Toplam yorum: 3.285.323
Bu ayki yorum: 6.849

E-Dergi

Abdullah Furkan Doğan Tarafından Yapılan Yorumlar

Çeşitli dergilerde okuduğum öykülerini bir kitapta bulunması çok iyi
İlk kez böyle bir roman okudum. İlk defa Tayvan edebiyatından bir roman okudum. Ekolojik felaketleri, okyanustaki çöp adaları, yerliler, bütün felaketlerin (buna fakirlikten başlayın depremler seller çevre felaketlerini de dahil edin) arasında insanın doğaya yaptığı kötülüklerin kendine dönüşünü okudum.

Wayo Wayo Adası'nı ise ayrı bir roman olarak okumak isterdim. Yazarın ters köşe olarak bazı gizemleri aniden metafizikle çözümlemesi şaşırtıcı olsa da başka şekilde çözmesini tercih ederdim.
Daniel Pennac, bu eserinde tembel bir öğrenci olan kendini anlatıyor. Yazar ve öğretmen olan Pennac, kötü bir öğrenci olan kendisinin gözünden okulu anlatıyor. Başarısızlığın verdiği hüzün, dersleri anlayamamanın ve anlayamadığını anlatamamamın verdiği acılar, başarısız karnelerin ardından hayalleri yıkılan anne ve babalar, her biri bu kitabın karakteri.



Çocukluğu boyunca tembel bir öğrenci olan Pennac’ın bir öğretmene ve yazara dönüşmesini okumak çok keyif verici. ‘’Şahsen ben evdeki köpeğin bile benden daha hızlı anladığı sonucuna varmıştım. Kulağına 'O zaman yarın okula da sen gidersin, yalaka şey' dediğimi anımsar gibiyim.’’
Bir ön öykü ve üç bölümden oluşuyor bu roman. Romanın ana karakteri Yusuf Aksu; ansiklopedi tutkunu, silik ve beceriksiz bir insan. Ön öyküde anlatılan Yusuf Aksu’nun arkadaşı, "saçma bir aşk" yüzünden kendini öldürür. Arkadaşının dil teorisi, Yusuf’un üzerine kalır. Hiç yalan söylemeden bütün bir hayatı yalan olur Yusuf Aksu’nun. Ve kendi kimliği başka birinin kimliğinde çözülen Yusuf Aksu’nun romanı, edebiyatımızda kimlik konusunu işleyen en iyi romanlardandır.
Dört sene önce, tee pandeminin sonlarına yakın, yabancı edebiyat sitelerinde adından çokça bahsedilince merak etmiştim ama İspanyolcam yok İngilizcem çok iyi değil, merak ettiğimle kalmıştım.

Çevirisini görünce alsam mı almasam mı kararsızdım ama arkada hem Schweblin hem de Enriquez'in yazılarını görünce daha da meraklandım.

Kasabanın Cadı'sının cesedi bulunur. Ve bütün bu süreçte Meksika'daki toplum yozlaşmasını, şiddetin ne kadar korkunç boyutlara yükselebileceğini anlatıyor.
Roman çok sarsıcı. Okuyacak olanların etkileyiciliğini azaltmamak için detaya girmek istemiyorum. Cormac McCharty, Donald Ray Pollock kadar sert yazıyor ama dilde de yenilik getirmiş. Tek paragraflık, konuşanların birbirine girdiği anlatılarla (hatta bir noktada konuşan karakterin diyalogları aniden tutanak ifadelerine döndü) roman yazmak çok zordur. Faulkner dışında da pek başaranı yok açıkçası. Ama bu roman ve yazarı bir istisna.