Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
Abdullah Furkan Doğan Tarafından Yapılan Yorumlar
1950'lerün New York'unda başarılı olmaya çalışan dansçı bir kızla yazar bir erkeğin aşk hikâyesi. İkisi de başarılı olamıyor ama en sonunda birbirlerine kavuşuyorlar.
Lou, çalıştığı enstitüye miras kalan kütüphane için uzak bir adaya gider. Amacı miras kalan evin içindeki kitapların ve diğer yazılı - görsel bütün belgelerin yani envanterin dökümünü yapmaktır. Uzak adaya gittiğinde, ona evde bir ayı da olduğunu söylerler.
Ayı ile arkadaşlık kurmaya başlayınca dedim ki roman, çalışmak yüzünden düzgün bir hayatı olmamış iş dışında pek bir şey yapmamış bir insanın ayı ile dostluğunu anlatacak. Lou da bu ayı sayesinde ya dostluğu öğrenip insanların arasına karışacak ya da insanların dünyasını tamamen terk edip doğaya karışacak. Hatta belki enstitüye de geri dönmeyi reddedecek. İkisi de olmadı. Roman çok ters köşe bir şekilde Lou'nun bu evdeki ayıya aşık olmasını anlatmaya başladı. Yani öyle paragraflar ve betimlemeler vardı ki şok oldum. Kesinlikle okunmalı, çok farklı bir romandı.
"Poe'nun ünü, ölümünü takip eden yıllarda özellikle de İngiltere ve Fransa' da artmaya devam etti. Verlaine ve Rimbaud'yu derinden etkiledi; bazı yönlerden Avrupa Romantizminin öncüsü olan, özellikle de Sembolizm ve Sürrealizmin habercisi olarak değerlendirilen bu Amerikalı şaire saygı duruşu olarak Mallarme de Baudelaire de onun "Kuzgun" şiirini çevirdiler.
Baudelaire, Poe'nun şiirlerini ve hikayelerini okuduğunda "yalnızca hayalini kurduğum konuların değil, düşündüğüm cümlelerin de onun tarafından yirmi yıl önce yazıldığını gördüm" diyordu. Remy de Gourmont, Poe'nun aslında Amerikan değil, Fransız edebiyatına ait olduğunu söylüyordu. Valery, Gide'e "Kusursuz olan tek yazar Poe. Asla hata yapmadı," diyordu.
Romanın ortalarına doğru okuduğumun bilim kurgu olduğunu fark ettim. O kadar hayatımızın içinde ki burada anlatılan teknolojik olaylar bilim kurgu olduğunu geç anladım. Roman her yönüyle çok iyi yazılmış. Günümüzde teknolojiyle şekillenen farkılılaşan iletişim şekillerinin başımıza getirdikleri üzerine yazar çok düşünmüş. Örneğin: Huzurevinde uyanan Kentukiler'in sahipleri onları bozmaya çalışırken yaşlıların gözyaşları eşiğinde kendilerinin tek dostu olan Kentukiler'i kurtarmaya çalışması çok sarsıcıydı.
Schweblin'i dünyaya biraz daha tanıtabilmek için hep bir roman bekliyorlar ondan Kurtarma Mesafesi'ni de genelde novella olarak görüyorlar. Nedense beğenmedi eleştirmenler. Buna da romanın öykü öykü birbirinden kopuk hâlini gösteriyorlar ama çok iyi bir öykücü olan yazardan roman isteyen sizsiniz.
Roman, kim ne derse desin, çok iyi yazılmış. Böylece yazarın çevrilmiş bütün kitaplarını okumuş oldum
Daniel Pennac, bu eserinde tembel bir öğrenci olan kendini anlatıyor. Yazar ve öğretmen olan Pennac, kötü bir öğrenci olan kendisinin gözünden okulu anlatıyor. Başarısızlığın verdiği hüzün, dersleri anlayamamanın ve anlayamadığını anlatamamamın verdiği acılar, başarısız karnelerin ardından hayalleri yıkılan anne ve babalar, her biri bu kitabın karakteri.