Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Gamze furat Tarafından Yapılan Yorumlar

10.07.2025

Halid Ziya’nın acı çeken âşıkları sevdiğini biliyoruz. Vecdî, bu sevginin en derin, en sessiz ve en trajik örneklerinden biridir. Onun hikâyesi, aşkı anlatamayanların, sevdiğini başkasına verenlerin, bir ömür boyu hiçbir karşılık beklemeden sevenlerin hikâyesidir. Roman, aşkı anlatmaz; aşkın yaşanamayışını, dillendirilemeyişini anlatır. Vecdî karakteri, yalnızca bir âşık değil; aşkı itiraf etmekten kaçınan, arzularını yüksek sesle dile getiremeyen bir insan hâlidir.
Vecdî'nin aşkı hiçbir zaman karşılık bulmaz. En yakın arkadaşı Hüsam’ın varlığıyla birlikte Vecdî’nin sessizliği artık yalnızca duygusal değil, aynı zamanda ahlakî bir tercih hâline gelir. Çünkü onun aşkı, sahip olmak değil, sevdiğini mutlu görmek üzerine kuruludur. Bu da onu klasik bir platonik âşıktan ayırır: Vecdî yalnızca uzaktan seven değil, sevdiğini kendi elleriyle bir başkasına veren, sonra da bu acıyı tek başına taşıyan biridir. Vecdî hiçbir zaman mutlu olmaz; ama bu mutsuzluk onun utancı değil, asaletidir.
09.07.2025

Harriet ve David, geleneklerine bağlı bir çift olarak gösteriliyor. Aşık olup evleniyorlar ve birbirinden güzel sağlıklı dört çocukları oluyor. Ama sonra tüm inançlarını sarsacak bir olay oluyor ve beşinci çocuk doğuyor. Özenle kurdukları yapı çatırdıyor. Yüzeysel olarak bir ailenin parçalanma hikâyesi gibi görünse de, aslında çok daha geniş anlamda toplumsal ve bireysel çöküş anlatılıyor.
09.07.2025

Gılgameş, başta kibirli ve kendini beğenmiş bir kraldır. Freud’un teorisine göre bu karakter, insan benliğini kontrol eden “ego”yu temsil eder. Bu noktada onun karşısına çıkan Enkidu, Freud’un “id” dediği, insanın ilkel, içgüdüsel yönünü temsil eder. Enkidu’nun doğada yaşaması, cinselliği doğrudan deneyimlemesi, hayvanlarla birlikte olması tamamen doğasına uygun yaşadığını gösterir.
İlk karşılaştıklarında Gılgameş ve Enkidu’nun dövüşmesi, aslında ego ile id’in çatışmasıdır. Freud’a göre sağlıklı bir benlik, içgüdülerle savaşmak yerine onları tanır ve kontrol altında tutmayı öğrenir. Gılgameş de bunu yapar: Enkidu’yu düşmanı olarak değil, kendisinin bir parçası olarak kabul eder.
Ancak asıl kırılma noktası Enkidu’nun ölümüyle başlar. Gılgameş ilk kez ölüm gerçeğiyle karşılaşır. Dostunu kaybetmek onu öyle derinden etkiler ki, artık hiçbir şey eskisi gibi olamaz. Gılgameş, ölümsüzlüğü arar ama onu bulamaz. Şehri için duvarlar inşa eder, bilgeliğini halkına sunar.
09.07.2025

Kitap boyunca medeniyetle barbarlık arasındaki sınırın silikleşiyor. Çünkü artık kimse gerçekten medeni değil, kimse tamamen barbar da değil. Hepimiz kendi gerçekliğimizi yaratıyor ve sonra ona inanıyoruz. Dionisio karakteri, dans ederek, delilikle, müzikle insanları iyileştiriyor. Bu bana doğrudan antik Yunan’daki Dionysos’u çağrıştırdı. Onun gibi akıl dışı olanın içinde bir tür şifa, arınma gizli. Kitaptaki falcı Adriana gibi yan karakterler bile çok çarpıcıydı. Onun varlığı, olayların ardındaki karanlık yönleri sezdiriyor ama açıklamıyor. Zaten kitapta hiçbir şey tam olarak açıklanmıyor. Tomasito, masumiyetin simgesi. Olayların içinde ama hiçbir şeyden haberi yok.
Bazı sayfalar tahammülün üzerinde şiddet içeriyor. Ama şu da bir gerçek: Bugüne kadar yapılan toplumsal deneyler, devletin baskıcı müdahaleleri çok mu masumdu? Belki de gerçek şiddet, köylülerin yaptıklarında değil, onları oraya iten yapının sessizliğinde gizi. Yazarın tekniğinde buram buram belirsizlik hissi hâkim.
09.07.2025

Mo Yan'ın hikâyeleri rüya mantığıyla ilerliyor. Neden- sonuç ilişkisi çoğu zaman bulanık kalıyor. Hatta yer yer masalsı, halüsinatif bir ton taşıyor.
Demir yiyen çocuk, Çin’in kırsal kesimlerinde anlatılan, zaman zaman gerçek olaylara ve kıtlık dönemlerine göndermeler yapan bir halk öykü. Bu hikâyedeki çocuk, açlık ve yoksulluk yüzünden yiyecek bulamayan ve hayatta kalmak için demir yiyen bir figür olarak karşımıza çıkıyor. Burada dönemin zorluklarına, özellikle 1959-1961 yılları arasındaki Büyük Kıtlık’a bakmak gerek. Bu dönemde Çin’de milyonlarca insan açlıkla mücadele etti, normal besin kaynaklarına erişim çok kısıtlıydı.Mao Zadong liderliğinde başlatılan Büyük Atılım projesi kapsamında bireysel tarım yapanlar cezalandırıldı. Mao, halkın hızla sanayileşmesini istediğinden, halk demir çelik üretimine yönlendirildi.
Hikâye bu bilgilerle birlikte anlam kazanıyor. Tarlasında sebzesi olmayan halk adına yazar şu soruyu soruyor: "Demir mi yiyelim?"