Toplam yorum: 3.284.988
Bu ayki yorum: 6.494
E-Dergi
Fehmi Ardalı Tarafından Yapılan Yorumlar
“Büyük Komutanlar Serisi”’nin 12. kitabı, Osprey’in standart formatında, Kronik kitap kalitesinde ve Selçuk Uygur’un tercümesiyle okuyucuya sunulmuş. Batı Seferindeki “Orak darbesi” planı ile beklediklerinden daha uzun süre Rusya cephesinde görevli olduğundan kitabın büyük bir kısmını Kuzey Ordular Grubu’ndaki komutanlığından kendisine mareşallik asasını kazandıran Kırım Seferi ve Sivastopol’un ele geçirilişi ile 1943 yılı sonunda ki geri çekiliş muharebelerine kadar Doğu Cephesi kaplıyor. Manstein’ı ününün doruğuna çıkaran “Ters Vuruş” hamlesi öncesinden görevden alındığı 1944 yılı Mart sonuna kadarki kısım
anlatılmış. Bu bölümler, “operasyonel muharebe tarihi” tarzında kaleme alınmış. (Hangi birlikler nerelerde hangi düşman birliklerle çarpıştı, vb.) Doğal olarak, kısa ama de kitapta yer alan önemli bölümler. Savaş sonrasında yeni Alman Silahlı Kuvvetleri “Bundeswehr”’e danışmanlık yapıyor. Anılarını yayınlayıp, “kendi köşesinde” oturuyor. Her askeri tarih okuru almalı!
14 yılda yazılan eserde 4.4.1953’de İsveç şilebi Naboland ile Çanakkale Boğazı’nda çarpışan gemiden sadece komutan ile köprü üstündeki diğer dört kişinin kurtulduğu facia anlatılıyor. 1943'de denize indirildiğinden beri öyküsünü, personelinin hikâyelerini, o gece ve takip eden günlerde yaşananlar ile dava sürecini, donanmamızda görev yaptığı sürece gemi ile özdeşleşen kişilerin kısa hayat hikâyelerini, 81 şehidin kimler olduklarını anlatmış. Bence en önemlisi de, bu facia hakkında doğru bilinen yanlışları delilleriyle ortaya koymuş. Denizciliğe pek ilgi duymayan okurların bile kolay anlayabileceği ve akıcı bir derleme halinde sunmuş. Az Sayfada çok bilgi vererek bu trajediyi çok akıcı anlatmış Okurken bazı bölümlerinde ağlamamak için kendinizi zor tutarken, çok sayıda hurafe ile yanlış bilineni düzeltiyor. Eleştiri yerine, (E.)Tümamiral Cem Gürdeniz’in arka kapağa yazdıkları bile yeter. Okumak için askeri tarihe değil, yakın tarihimize ilgi duymanız bile yeter.
Yazar, Freiburg Askeri Araştırma Kurumu'nda çalışmış. Uzmanlığı 2.D.S. İtalya Cephesi ve savaş suçlarıdır. "Giriş kitabı” olarak nitelendirdiğim sınıfa giren bir eser. Herhangi bir konuya ilgi duyup o konuyla ilgili hiçbir kitap okumamış bir okura tavsiye edilebilir. Bize uzak coğrafyaları anlattığı bölümlerde asgari düzeyde de olsa 2. Dünya Savaşı tarihini bilmek gerekiyor. Savaşın temel ve kırılma noktalarının birçoğuna değiniyor. Hatta bu tarz kitaplarda pek sık rastlanmayan bir tarzda bazı hipotezlere de yer vermiş ve kendince değerlendirmiş. Tüm aktörleri eleştirmiş, politikacıların günü kurtarma çabalarını, revizyonist yaklaşımlarını anlatmış. Erdoğan Saruhan’ın tercümesi gayet güzel; konu askeri tarih olsa da taktik ve teknolojik terimler az olduğundan fazla bir uzmanlık gerektirmiyor. Daha fazla harita ve resim eksik değil bence. Günümüzde ki dijital Dünya’da milyonlarca fotoğraf ve resme internette ulaşılabilir. Tüm bunlara ek olarak fiyatı da çok uygun!
Yazar çok üretken bir isim.Birçok BAFTA vb. ödüllü belgesel yapmış. 495 sayfa gözünüzü korkutmasın.Hem yazarın tarzı hem de tercümenin güzelliği sayesinde çok rahat okunuyor.Kitabın içerik düzenlemesi alışılmıştan biraz farklı, “Önsöz”'de yazar neden Ruslarla ve Rusya'yla ilgilendiğini ve bu en büyük ve acımasız savaşı anlatan bir kitap yazdığını "itiraf etmiş".Yazma nedeninin "duygusal" olduğunu vurguluyor. Sivil ve askeri baş aktörlere, iki ideolojinin tarihsel gelişimine kısaca değinip, önemli muharebelerle savaşı anlatmış."Tanıklar" başlıklı 27 kişinin anılarından, mektuplarından, notlarından oluşan kısım.
Doğu Cephesine Rusların gözünden anlatan güzel bir "çapraz okuma".Strateji ve teknik kısmı çok az. Kitapta "Silah" değil, "insan" unsuru ön planda duruyor.Tercüme gayet güzel, yaklaşık 500 sayfalık bir kitapta düşük cümle veya bir kaç askeri terimin yanlış/farklı tercümesini bulabilirsiniz.Ana hatlarıyla, mütercim okumayı ve bütünü bozmayan bir eser kazandırmış dilimize.
“Muri'nin Yolu” kitabı da çevrilen İlya Boyaşov’u Rus ve Dünya edebiyatına tanıtan bu eser, "Beyaz Kaplan" filmi ile ünlendi. Romanda, savaş boyunca insanı, insan yapan özelliklerini kaybetmeme mücadelesini oldukça çarpıcı ve rahatsız edici bir dille aktarmış. Filmi seyredenlere kitabı okumalarını tavsiye ederim; çünkü birçok noktada yönetmen kendi tercih hakkını kullanmış. Uğur Büke, Rusça’dan Çekov, Tolstoy çevirileriyle tanıdık bir isim. Ama, konu “askeri tarih” ve özellikle “tank” gibi çok teknik bir konu olunca, bu konuda bilgi sahibi olan mütercim veya okuyuculardan yardım alarak doğru bir karar vermiş. Kitabın başında öne çıkan insan olgusu, alışılageldiğimiz Rus yazımına kıyasla teknik ve taktik unsurların biraz gerisinde kalıyor.
Yine de ikisini çok iyi harmanlamış. Kitabın sonunda yaklaşık 30 sayfalık “Yazarın Notları” kısmı tanklar başta olmak üzere zırhlı araçlar ve silahların teknik özelliklerinden organizasyon yapılarına kadar oldukça geniş kapsamlı bilgiler içeriyor.