Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

erken1 Tarafından Yapılan Yorumlar

04.08.2011

ben pek beğenmedim ama kişilere göre değişir tabi.
16.06.2011

kitabı pek beğenmedim. çeviri yapan birçok konuda düzeltme yapmış. ilginç bi kitap yani. hadis ler var çeviri yapan düzeltmiş böyle bir hadis yok diye yazmış filan.tavsiye etmem şahsen
30.04.2011

düşüncede neslin ilhadı, tamamen bilgisizlikten, terkip kabiliyetine sahip olamamadan, kalb ve ruh gıdasızlığından kaynaklanmaktadır. Zira İnsan, çok iyi bildiğini –ve hele meziyetleri de varsa- sever; bilmediğine karşı ise, düşman kesilir; en azından alakasız kalır.

Şimdi, başımızı kaldırıp, raflara ve vitrinlerde sergilenen kitaplara ve o kitaplarla bize anlatılan fikirlere ve tanıtılan şahıslara bakalım. O zaman, sokaktaki çocuğun neden “APAÇİ” kıyafetine girdiğini; neden kendini “zoro” ya benzettiğini ve nasıl “don juan” kesildiğini anlama imkanı bulacağız.

Dünden-bugüne insanımız, kendisine iyi olarak tanıttırılanı sevip arkasına düştü. Tanıyıp bilemediklerine karşı da, hep yabancı ve alakasız kaldı. Evet ruhlar ölü, kalbler fakir, akıllar alabildiğine hezeyan içinde ise, ilhad mecburi istikamet demektir. İnanç, mesuliyet duygusu, ısrarlı kalb, ruh terbiye ve tezhibi ise gençliğin diri kalmasının en büyük teminatıdır. Yoksa, şeytanın heva-i nefislerine musallat olduğu bir topluluk, hezeyandan hezeyana düşecek, durmadan mihrap ve kıble değiştirecek ve her “nev-zuhur” felsefeyi alkışlayacak ve bir daye sayıp kendini onun kucağına atacak.
(kitaptan alıntı)

güncel soru(n)lara cevaplar
30.04.2011

Ey tüketim şey’leri ile hayatımızı zehir eden ateşli şeytan,teknolojinin sanrılı efendisi.. hayatınızı kolaylaştırıp , ömrünüzü uzatıyorum diye herkesi kandıran , boş vakitlerin tapınak şövalyesi.. futbol stadyumlarını, dev alışveriş merkezlerini şehirlerin bezgin insanlarına çağın modern tapınakları olarak gösterip , hepsini hipnoz olmuş kobaylar gibi her an kendine çağıran fısıltılar prensi… ey enerjisi hiç bitmeyecekmiş gibi duran ihtişamlı cüce … herkesi dumansız ateşine çağıran gözbağcı spiritüalist maske… ateşli sayıların şehvetli oyuncusu…kelimelerin azılı düşmanı… insana emanet edilmiş cennet hayalini kıskanan haris yılan…

Sadece sayılarla düşünebilen ve hiç uyuyamayan dijital hafıza…duygusuz, kalpsiz, yapay zeka… cenab-ı hakk ın yarattığı bütün iyiliklerin, güzelliklerin kifayetsiz muhteris düşmanı




İnsanların, biz daha önce nasıl bilemedik, onu çok sevmiştik, şimdi ne oldu ona böyle birdenbire değişti anlayamadık, yanıldık demeleri aslında ne anlama gelir… bu büyük bir oyundur… şeytan kendisinin olmadığına inandırmıştır çoğu insanı. O aradan çekilince birbirinizi rahatlıkla boğazlayabilirsiniz… onu görmezseniz, sanırsınız ki karşınızdaki “öteki” olandır. Hesapları hep o beşer olanın üzerine kurarsanız, yüzlerce yıldır olduğu gibi şeytanın karşısında yine mağlup olursunuz. Bu oyunda sizi aranızda kazanan olmaz. Tek kazanan size kendini unutturan şeytan olur. Siz de yalvara yakara insanların “öteki” anlayışını değiştirmek için çabalarsınız… önemli olan karşınızdaki insandan gelen davranışın şeytandan gelip gelmediğine bakmanız ve onu şeytana kaptırmamak için asıl mücadelenin iblise karşı yapılması gerektiğini anlamanızdır. bunun için maddi manevi teçhizatlanmak ve karşınızdaki kardeşinizi onun elinden kurtarmak asıl hedef olmalıdır. Yoksa ne anlamsız bir çabadır “öteki” hakkında entelektüel kuramlar geliştirmek.

