Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

fadime kara Tarafından Yapılan Yorumlar

22.04.2025

Yaşar Kemal’in her eserinde olduğu gibi Beyaz Pantolon da toplumun en alt kesimindeki insanların yaşadığı zorlukları, ezilmişlikleri ve umut dolu hayallerini anlatıyor. Yazar, yoksulluğu ve çaresizliği işlerken bile umudu kelimelerinin arasına ustalıkla serpiştirmiş.

Bu kısa ama etkileyici hikâyede, küçük bir çocuğun sıradan bir isteği — beyaz bir pantolon — uğruna verdiği mücadele anlatılıyor. Mustafa’nın bir pantolon sahibi olabilmek için gösterdiği çaba ve bu uğurda yaşadığı zorluklar insanın içini burkuyor. Kitap, aslında basit bir isteğin arkasında koca bir hayat mücadelesinin yattığını gösteriyor.

Hem kısa hem de akıcı bir anlatıma sahip olması sayesinde bir solukta okunuyor. Resimlerle desteklenmesi ise özellikle genç okurlar için kitabı daha eğlenceli kılıyor. Yaşar Kemal’in yalın ama derin anlatımı sayesinde her yaştan okurun ilgisini çekebilecek güzel bir eser.
21.04.2025

Bazı kitaplar hikâyesiyle değil, sende bıraktığı hisle kalır. Gelirken Ekmek Al da öyle. Sıradan görünen cümlelerin altında bastırdığın duygular ve unutmaya çalıştığın anılar gizli.

Kitap aileyi anlatıyor; ama herkesin güldüğü, mutlu olduğu bir ev değil bu. Üst kattan süzülen bir mutsuzluk, söylenmeyen kırgınlıklar ve suskunluklar var.

Ayakkabı vurduğunda açılan yara gibi… Aile yaraları da yürüdükçe sızlar.

Hikâyeler tanıdık. Annenin sesi, babanın suskunluğu, bir ekmek alınmadığında çıkan sessiz panik… Çünkü o acı hep içimizde.

Şermin Yaşar, hayatın unuttuğumuz sıcaklıklarını usulca anlatıyor. Ne öğüt veriyor, ne yargılıyor. Sadece anlatıyor.

Aile, en derin yarayı açan ama yine de yürümek zorunda olduğun yol.
21.04.2025

Kısa bir kitap ama içi koca bir ömür kadar ağır… Defalarca farklı zamanlarda okudum. Her okuyuşumda biraz daha içime işledi, biraz daha acıttı. Bazı kitaplar öyle, sayfası az olsa da ağırlığı hiç eksilmiyor.

Ivan İlyiç ölürken, daha nefesi tükenmeden çevresindeki insanlar mallarını, makamını konuşuyordu. Daha hayattayken unutulmuştu. Ailesi bile acısını görmüyor, duymuyordu. Sadece evindeki hizmetçi Gerasim vardı yanında. Sessizce oturdu başucunda, elini tuttu. O kalabalığın içindeki tek gerçek insandı.

Ve Ivan, son anında fark etti… Bir ömür, başkalarının onayını almakla geçmişti. Gösteriş, makam, insanlar… Hepsi koca bir yalandı. Gerçek olan sadece içindeki o yarım kalmışlık, ruhunun hiç iyileşmeyen acısıydı.

Bu kitap bana hep şunu hatırlattı: İnsan, en çok ölmeden önce unutulur. Ve hayat… zannettiğimizden çok daha kısa.
19.04.2025

Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk adlı eseri, travmanın insan ruhunda bıraktığı derin izleri ve sevginin nasıl en güçlü tedavi olabileceğini anlatan etkileyici bir kitap.

Ağır istismar ve ihmal yaşamış çocukların gerçek hikâyeleri üzerinden, beynin acıya karşı geliştirdiği savunma mekanizmalarını gözler önüne seriyor. En çarpıcı cümlelerden biri:

“Yaşadığınız travmaları, bazen oradan kaçmak için beyninizde başka bir bölüm oluşturup, her o korkuyu hissettiğinizde oraya kaçışıyoruz.”

Hepimizin kendi kaçış odaları var belki de… Kitap, sevilmeden insanın kendini sevemeyeceğini ve sevginin en güçlü iyileştirici olduğunu hatırlatıyor.
Benim için sadece bir kitap değil; geçmiş yaralarıma dokunan bir dost oldu.
16.04.2025

serinin 2. kitabı ama birinci kitabı daha iyidi