Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Gamze furat Tarafından Yapılan Yorumlar

25.09.2025

Kitapta bizi masal dünyasını alaşağı eden bir Pamuk Prenses bekliyor. Gündelik hayatın sıradanlığını ve boğuculuğunu işliyor yazar. Bu da ortaya epey rahatsız edici bir tablo çıkarıyor. Yedi cüceler artık sevimli, çalışkan küçük adamlar değil; sıradan erkek isimleri taşıyan, kendi boşluklarıyla Pamuk Prenses'i tamamlamaya çalışan sıradan adamlar.
08.09.2025

Gazâlî’nin dünyası, hem antik mirası (Calinos’tan alınan tıp bilgisi, dört unsur anlayışı) hem İslamî mirası (Kur’an, hadis, tasavvuf) hem de dönemin sosyal kabullerini içinde barındırıyor. Bir yandan insanı yücelten mükâşefe kapıları açıyor, diğer yandan fakirliği yücelterek hayata sırt çevirmeyi telkin ediyor. Rüya yorumlarıyla ruhun derinliğini keşfettiriyor, ama kadınları ve bazı meslekleri küçümseyebiliyor. İşte bu iniş çıkışlarla birlikte okununca, Gazâlî hem çağının çocuğu hem de çağları aşan bir ses olarak görünüyor
26.08.2025

Şehnâme’de karşılaştıklarımız bitmez tükenmez savaşlar, sürekli taht değişimleri oluyor. Okurken kendimi defalarca ne oluyor diye sorarken buldum; çünkü anlatı bir romanın akışına değil, bölük pörçük halkaların birbirine eklenmesine benziyor. Bunun sebebi, metnin epizodik yapısı. Her bölüm kendi başına bir küçük destan gibi ilerliyor, yeni bir hükümdar tahta çıkıyor, talih bir süre yaver gidiyor, sonra Turan saldırıyor, İran sarsılıyor, ardından kahramanlar devreye giriyor. Bu döngü, baştan sona kendini tekrar ederek ilerliyor. Firdevsî’nin amacı, İran’ın tarihini bir bütün olarak göstermek. Efrasiyâb, Türk geleneğinde Alp Er Tunga adıyla bildiğimiz hükümdar. Buradan bakınca, Gazneli Mahmud’un kitabı neden beğenmediği açık Türkleri sürekli kötü gösteren bir destanı, bir Türk hükümdarına sunmak ironik bir durum. Rivayetlerde, Mahmud’un soğuk karşıladığı, vaat ettiği altınları vermediği, Firdevsî’nin de kırgınlıkla hiciv beyitleri yazdığı anlatılıyor.
26.08.2025

Kitapta yer alan bütün öyküler incelemeyi hak edecek kadar kıymetli. İçlerinden birini, Yedi Tokat'ı incelersek, Insuk’un yaşadıklarını yedi tokada sığdırmış yazar. Okudukça anlıyoruz ki hayatın her hücresine sinmiş şiddetin, utancın ve hafızanın hikâyesini okuyoruz. İlk tokadın bedende bıraktığı iz, kılcal damarların patlaması, yanağın şişmesi, kulakların uğuldaması birkaç gün içinde iyileşiyor gibi gözüküyor. Ama o tokadın zihinde açtığı yer asla kapanmıyor. Han Kang’ın dilinde tokat, hem bir an hem de sonsuzluğa yayılan hafıza. "Bugün ilkini unutmaya başlayacağı gün” cümlesi, travmanın bir tür takvim gibi günlere bölündüğünü hissettiriyor. Ama “yedinci tokadı unutacağı gün gelmeyecekti” dediğinde, bu takvimin hiçbir zaman tamamlanmayacağını anlıyoruz. Fiziksel yara iyileşse de hafıza, aynı noktada açık bir yara gibi kalıyor.
30.07.2025

İlk bakışta bir denizcilik serüveni gibi görünen Moby Dick, özünde bir av değil, bir anlam arayışıdır. Melville, okuyucunun zihninde balinaya dair kişisel bir duygu ya da yönelim oluşmasını istemez; aksine, balinayı bireysel değil, evrens zemine çeker. Kitap, başından sonuna dek bir şeyi açıklamaktan çok bir boşluk yaratır. Bu yüzden ansiklopedik balina bilgileri, hayvanın gözlerinden kuyruğuna, vücudundan mitolojideki karşılıklarına kadar uzanır.
Kitap boyunca karşılaştığımız her karakter balinayla kendi hikâyesi üzerinden ilişki kurar. Kimi onu Tanrı’yla özdeşleştirir, kimi şeytanla. Kimi sıradan bir av olarak görür, kimi bir tehdit olarak.
İshmael, anlatının merkezinde, nötr bir gözlemcidir. Kaptan Ahab romanın ilk yarısında neredeyse görünmezdir. Ahab bacağı koptuktan sonra gözünde balina artık bir hayvandan fazlasıdır; eksikliğinin, başına gelenin, adaletsizliğin cisimleşmiş hâlidir. Böylece yalnızca bir hayvana değil, bir fikre, bir tanrıya, bir düşmana karşı savaş başlar.