz vedası… Özellikle köylü karakterin ölümü beni en çok etkileyeniydi; ölümle barış içinde olmak, belki de gerçek huzur budur. Hayatın ne olduğunu sorgulamak isteyen herkese, sadece 60 sayfada dünya kadar düşünce bırakacak bu kitabı mutlaka öneririm.