Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Gamze furat Tarafından Yapılan Yorumlar

13.06.2025

Kitap, görünmez olanın hikâyesini anlatıyor. Karakterler aynı soruyu soruyor: Dünya seni görmüyorsa, hâlâ var mısın?
Collins örneği, sorgulamanın başlangıcı. Ay görevinde, fotoğraf karesine girmeyen Collins’ti. Ay’daki astronotlar, Dünya, hepsi görünüyordu ama fotoğrafı çeken kişi görünmüyordu. Buna rağmen, o karedeki tek yaşam izi onundu. Kitap boyunca hep görünmeyenlerin varlığına tanıklık ediyoruz. Fotoğrafın dışında kalmış insanlara.
Kitap bizi gözlemlemek üzerinde düşünmeye zorluyor.
Konuyu, Velázquez’in tablosu üzerinden anlatmayı seçiyor. Biz ressamın ne çizdiğini göremeyiz, sanatçının bakışı bir sır: o dönüştürür ve değiştirir. Aynadaki yansımamızı görebiliriz. Ama burada sadece izlemek ve yargılamak üzere bulanan bizler, aynada birer kral ve kraliçeye dönüşürüz. Zannederiz ki, bizim beğenimize bağlıdır sanat eserinin varlığı.
Yörüngede, bizi bir kişi görmese bile var olabileceğimizi söylüyor. Tıpkı Velázquez'in Nedimeler tablosundaki gözü kapalı olan köpek gibi.
13.06.2025

Kitap, iki karakteri birbirinin gözünden anlatıyor: Calculus ve öğrencisi. Calculus’u tanımaya söylentilerle başlıyoruz, gerçek hayatta olduğu gibi. Öğrencisi hakkında pek bir şey bilmesek de, Calculus’un onu çömez olarak seçmesiyle onun da öğretmen kadar özel biri olduğunu anlıyoruz.
Hiçbir şey bilmeyen bir öğrenciyi alıp sorgulamayı öğreten bir hoca var karşımızda. Üstelik bunu, hiç de yabancısı olmadığımız bir ortamda yapıyor; öğrencisini evinde ağırlıyor, ona kurabiyeler pişiriyor.
Kitap, sürekli bir şeyler öğretirken eğlenceli yanından taviz vermiyor. Bu, hem hikâyeyi canlı tutuyor hem de ağır matematiksel ve felsefi konulara tekrar başlamak için bir nefes almamızı sağlıyor.
Bir Bölü Sonsuz’a “hayatımın anlamı” dediğin an ise çok vurucu. Öğretmen’e ilk defa bu kadar yaklaşıyoruz.
Bu denli anlaşılması güç konuları, okuyucuyu tek an bile sıkmadan aktarabilen yazar, büyük bir alkışı hak ediyor.
Kitap maneviyatı hep yukarıda tutuyor; bilgiyle birlikte ruhu da besliyor.
12.06.2025

Roman, epik bir destan havasında yazılmış. Karakterler, özellikle Ragnar, daha ilk sayfadan merak uyandırıyor. Sert bir savaşçı beklentisini, korkuları ve hayalleri olan bir adam gerçeğiyle yıkıyor. Yazar, tanrıların görevlerini okuyucuya neredeyse çaktırmadan metnin içine işlemeyi başarmış. Hel, ölüm tanrısı; Odin, tanrıların kralı; Thor, göklerin tanrısı... Böylelikle okuyucuyu kitabı bırakıp kim olduklarını araştırma zahmetinden kurtarmış.
İsim konusunda Fazıl Şahin’in hakkını teslim etmek gerekiyor. Hem özü korumuş hem de Türkçeleştirmeyi başarmış. Torben Ölümsacan, Ragnar Demirayak gibi. Okurken, keşke filmi olsa dedirtiyor insana. Hikâye son ana kadar gerilimini koruyor, gizemli kalmayı başarıyor. Odin hakkında bilinmezlik, neler olacağını daha da merak etmemizi sağlıyor. Tanrıları öldürmenin tek yolunun kaderi yok etmek olduğunu söylemesi çok yaratıcı. Fazıl Şahin, Odin hakkında net bir cevap vermiyor. Bu sayede hikâyenin devamı için kapı aralık kalıyor.
11.06.2025

Arşe Duo, şiir ve öyküyü yan yana koymuyor, onları birbirine bağlıyor. Şair ve yazar, birbiriyle sezgisel bir diyalog kuruyor. Şiirler, kendinden sonra gelecek öyküye zemin hazırlıyor. Öyküler, bir önceki şiirin yankısını taşıyor.
Birkaç şiir-öykü ikilisinden sonra kendimi bu oyunun bir parçası gibi hissetmeye başladım. Parçalardan sonra “Bu bana neyi çağrıştırıyor?” diye sordum.
Şiirler, sezgisel bir zincir gibi akıyor. Anlam doğrudan verilmiyor; çağrışımlar, imgeler, kırık dizelerle ilerliyor.
Şair, puslu bir pencereden ona bakmamıza izin veriyor. Derdi anlaşılmak, çözülmek değil, daha çok hissedilmek istiyor.
Bu yoğun şiirsel dilden sonra gelen öyküler ise başta bir tür sığınak gibi. Acıyı göğsünde yumuşatıyor, üzülecek bir şey yok diyor. Ancak bu çok da uzun sürmüyor, beklemediğimiz bir anda affetmeyen, hesap soran bir yapı kazanıyor.
Bir rol paylaşımı yok, sadece ikisi de karanlığı paylaşıyor.
Her ikili, bir yeni soru bırakıyor geride:
"Sende neye dokundu?"