Doymak bilmeyen bir dünya hayatı işte! Sürekli yiyen, giyinen, ateşten ekranları seyreden ve ne yaparsa yapsın içindeki manevi açlığı bir türlü gideremeyen tatminsiz insanlar güruhu… sürekli olarak bir yerlere yetişmeye çalışan, makyajlı, konforlu, teknoloji bağımlısı tek tip insanlar…içleri boş kelimeler gibi hepsi…



tuhaf bi kitap işte,
16.04.2011

o peygamberin söyledikleri ancak Allah tan gelmiş bir öğüt ve apaçık bir Kur'an dır.bu kur'an ı ancak sana dirileri uyarasın,inkarcılarada hak ettikleri cezayı haber veresin diye indirdik(yasin36/69-70

ilahi kelam hayatı inşa etmek için insanlığa hediye edilmiş bir kitap iken ne yazıkki bu kitabın muhatapları, kitabı;sadece ölüler üzerine okunan bir teselli kaynağına dönüştürdüler.islamın çilekeş şairi m.akif bu durumu şöyle dile getirir

ya açar nazm-ı celilin bakarız yaprağına
yahud üfler geçeriz bir ölünün toprağına
inmemeiştir hele kur'an bunu hakkıyla bilin
ne mezarlıkta okumak ne de fal bakmak için
akif in ızdırap ile yazdığı bu vakıa ne yazıkki hiç değişmeden aynen devam etmektedir.nice bahtsız evlerde kur'an ın sesi ancak bir cenaze ile yükselmekte yada bazı yersiz tartışmalarda delil olarak kullanılmak üzere mahfazalarından çıkartılmaktadır.ama bu kitabı bize bahşeden cenab-ı hak kitabın ölülere değil dirilere indiğini söylemiştir.hemde çok ilginçtir ölüler üzerine okumayı adet edindiğimiz yasin suresi bunu çok açık şekilde dile getirmektedir.


yasin suresi içinde barındırdığı muhtevanın önemine binaen efendimiz sav."kur'an ın kalbi" diye nitelendiriştir.kur'an ın üç temel konusu olan tevhid,nübüvvet ve haşir meselelerini çok güzel üslüpla dile getiren bu sure çok önemli mesajlarla muhatabını uyarmaktadır.özellikle ölümden sonra dirilme mevzusunu kendine asli muhteva edinerek diriliş haşir ve hesap gününe değinmektedir.
bu surede özellikle haşri konu etmesi diri olan insanlara kabrin arkası için çalışınız ,haşre hazırlıklı olunuz,yarınınızı unutmayınız demek içindir.bu uyarılara insanın diriyken ihtiyacı vardır.ölene bunları zaten duyuramazsınız,duyursanızda fayda sağlamaz.

ölen insan ölüm sessizliği ile kalanlara şunu demektedir;ben gidiyorum yarınlarda sizde gittiğim yere geleceksiniz,nasıl bir yer olduğunu merak ediyorsanız benim üzerime okuduğunuz şu ayetlerin anlamlarına bakın,inananlar için hazırlanan selam yurdunu ,inkarcılar için hazırlanan azap yurdunu okuyun.

kitapla dirilenler ölseler bile diri olarak kalırlar,kitaba hizmet edenler unutulmadan yıllar yılı anılarak istifade sunmaya devam ederler.